"DÜNYA SENİN İÇİNDE, AKSİNİ DÜŞÜNME!" - Halimiz
"DÜNYA SENİN İÇİNDE, AKSİNİ DÜŞÜNME!" 2
ABD-İRAN KRİZİ ŞİMDİLİK SAKİNLEDİ
9 Ocak 2020
"DÜNYA SENİN İÇİNDE, AKSİNİ DÜŞÜNME!" 3

Siz de yapar mısınız acaba diye merak ediyorum. Benim bir huyum vardır. Kimi zaman bir kitabı elime alır, rastgele bir sayfasını açar ve o sıralarda aklımda olan bir sorunun cevabını o sayfalarda ararım. Benzer kişiler benzer kişileri çeker ya… Benimkisi o misal. Meğer beraber yoga yaptığım gruplarda da aynı şeyi yapmayı seven kişiler varmış. Geçenlerde ders vaktinden biraz daha önce gittiğim için elimde kitabım gruptakilerin gelmesini bekliyordum. Derse ilk gelenlerden biri hangi kitabı okuduğumu merak edip yanıma geldi ve benim yaptığım gibi rastgele bir sayfasını açtı ve gözüne çarpan ilk cümleyi okudu. “Dünya senin içinde, aksini düşünme!”

Derse giderken aklımda o gün için farklı bir akış yaptırmak vardı. Ama yoga gönüllülerinden biri benim gibi bu oyunu oynayıp bu cümleyi çektiğinde bu cümle üzerine bir ders kurgulamam gerektiğini düşündüm. Grup hazırlanırken ben de düşünmeye başladım. “Dünya senin içinde” ne demekti? Ne ifade ediyordu? Kitabın o ve takip eden sayfalarını hızlıca gözden geçirdiğimde cümlenin tıpkı benim düşündüğüm gibi olduğunu fark ettim. Hayatımızı yaratma gücümüzden bahsediyordu.

Hayatta hiçbir şey dış kaynaklı değil. Her ne yaşıyorsak ister olumlu ister olumsuz olsun hepsini biz kendimiz yaşamak istiyoruz. Evet yanlış okumadınız. Başımıza ne geliyorsa, kendimiz istediğimiz ve bu olayları yaşamak ve onlardan ders çıkarmak bir şeyler öğrenmek istediğimiz için yaşıyoruz. “Dünya senin içinde” demek, kendi dünyanı sen yaratıyorsun demek. Kendi düşmanın da müttefikin de sensin demek. Dış dünyada dost ya da düşman yok. Senin, dost ve düşman olarak nitelendirdiğin şey yine kendinsin. Ne düşünürsen ve ne istersen onu yaşarsın. Hayatı yaratma gücü senin elinde. Eğer kendi içindeki gücü fark edersen ve “dualite”ler yani zıtlıklar ve bölünmüşlükleri bir kenara koyabilirsen, dünyanı çok güzel şekillendirirsin ve daima mutlu olursun. Çünkü kendi içinde yani bedenen, zihnen ve ruhen mutlu ve huzurlu olursun. İç dünyanda bu huzuru ve mutluluğu yakaladığında dış dünyan da huzurlu ve mutlu olur.

En küçük hareketimiz, düşüncemiz, mimiklerimiz, tepkilerimiz ve ifademiz dış dünyada kaydedilir. O yüzden düşünce yapımızı değiştirirsek bambaşka bir dünya yaratma gücümüzü fark eder ve bunu fark ettiğimizde de korkmayız. Korkuları geride bıraktığımızda ise yeni bir dünya yaratırız. Kendimize sınır koymayız ve ne kadar sınırsız ve sonsuz olabildiğimizi görürüz. Eğer biz mutsuzsak, tüm dünyadaki olumsuzlukları ve mutsuzlukları da kendimize çekeriz. Aksine mutluysak, hayat her gün bayram olur. Çünkü sadece biz kendimiz kendi kendimize sınır çizer ve kendi kendimize zorluk yaratırız. Tek düşmanımız kendimizdir. Kendi içimizdeki çatışmalardan, bölünmelerden ve “dualite”den yani zıtlıklardan sıyrıldığımızda, kendi içimizdeki engelleri yıktığımızda, kendi içimize dürüstçe bakabildiğimizde, kendimizi tanıyıp sevdiğimizde ve kendimizi bağışladığımızda hayata başka bir pencereden bakabiliriz. O yüzden düşünce yapımızı, yaklaşımlarımızı, tavırlarımızı, bakış açımızı değiştirirsek dünya değişir çünkü “dünya bizim içimizde. Dışarda değil.”

