DÜNYALAR KADAR UZAK - Halimiz
DÜNYALAR KADAR UZAK 2
AŞININ ÖLÜMLE DANSI
28 Şubat 2019
DÜNYALAR KADAR UZAK 3
WORLDS APART
28 Şubat 2019
DÜNYALAR KADAR UZAK 4

Amerika’nın doğum belgesine, yani Bağımsızlık Bildirgesi’ne göre; “Hükumetler yönetim yetkilerini yönetilerin rızasından alırlar.”

Peki söz konusu olan 2019 senesinin kaotik dış politikası olduğunda, halkın istekleri, halkın tercihleri mi ön planda tutulmalıdır?

Bu soruyu gündeme getirmemin sebebi Eurasia Vakfı tarafından yapılan yeni bir araştırmanın sonuçları… Eurasia, Amerikalıların dünyaya bakış açıları ile ilgili çok kapsamlı araştırmalar yapan bir vakıf.

Amerika genelinde 1000 yetişkin ile yapılan anket nihayetinde ortaya çıkan sonuçlar oldukça dikkat çekici, fakat öyle bir siyasi bir çılgınlık içindeyiz ve Washington’dan her an öyle yeni hikayeler geliyor ki, ne yazık ki böyle bir dönemde yapıldığı için bu anket hak ettiği ilgiyi göremedi.

Amerika’nın dünya üzerindeki yeri ve önemi hakkında endişeleri olan ve bu endişeleri Trump döneminde kat kat artan kişiler için bu anket sonuçlarının çok şey ifade edeceğini ve oldukça düşündürücü olacağını söyleyebiliriz.

Özetle, yapılan anketin sonucunda Amerika genelindeki sıradan vatandaş ile dış politika uzmanlarının, Amerika’nın dış politika angajmanları ile ilgili fikir ve beklentilerinin neredeyse taban tabana zıt olduğu ortaya çıktı.

Halk, uluslararası ilişkilerin ve askeri müdahalelerin daha sınırlı olduğu bir yaklaşımın benimsenmesini istiyor. Yılların getirdiği deneyim ve bilgiye sahip uzmanlar ise daha kapsamlı bir rol oynanması gerektiğini düşünüyorlar.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşı,   Marshall Planı, Birleşmiş Milletler’in kuruluşu, Kore ve Vietnam göz önüne alındığında, uzmanların neden böyle düşündüğünü anlamak çok da zor olmasa gerek. 1860’lardaki Amerikan İç Savaşından beri Amerika dünyanın etkin bir süper gücü haline geldi. Amerika’nın dünya sahnesindeki tutumu; Amerikalı vergi mükelleflerinin ödediği paranın be Amerikan askerlerinin dünya barışını korumak için “elzem” olduğu şeklindeydi.

Oysa Eurasia Vakfının yaptığı çalışma, siyasi eğilimleri her ne olursa olsun çoğu Amerikalının yurt dışında gelişen olaylara daha az karışılmasını istediğini ortaya koydu. Yaşları ve liberal ya da demokrat oluşları fark etmeksizin Amerikan halkı dış ülkelere müdahaleler konusunda oldukça şüpheci bir hale gelmişti.

Anketteki sorulardan sadece bir tanesine verdikleri cevabı ele alalım. Kendilerine Amerika Birleşik Devletleri’nin barışı sağlamak ve korumak adına ne yapması gerektiği sorulduğunda; ankete katılanların %34’ü “Barışı sağlamak için ülke ihtiyaçlarına ve Amerikan demokrasisini güçlendirmeye odaklanmalıyız.” diye cevap verirken, sadece %18’i “Barışı sağlamanın en iyi yolu dünya çapında demokrasiyi desteklemek ve korumaktır.” demiş.

Ankette verilen cevaplar arasında “Dış ülkelerdeki olaylara karışmalıyız” cevabı, en az tercih edilen cevap olup, tercih sıralamasında sonuncu oldu.

Olaya şu şekilde de bakabiliriz; Amerikan halkı, bizim dünyaya olaylara karışarak değil, herkes için olumlu bir örnek oluşturarak etki etmemizi istiyor.

Ankete katılanların neredeyse yarısı “Amerika’nın, temsil ettiği değerler açısından eşsiz olduğu” şıkkını işaretledi, sadece %18’i “Amerika, dünyaya kattıkları yüzünden eşsizdir” dedi.

