Dünya Fantastik Olunca Fantazi Bir Hükümet Kurmak Kaçınılmaz Oldu - Halimiz
Dünya Fantastik Olunca Fantazi Bir Hükümet Kurmak Kaçınılmaz Oldu 2
Karanlığın Ortasında Bir Işık – Hypatia
15 Haziran 2017
Dünya Fantastik Olunca Fantazi Bir Hükümet Kurmak Kaçınılmaz Oldu 3
The Pain…The Beauty… And The Hope
15 Haziran 2017
Dünya Fantastik Olunca Fantazi Bir Hükümet Kurmak Kaçınılmaz Oldu 4

“Günümüz dünyasında ve yaşadığımız ülkede bir bunalmışlık, bir mağduriyet ortamında yaşıyoruz,” diyerek lafa giriş yaptı Ali Bilge. Dünyanın neresinde, memleketin hangi halinde ne derdimizin olduğuna da çok girmedi. Bir durum tespitiydi yaptığı… Ki zaten detaya da girilse değişen pek bir şey yok. Bu zamanlarda, bilip, farkında olup, zihni farklı çalıştırmaya odaklanarak gerçek anlamda sorunlara çözüm bulmaya odaklanmak daha akıllı olabilir. Yoksa hep aynı nakarat, ve hep aynı açmazlar. 

Gerçi 2003 yılında Dünya Sosyal Forumuna gidip, Noam Chomsky’nin “Başka Bir Dünya Mümkün” sorusunu yanıtlamaya çalışırken, George Bush, Tony Blair ve Silvio Berlusconi gibi dünya liderlerini ‘banalitenin emsali’ diye gösterdiğini anımsattı ve dünyanın, bugün, bu banalite evresinden daha da beter bir dönemi yaşadığının altını çizmeden etmedi.

“Hem dünya hali, hem ülkenin içinde bulunduğu gerilim arttı. Ve bizi bir takım arayışlar içine Dünya Fantastik Olunca Fantazi Bir Hükümet Kurmak Kaçınılmaz Oldu 5götürüyor,” diyen Ali Bilge,  yılların dostu Mukadder Yakupoğlu ile son bir kaç yıldır bir fantezi egzersizi yapmaya başlamış. Ve 11 Haziran Cumartesi Ayvalık’ta Destek Tasarım Atölyesi‘ndeki yaptıkları sunuma kadar da bu beyin egzersizini başkalarıyla paylaşmamışlar.

Bir gazeteci ve bir avukat, sırasıyla, dünya halinden kendi aralarında dertlenirken ortaya bir devlet yönetimi çıkarmışlar. Rakı balık sofrasında kurtarılan memleket misali, dünyanın ayarını düzeltmeye patlatmışlar kafalarını. Ve tamamen filozoflardan oluşan bir fantezi yönetim oluşturmuşlar. Yakupoğlu, neden dünyayı filozoflar yürütmeli sorusuna da cevap veriyor. “Çünkü” diyor, “filozoflar bütünsel olarak bakabilirler. Diğerleri, bilim adamı da olsa hep bir spesiyalist oluyor, bir alanı oluyor, uzmanı oluyor. Belirli şeylerde, sadece ve sadece filozoflar bütün dünyaya bağımsız olarak bakabilirler… en özgür kişiler oldukları için…”

Ali Bilge dünyada ne zaman aydınlanmış  insanların tavan yaptığını sorunca da Yakupoğlu, Yunan Antik çağını işaret etti. “Kent devletler var. Büyük İskender gibi Aristotle’un öğrencisinin koruması olan kentler var. Ve bu insanlar iyi yaşamışlar. Kültürlerini yaşamışlar. Duygularını paylaşmışlar. Eşitlikçi bir hayat sürmüşler. Ve mutlu olmuşlar. Kendi tanrılarını yaratmışlar. Duygu sorunları olduğu zaman tanrılar meclisi oluşturmuşlar. Bir aristokratik meclis oluşturmuşlar. Kimseye dememişler ki illa sen de buna inanacaksın,” diyor Yakupoğlu. “Rönesansda, böyle müthiş bir beslenme var. Ortaçağ’da tıkanıyor. Avrupa aynı bizim gibi. Ve eski Yunan’a dönüyor. Rönesans öyle ortaya çıkıyor. Ardından aydınlanma çağı, aydınlanma felsefesi büyük bir ivme kazanıyor.