Dünyayı yeniden huzurlu ve mutlu bir yer olarak inşa etme ve yaratabilme gücü için o gün iki çakra üzerine çalıştık. Yaratım gücü bizim “svadhistana” adını verdiğimiz ikinci çakrada yani sakral çakrada bulunmaktadır. Ama salt yaratım gücüne sahip olmak tek başına bir şey ifade etmez. Yaratıcı gücünüz çok fazladır ama bunu ifade edemiyorsunuz. O gün bir yandan yaratım gücümüzü güçlendirirken bir yandan da bunu ifade edebilmek ve ortaya koyabilmek için “vishuddhi” çakra yani boğaz çakrası üzerine çalıştık. Yazı yazma konusunda çok yeteneklisinizdir ama bir türlü doğru ifade edecek cümleleri bir araya getiremiyorsunuzdur. Ya da renkler ve cisimler konusundan yaratıcısınızdır ama ikisini harmanlayıp resim yapamıyorsunuzdur. Her iki örnekte de yaratıcı gücü olan ama bunu ifade etmekten yoksun kişileri tanımlamış oluyoruz.

Tıpkı bu örneklerde olduğu gibi hayatımızı yaratma gücümüz olabilir ama bunu doğru bir şekilde ifade etmezsek hayat da bize doğru şekilde cevap vermez. Hayatta güzel bir ilişki isteyen birisini düşleyelim. Bu kişi evrene sadece bir erkek ya da kız arkadaş istiyorum diye bir mesaj yollar ve bu kişinin nasıl biri olmasını istediği ve nasıl bir ilişki yaşamak istediğine dair bir yaratım ve ifade gücünü ortaya koymazsa, belki bir arkadaşı olur ama istediği gibi bir ilişki yaşayamayabilir. Net ve doğru ifadeler ile isteklerimizi ortaya koymak ve yaratım gücümüzü ifade ile desteklemek gerekmektedir. Ne düşünürsek o başımıza gelir. Hep iyiyi ve doğruyu düşlemek başımıza güzel şeyler gelmesini sağlar. Ne kadar kirli düşünürsek dünyamızı da o kadar karartırız.

Hayatta sadece kendimiz için karar verebiliyor ve kendimizi değiştirebiliyoruz. Eğer mutsuzsak, bu mutsuzluğu çevremizdeki kişilere yüklememek gerek. Kimse bizim mutluluğumuzdan da mutsuzluğumuzdan da sorumlu değil. Tek sorumlu biziz. Bunu fark edip tüm sorumluluğu üzerimize almamız ve hayatımızın kontrolünü tekrar elimize geçirmemiz gerekiyor. “Hayat senin içinde!” Kendi kendinin düşmanı ve gardiyanısın. Kendi kaderini sadece kendin yazabilirsin. Huzursuzluğumuzun ve mutsuzluğumuzun sebebi asla ve asla dış dünya ya da dışardaki kişiler ve olaylar değil. Tüm bu olayları ve kişileri hayatımıza biz çekiyoruz. Ne yaşamayı düşlüyorsak onu yaşıyoruz.

Değişimden korkmamalıyız. Bakış açımızı, düşüncelerimizi, tavırlarımızı ve yaklaşımlarımızı değiştirebilirsek tüm dünya değişir çünkü bambaşka bir dünyayı içimizde düşlemeye ve yaşamaya başlarız ve bu dünya dış dünyaya da yansır. Sorunların ve mutsuzluğun çözümünü başkalarında ya da dış dünyada aramamalıyız. Hepsi bizim içimizde. Sadece uyanık olmalı, fark etmeli ve başımıza gelen olayların sebeplerini irdelemeliyiz. “Bu olay neden benim başıma geldi? Ve neden bugünlerde başıma geldi?” diye düşünmeliyiz. “Bu aralar içimde ne gibi duygular yaşıyordum? Zihnimde ve ruhumda ne gibi fırtınalar esiyordu da bu olayları yaşıyorum?” “Bu kişi neden bana böyle davrandı? Onu bana böyle davranmaya içimdeki hangi duygu itti? Bu kişi bana böyle davranınca benim ne öğrenmem ve ne gibi bir ders çıkarmam gerek?” Tüm bu sorular dünyayı dışarda değil içimizde yaşamayı öğretecek bizlere… Hayatımızın sorumluluğunu almayı ve tek suçlu, düşman ve sorumlunun aslında kendimiz olduğunu da…

Kendimizi gözlemlediğimizde ve tanıyabildiğimizde tüm dileklerimiz ve isteklerimiz gerçek olur. Hata yapmaktan korkmadan hayatımızı değiştirme, dönüştürme ve yaratma gücümüzü yeniden elimize almalıyız. Kendimizi nasıl iyileştirebileceğimizi, koruyabileceğimizi, kurtarabileceğimizi ve sevebileceğimizi öğrenmeliyiz. Eğer başımıza gelen olayların ya da sorun yaşadığımız kişilerin sorumluluğunu dış dünyada değil kendi içimizde bulmayı başarırsak, dünyamız değişir. Sadece sorumluluk alabilmeli, iç ve dış dünyamıza daha ayrıntılı ve dikkatli incelemeli ve yaşadıklarımızın sebeplerini idrak edebilmeliyiz. “Dünya senin içinde, aksini düşünme!”

 

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!