DOĞRU OKULU BULMAK - Halimiz
RAKAMLARLA KADIN
7 Mart 2019
14 MART TIP BAYRAMI’NIN HATIRLATTIKLARI
14 Mart 2019

Şu an çocukları anaokulu-ilkokul çağındaki anne-babaların kâbus vakti. Hali hazırda bir okulda okumakta olan çocukların okullarının kayıt yenileme vakti, diğerleri için okul karar verme ve kayıt yaptırma zamanı. 

Okul seçimi çok sıkıntılı bir süreç. Özellikle ilk kez tam gün okula/kreşe başlayacak olan velilerin seçim kriterleri çok yüksek! 

Hem çocuğa özel ilgi gösterilsin; her çocuk biriciktir ve öğrenme hızı farklıdır ama sınıftan da geri kalmasın, okulun akademik kaygısı olmasın ama akademik anlamda da yaşıtlarından aynı seviyede olsun, mutlaka oyun oynasın ama oyun saatlerinde lisan da öğrensin, bahçesi olsun ama eve çamur içinde kirli giysilerle gelmesin, organik beslensin ama arada abur cubur da yesin, kendi kendine yetmeyi öğrensin ama bahçeye soğuk havada montsuz çıkarsa öğretmen onu giydiriversin, cesur yetişsin ama bahçedeki ağaca çıkarsa öğretmenler hemen onu indirsin, sosyalleşsin ama hiç bir arkadaşı ona kötü söz söylemesin, itmesin, kendini özgürce ifade edebilsin ama anne-babasının sözünün dışına çıkmasın, özgür ve yaratıcı bir birey olsun ama okul kurallarını asla sorgulamasın vb. Liste uzar gider… 

Benim görebildiğim kadarıyla ebeveynler olarak çocuğumuz için en iyisini isterken birbiriyle çelişen sonsuz istekler ve taleplerle özel okulların karşısına çıkıyoruz. Eğer okullar ebeveyn taleplerini fazla ciddiye alırsa, İtalyancayı bale ile öğreten doğada eğitim veren okullar gibi saçma sapan okullar türemeye başlayacak. 

Çocuklarımızdan yaşlarına göre çok fazla şey bekliyoruz. Kendi lisanlarını doğru bir şekilde okuyup, yazıp, anlamaları ve matematikte 4 işlemi öğrenmeleri dışında bir akademik kazanımı yok ilkokulun. Bu kadarını evde de öğretebiliriz. O halde neden bir senede 20 ila 120 bin TL ödüyoruz özel okullara? Özel okulları “özel” kılan şey ne? 

Çocuklarımızın eğitimi kamusal hakkımız olmasına rağmen, nitelikli bir kamu eğitimine erişemediğimiz için özel okullara göndermeye çalışıyoruz. Maddi durumu elvermeyenlerin nitelikli eğitime erişimi ancak burslarla olabiliyor ki bunun için de ilkokulun son senelerini beklemek gerekiyor. 

Nitelikli eğitim ile mükellef tesis veya yüksek sayıda kulüp imkânı kavramlarını birbirinden ayırt etmek gerek. Bir okulun tesis imkanları yani spor salonu, yüzme havuzu, geniş bahçesi her zaman okulun iyi bir okul olduğunu göstermediği gibi, onlarca konuda kulüplerin olması (eskrim, basketbol, yüzme, voleybol, futbol, atletizm, jimnastik, bale, buz hokeyi, Amerikan futbolu, beysbol, buz pateni, robotik, maker, kodlama, dijital sanatlar, görsel sanatlar, müzik, enstrüman, dans, drama, satranç, zekâ oyunları, okuma, tiyatro, koro) da okulun iyi bir eğitim verdiğinin göstergesi değildir. 

Peki iyi okul nedir? Okulu nasıl seçeceğiz? 

Çeşitli eğitimcilerin ebeveyn endişeleri üzerinden bu sorulara cevap veren kısa konuşmaları, sunumları var. Bunlardan bazılarına ben de katıldım. Çünkü bilinçli ebeveyn olmak bunu gerektirir. 