Şimdi bizim örnek aldığımız kişiler, insanlığın zirve yaptığı dönemlerde yaşamış, eserlerini bize bırakmış ve hala bizi mutlu eden, umutlu hale getiren bu insanlar,” diyor. Yakupoğlu, bugün de böylesi aydın zihinlerin mutlaka olduğunu ama Ortaçağ’da veya Aydınlama döneminde olduğu gibi filozofların bugün ortaya çıkmalarının daha zor olduğunu, çünkü nüfusun çok arttığını vurguluyor. Bu kalabalık içinde bazen kendilerinin bile kendilerinin farkında olamayacaklarını belirtiyor. Tabii onları aramaya devam etmemizin de ne kadar önemli olduğunu vurgulayarak.

“İnsanlık tarihine baktığımızda şöyle bir hoşnutsuzluk var. Üstün nitelikli insanlar yönetime geçmiyor ve hiç istemediğimiz insanlar ülkeleri yönetiyor, kaderlerimiz hakkında kararlar veriyor. Bunların sonuçlarına katlanmak zorunda kalıyoruz ve, aynı zamanda, onları övmek zorunda kalıyoruz. Onlardan korkuyoruz,” diyor Yakupoğlu. “Bu üstün nitelikli insanların dünyaya gelmiş olması (bizi umutlu kılıyor.) Yoksa insan türünün, sürüler halinde dünyaya gelmiş olmasının övünülecek hiç bir tarafı yok. İşte bu düşünceden hareketle, bu üstün nitelikli insanları tekrar bir araya” getirerek – fantezi alemde – bir dünya devleti kurmuşlar.

Dünya Fantastik Olunca Fantazi Bir Hükümet Kurmak Kaçınılmaz Oldu 6Bu fantezi alemdeki devletin başkanı, bilgeliği ve yönetici kişiliği ile bilinen Konfüçyüs. “Rasyonel batı daha parça parça düşünen bir yapıda olduğu için doğudan bir insanın bütün dünyayı kapsayıcı bir ruh hali içinde olduğunu biliyoruz. Bu yüzden, doğudan bir insanın başkan olmasının çok doğru olduğunu düşündük,” diyorlar. 

Platon‘u, insan türünü ideal amaçlara yöneltebilecek bir düşünce adamı olduğu için eşbaşkan diye hayal etmişler. “Zira Platon, mevcut dünyadan memnun olmadığı gibi dualist düşüncenin babası olmuştu. Bir idealler dünyası vardı, bir de fenomen dünyası ve içinde bir sürü oyunların olduğu, kötülüklerin olduğu, aksiliklerin olduğu bir dünya,” diyorlar. “Hitler’e bak, idealist oyunlar oynayan biri. Sanki ideal oyunlar varmış gibi. Soykırım yapmasını sanki ideal bir dünya yaratma çabasıymış gibi sundu. Tam bir iki yüzlü davranış.” 

Böyle bir örnekten sonra açıklanacak ilk bakanlık elbette ‘Adalet‘ olacak. Ahlakın en büyük düşünürü diye bilindiğinden İmmanuel Kant‘ı seçmişler. “Bekir Bozdağ yerine Kant,” diye mevcut düzene farklı bir pencereden bakılması gerekliliğine işaret ediyor Bilge.

İnsan Güvenliği Bakanlığı İmparator Aurelius. İnsanlık tarihinde eşi benzeri olmayan Aurelius, filozof bir imparator olarak insanı dıştan gelecek tehlikelere karşı koruyacaktır. Dünyaya dışardan bir saldırı olursa, insan türüne karşı bir saldırı olursa, imparator  gerekli askeri veya uzaysal şeyleri organize edecektir, hazırlayacaktır. 

Yönetim Sorunları ve Koordinasyonları Bakanlığı Seneca.  Bu bakanlığa getirilmesinin nedeni, Neron gibi bir deliyi bile akılcı bir yönetime sokma dehasına sahip olduğu için. Zira bu çağda her eve lazım kıvamı ama bizim memlekete gelse ne güzel olur dedirten bir hal. 

Ezilen İnsanlar ve Halklar Bakanlığı Epiktetos. Filozof bir köle olarak ezilen halkların haklarını en iyi koruyacak kişi olduğu için. Daha sonra özgürlüğüne kavuşuyor. Aurelius’un en çok okuduğu, en çok onun ilkelerini takip ediyor. Ki düşünün bir imparator, bir kölenin yazdıklarını temel ediniyor hayat felsefesi olarak. 

İnsanlar arası İletişim Sorunları Bakanlığı Sokrates. Platon’un diyaloglarında gördüğümüz gibi insanların gizli kalmış duygu ve düşüncelerini ortaya çıkarma yeteneği dolayısı ile. “Çünkü iletişimsizliğin en büyük nedeni gizli kalmış duygular ve düşüncelerdir,” diyor Yakupoğlu. Onlar ortaya çıkarsa insanlar arası iletişim sorunları kalmayacaktır. Bunun da en iyi uzmanı Sokrates’tir.