Bu şüpheci tavır, konu şiddet olduğunda daha da artıyor. Katılanlara “Eğer İran nükleer silah programına tekrar başlarsa Amerika Birleşik Devletleri nasıl karşılık vermelidir?” diye sorulduğunda, yüzde sekseni “diplomasi yolu ile” cevabını vermiş.

Askeri harcamalar konusunda ise katılımcılar adeta ikiye bölünmüş gibi görünmekte. Bir yarısı mevcut harcamaları yeterli bulduklarını söylerken diğer yarısı mevcut askeri harcamanın çok olduğunu, bir bölümünün farklı yerlere gitmesi gerektiğini düşünüyormuş.

Eurasia Vakfı anket sonuçlarını rastgele seçilmiş 45 dış politika uzmanının görüşleri ile karşılaştırmış; sonuçlar birbirinin zıttıymış.

Donald Trump bu durumu çoktan farketmişti. Trump’ın kaos dolu dış ve askeri politikası içerisinde tek bir şey sürekli tutarlı kalıyordu “Her şeyden önce Amerika gelir” söylemi… Trump, içinden geçtiğimiz günlerin yeni bir Bağımsızlık Bildirgesi gerektirdiğini düşünüyordu, dünyada olan bitenlerden bağımsız olduğumuz bildirgesi…

Eurasia Vakfının kurucusu ve başkanı Ian Brenner’a göre ise,   eğer böyle davranırsak kendimizi riske atmış olurduk.

Brenner, araştırmanın sonuçları ile ilgili, Time dergisine yazdığı makalede; dış politika ve askeri politikadan sorumlu yetkililerin toplumun görüşlerini göz önünde bulundurmaları gerektiğini söyledi:

“Günümüzün jeopolitik gerçekleri göz önünde bulundurulduğunda, bu durumun, Amerikan yasa yapıcılarının seçmenleriyle tekrar ortak bir noktada buluşmaları için bir fırsat olabileceğini düşünüyorum.”

Brenner, bu durumu görmezden gelmenin büyük tehlikeler yaratabileceğini söylüyordu. Halkın güveni tamamen kaybedilebilir ve tüm dünya ulusları bu durumdan etkilenebilirdi:

“Uluslararası politika arkasında halk desteği olmadan sürdürüldüğünde, dış ülkelerin hükümetleri Amerika’yı daha az güvenilir ve daha tutarsız bir partner olarak görme eğiliminde oluyorlar ve dış düşmanlar da bu potansiyel ayrılıkları suistimal etmek için hazır bir şekilde bekliyorlar.” diyordy.

Tabii bir de şu var; Amerikan halkını dış işlerimize müdahil etmek, onlara aslında tüm dünyanın bizim mahallemiz olduğunu hatırlatıp, dış dünyadaki olayları neden önemsemeleri gerektiğini anlatmak, ortaya yepyeni ve taze bakış açılarının çıkmasına yardımcı olacaktır.

“Dünyalar Kadar Uzak” araştırması ile ilgili yazılan son raporda, baş araştırmacı Mark Hannah, “Yönetenler halkın düşüncelerinden uzaklaştığında bir demokrasi açığı ortaya çıkar” diyor.

Bütün bunlar, tabii ki “halk ne istiyorsa koşulsuz şartsız o yapılmalıdır” anlamına gelmiyor. Durumun böyle olmadığını anlamak için İngiltere’deki Brexit çıkmazına bakmak yeterli olacaktır fakat halkın eğilimleri de göz önünde bulundurmak zorunludur. Dış politika, yukarıdan aşağıya dikte edilecek bir şey değildir.

Bizimki gibi bir temsiliyet demokrasisinde seçilmiş liderler halkın ortak görüşüne göre hareket etmek zorunda değildir ve dünyayı anlamak için belli bir uzmanlık gerektiği de doğrudur fakat Eurasia Vakfının yaptığı “Dünyalar Kadar Uzak” araştırmasının sonuçlarının bize gösterdiği gibi; yetkililerin dış politika konusunda karar alırken halkın görüşlerini de dikkate almaları görevlerinin bir parçasıdır.

Eğer bu görüşler göz önüne alınırsa dünya da biz de daha iyi bir noktaya doğru gideriz.

Çeviren: Deniz YURDAKUL 

mm

Paula Wolfson

Paula Wolfson is a veteran Washington correspondent who has covered three presidents and six presidential campaigns. She was the White House bureau chief for the Voice of America before switching to commercial radio, where she reported on science and health care policy, Recently she returned to her first love and is writing once again on American politics and foreign policy for halimiz.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!