DIŞ POLİTİKA KAYGILARI - Halimiz
AİLEMİZİN İZDÜŞÜMÜYÜZ
8 Mart 2018
UÇURUMUN UCUNDA
8 Mart 2018

Önce hemen belirteyim. Mühendislik eğitiminden gelen, matematiksel modelleme üzerine uzmanlaşmış, yıllarca üniversitelerde ders vermiş, üstlendiği sorumluluklar icabı ekonomiye bulaşmış, uluslararası müzakerelerde Türkiye’yi değişik platformlarda temsil etmiş eski bir üst düzey bürokratım. Diplomat değilim. Fakat aile büyüklerimden aldığım terbiye ve bürokrasi kademelerinde edindiğim deneyimlere dayanarak söyleyebilirim ki uluslararası diplomasinin nasıl yürütülmesi gerektiğini bilirim.

Bu kısa girişten sonra yazımın konusuna girelim. Açık ve net olarak ifade etmeliyim ki bir vatandaş olarak, bugün Türkiye’nin izlediği dış politikadan memnun değilim. Neden derseniz, kısaca açıklamaya çalışayım:

  • Dış politikamızın daha dengeli ve tutarlı olabileceğini düşünüyorum. Ulusal çıkarlarımızın en iyi şekilde korunmasının ön koşulu dengeli ve tutarlı bir dış politika çizgisinin muhafaza edilmesidir.
  • Aktif dış politikanın, müdahaleci, her şeye karışan ve gücünün ötesinde işlere ve maceralara soyunmak olmadığı görüşünü taşıyorum.
  • Dış politikamızı yeterince içerikli bulmuyorum. Yaparım, ederim gibi yüksek perdeden ve genellikle birbirini tutmayan söylemler bugünün dünyasında fazla bir anlam taşımıyor. Aşırı ego ve duyguları dışa vuran retoriğin ve çıkışların strateji kavramı ile bağdaşmadığı kanaatindeyim.
  • Dış politikamıza egemen olan meydan okuyucu üslubun ülkemize hiçbir yararı olmadığını düşünüyorum. Hele hele Devlet hiyerarşisi ve alışılagelmiş uluslararası diplomatik teamüller adeta yok sayılarak, ancak kapalı kapılar ardında söylenebilecek lafların ulu orta edilmesi karşısında gerçekten endişe duyuyorum. Dış politik dengelerin iç politika uğruna feda edilmemesi gerektiğini düşünüyorum.
  • Dış politikamızda mezhepsel bir zihniyetin etkisini görüyorum. Bu da Cumhuriyetimizin yurtta sulh cihanda sulh ilkesinden esinlenen geleneksel dış politika çizgisinden ciddi ve tehlikeli bir sapma anlamına geliyor.
  • Hukukun üstünlüğüne gereken saygının gösterilmemesi, Cumhuriyetimizin temel taşlarından biri olan laiklik ilkesinin adeta yok sayılması, insan hakkı ve özgürlüklerinin baskı altına alınması ve toplumun katmanları arasında denge ve dayanışma yerine ötekileştirme ve kutuplaştırma politikalarının izlenmesi beni kaygılandırıyor. Çünkü bu tür politikalar ülkemizin bölge ülke halkları için cazibesini yok ettiği gibi dış politikamıza da yardımcı olmuyor.
  • Terazinin ibresini bir türlü ortada tutma becerisini gösteremiyoruz. Bu nedenle de ülkemiz, maalesef çok yönlü tehdit ve risklerin altına giriyor.

Özetleyecek olursam, coğrafya, tarih ve kimliğimizin bileşeni jeopolitik konumumuzla uyumlu, Atatürk ilkelerinden esinlenen, ciddi ve tutarlı bir dış politika çizgisine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

Çünkü, çok kritik bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemde söylenecek her sözün, atılacak her adımın önemi var.

Bölgemizde karanlık oyunlar sergileniyor. Hata yapma lüksümüz yok. Strateji ve taktik sözcüklerini unutmamaya, ülke içinde birlik ve beraberliğe özen göstermek zorundayız.

Ancak bu şekilde içinde bulunduğumuz zor dönemi atlatabiliriz.

mm

Dr. Ali Tigrel

Devlet Planlama Teşkilatı Eski Müsteşarı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!