İnsanlığa Zararlı Unsurları Yok Etme Bakanlığı Jean Jack Rousseau. İnsanlığın ilerlerken çok daha büyük belalara maruz kalacağını çok önceden gördüğü ve olağanüstü güçlü bir sezgiye sahip olduğu için. Herkes aydınlanma çağında ilerliyoruz diye mutluluktan uçarken Rousseau, kıyamate gidiyoruz, mahfoluyoruz, birbirimizi parçalıyacağız, yiyeceğiz diye ilk söyleyen kişi olduğu için. Sezgileri çok güçlü ve belki de teknolojiyi Rousseau yok edecek. Hayatımızda bizi bizden ve çevremizden uzaklaştıran ne varsa belki elimine olmaya mahkum olacak. 

Mutluluk Bakanlığı William James Pragmatizmin kurucusu olarak insanı en pratik ve kolay yoldan mutlu yaşama yöneltebileceği için. Bazı insanlar yaşamı zorlaştırırlar. Mesela ben herşeye sahibim ama çok mutsuzum gibi bir durum oluyor. Çünkü, orada, düşüncede problemler var. Yanlış engeller koymuşsun. Pragmatik düşünmüyorsun. Bir şekilde kendi içinde bir özlemin var. O özlemin gerçekleşmemiş, izliyorsun. Sonra da herşeye sahipmişsin gibi bakıyorsun. O sıkıntıya bakman gerekiyor. Olası bir durumda bu bakanımız hemen devreye girecek ve sorunu hemen çözecek.

İnanç sorunları Bakanlığı Soren Kierkegaard Varoluşculuğun babası olarak tanınır. Ama onun en önemli özelliği inancın bireysel, özgür ve tinsel özünü en iyi gören kişi olduğu için. Aynı zamanda bir Hristiyan. Kierkegaard burada inancın özüne iniyor ve onun bireysel, yani yaratıcı ile yaratan arasındaki o yoğun bağlantıyı irdeliyor. 

Ruhsal Sorunlar Bakanlığı Sigmund Freud İnsanlık tarihinde insanın ruhsal sorunlarına klinik düzeyde en çok tanık olan ve en çok çözüm üreten kişi olduğu için. Bu alanın kurucusu.

Kültür ve Sanat Bakanlığı Goethe. Bu bakanlık için başka bir kişi düşünmek herhalde abes olurdu. Düşünsenize fenkler üzerine yazdığı 5bin sayfalık bir kitabı var. Alanında nasıl bir bilgi deryası… 

Ekonomi Bakanlığı Bertrand Russel Matematik bir deha olarak insanlar arasındaki eşit bölüşümü en iyi becerecek kişi olduğu için … Eşit bölüşecek diyoruz ama bu iş karmaşık bir iş. Eşit bölüşüm. Bir matematik dehaya ihtiyacımız var. Karl Marx olmaz. Zira bizim ideal dünyamızda insanlar arası sınıfsal çatışma mümkün değil. Ve bakanlar kurulumuzda da adaletsizlik söz konusu olmayacak. 

Bilim ve Teknoloji Bakanlığı Karl Popper. Bu konunun en kapsamlı düşünürü olarak bu bakanlık için en uygun kişidir. 

İnsan Hakları Bakanlığı Simone Weil İnsanlığın en büyük görevinin kendimizden daha zor durumda olanlar için fedakarca çalışmak olduğunu en iyi gösteren kişi olduğu için…

Çevre Bakanı Aristotle…

Mukadder Yakupoğlu diyor ki insanoğlunda böyle bir potansiyel olduktan sonra, bunu anımsatmak ve unutmamak gerekli. “Bir şekilde nasıl mekanizmalar devreye giriyor ki saldırganlık rayından kurtulamıyor insan. İnsan özündeki saldırganlıktan kurtulamadığı sürece tüm bunlar devam edecektir. Kim güçlü ise iktidar olacaktır,” diyor.

Elbette her aksi gidişte bir de fırsat çıktığını teslim edersek, bugün memlekette de herkesi daha memnun edecek bir siyasi erkin olma ihtimali hiç de yok değil. 

Niyet var mı? Fantezi kurabiliyor muyuz? Tabuları, alışkanlıkları, kolaycılığı kırabiliyor muyuz? Hayallerimizde canlandırabiliyor muyuz ne istediğimizi! Bütün mesele burada…

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!