Bunlardan birinden çıktığımda kendimi kandırılmış gibi hissetmiştim. İki saatlik sunum sonunda adam bize en iyi okul eve en yakın okuldur, iyi okul yoktur iyi öğretmen vardır demişti. Şimdi hak veriyorum. Çocuklar iyi bir eğitim alacak diye kıtalar arası seyahat etmek zorunda olmamalı. Diğer yandan okul ne kadar iyi isim yapmış olursa olsun çocukla baş başa kalan kişi öğretmen olduğu için öğretmenin iyi olması çok önemli. 

Peki iyi öğretmen nedir? Benim çocuğum için iyi olan öğretmen diğerinin çocuğu için iyi olmayabilir. İyi öğretmen temelde çocuklarla güçlü bağ kurabilen, mesleğini seven, çocukları seven ve onların hayatında pozitif bir değişim başlatabilen, çocukların varlığına saygı duyan, çocukların merak duygusunu tetikleyen, çocukların öğrenmesini kolaylaştıran ve onlara rehberlik eden kişi olmalıdır. Bu tanım benim için geçerliyken başka bir ebeveyn için başka bir tanım geçerli olacaktır. Mesela bazı veliler mutlaka disiplini bu tanıma sokacaktır, başkaları ise sorumluluğu… Diyeceğim o ki ebeveynlerin tutumu ve bakış açısı iyi bir öğretmen tanımının bir tane olmadığını göstermektedir. 

Demek ki eğitimde, ebeveynleri beklentileri, yaşam biçimleri, sosyal çevreleri, dünyaya bakış açıları gibi faktörler de okul seçiminde çok önemli. Anne-babası çalışan çocukların devam ettikleri okullar ile tek ebeveynin evi geçindirdiği velilerin ağırlıklı olduğu okullardaki veli beklentileri dahi her zaman farklı oluyor. 

Yazı neredeyse bitmek üzere ama iyi bir okul bulmak için esas bakılması gereken kişiye, yani çocuğa gelemedik! 

Çocuklar için yaratılmış öğrenme mekanlarına çocuğun fikrini sormaksızın kayıt yaptırmak çocuk için travma olabilir. Her çocuk doğada oynamayı sevmeyebilir o yüzden doğa okulları her çocuğa uymaz. Her şeyin belirli olduğu, güçlü ve köklü kurum kültürü olan okullarda bazı çocuklar kendilerini çok güvende hissederken, bazıları dil ağırlıklı ve akademik kaygısı olmayan bir okulda kendi yetenekleri doğrultusunda lisan öğrenerek mutlu olabilir. Düzen seven, rutinde kendini güvende hisseden, rekabetçi bir çocuk örneğin bir alternatif okulda kendini çok mutsuz hissedebilir. 

Ez cümle, her çocuk farklıdır. Hepsinin ihtiyaçları farklıdır. Çocuğunu tanıyan ebeveynler, çocuklarının ihtiyaçlarının önüne kendi ihtiyaçlarını koymadan karar verebilmelidir. 

Karar verirken şunu da aklımızda bulundurmak önemlidir. Her çocuk için tek bir doğru okul yoktur. Çocuğun ihtiyaçları değiştikçe, farklı okul arayışlarına girilebilir. Yani eğer olur da yanlış karar verdiğinizi düşünürseniz, geri dönüşü olmayan bir yolda olmadığınızı bilmek size rahatlatabilir. Yine önemli bir bilgi, okulu seçerken artıları ve eksileri alt alta koyduğunuzda artıların fazla olduğu okulu seçtiğinizde de yüzde yüz mutlu olmayacaksınız. Bunu baştan bilmek, beklentileri gerçekçi tutmak adına önemli. 

Peki doğru okulu nasıl bulacağız? 

İşe okulun öğrenciye ne sunduğunu değil nasıl sunduğunu ve en önemlisi neden sunduğunu sorarak başlayabilirsiniz. Ancak doğru soruları sorarak doğru okulu bulabilirsiniz. 

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!