DEPREMDEN SURİYE SİYASETİNE MALZEME ARAMAYIN - Halimiz
DEPREMDEN SURİYE SİYASETİNE MALZEME ARAMAYIN 2
“THE DISSIDENT”
30 Ocak 2020
DEPREMDEN SURİYE SİYASETİNE MALZEME ARAMAYIN 3
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
6 Şubat 2020
DEPREMDEN SURİYE SİYASETİNE MALZEME ARAMAYIN 4

Deprem olduğu dakikadan itibaren harekete geçen Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) ekipleri…

Depremden 1 saat sonra yardım tırlarını yola çıkaran Erciyes Holding yönetenleri, belediyeler, ve sivil toplum kuruluşları…

Gecenin karanlığında seferber olan Kayseri İtfaiyesi ve tüm ülkedeki belediyeler…

Sabah gün ışımadan sıcacık ekmeklerini pişirip, çorbasını kaynatan ve servise başlayan belediyelerin seyyar mutfak çalışanları…

“Seni kurtarmadan çıkmayacağım” diyerek enkaz altındaki kadına önce moral desteği veren, sonra da sözünü yerine getiren Jandarma görevlisi…

Enkaz altındaki kadınla cep telefonuyla kesintisiz temasta kalıp, bir alt kattaki Türkçe Bilmeyen Teyzeyle iletişimini kesmemesini salık vererek hayatta kalmasını sağlayan AFAD görevlisi…

Sırtındaki montunu, kaşkolunu, yardım kolisine koyup, “yanınızdayız” mesajı ile Elazığ’a gönderen Necip Milletin her ferdi;

Elazığ Depreminde milletçe tek yürek olduk.

Bu büyük seferberliğe, bazı yörelerden gelen yardımları il sınırından geri çevirmeye kalkışanlara rağmen kimsenin gölge düşürmeye, yok saymaya hakları yoktur.

Ama biliyor musunuz Sevgili Dostlar,

Onca özveri, onca çaba, onca seferberliğe rağmen sanki bir tek Suriyeli Mahmut kahraman ilan edildi.

Ne diyor Necip Medya!

“Ellerini parçalama pahasına Dürdane Aydın’ı enkazın altından çıkarmış ve ona hayat vermiş.”

Hemen, Bakanlar ve hatta Sayın Cumhurbaşkanı seferber oldu.

Suriyeli Kahraman! ile kurtardığı canı bir araya getirdiler.

Yetmedi, vatandaşlık verileceği açıklandı.

İşte buna, algı operasyonu derler.

İşte buna, beyin yıkama derler.

İşte buna, dikkatleri yaşanan büyük dramdan kaydırarak kahramanlık yaratma kültürü derler.

İşte buna, yönetenlerin sorumsuzluğunu, vurdumduymazlığını, yaratılan kahramanlık ambalajına sarıp millete yutturma operasyonu derler.

Yandaş kanalların hepsinde, kurtaran ile kurtarılanın buluşmasının haberi var ve ben Suriyeli Mahmud’un ellerine odaklandım.

Hani şu paramparça olan, bir hayat kurtarmak için feda ettiği! ellerine.

Tek bir çizik yok.

Sanki manikür yaptırmış kadar bakımlı eller.

Hani bu kahraman, ellerini parçalayarak beton yığınlarını parmakları ile kazıyarak çıkarmıştı Elazığlı kadını..

Suriyeli Mahmud’un kahramanlık hikayesini televizyon kanallarında izlerken aklıma gençlik yıllarımdan bir anı geldi.

1980 öncesi modaydı nasırlı ellerle övünmek.

ODTÜ’lü Osman vardı, tanıdığım.

Siyasi konuşmalarda ellerini açar, “İşte bunlar proleter elidir,” derdi.

Ama ellerinde nasır bile olmadığını fark edince, hemen indirirdi.

İşte Suriyeli Mahmud’un ellerini parçalama hikayesi de buna benziyor.

Bu, resmen, hükümet ve yandaş medyanın ülkemize yerleşen 5 milyon Suriyeliye karşı oluşan havayı tersine değiştirme çabasından ibarettir.

Sorarım size Sevgili Dostlar,

Beyni, kalbi, vicdanı olan…

Daha doğrusu insan olan biri, dünyanın herhangi bir noktasında yaşadığı depremden sağ çıkmayı başarmış, ve enkaz altından inleme ve yardım çığlıkları yükseliyorsa…

Söyler misiniz, insan olan böyle bir tablo karşısında o feryat eden canlara karşı kayıtsız kalabilir mi?

Elazığ depreminde kurtarma çalışmalarınde elde edilen başarı, bir kişinin hanesine yazılamayacak kadar büyüktür.

Elazığ Depremi, daha sarsıntılar devam ederken “SMS atın 10 lira katkı verin” paylaşımı yaparak krizi fırsata çeviren Kızılay Başkanı gibi kişilerin gerçek yüzlerini ortaya çıkaracak kadar dersler içerir.

Elazığ Depremi, bizi yönetenlerin, yaşanan onca depreme, drama rağmen ‘Deprem Güvenliği’ konusunda parmaklarını bile oynatmadıklarını ortaya koymuştur.

Elazığ Depremi, Yüce Yaradan’ın takdiri değil, bir tabiat olayıdır.

Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok.

Deprem kuşağında yer alan ve ekonomik olarak bizim çok gerimizde olan bazı ülkeler vardır.

7,5 şiddetinde sallanırlar ama binalar sapasağlam ayakta kalır.

Mesela Japonya.

Gidip, oralarda konut güvenliği konusunda ne yapıyorlarsa öğrenip, bunları bizler için de yapmak ve yönetenlerin bunu idrak ve takdir etmesini beklemek gerekir artık.

Gösterdikleri özveri, sergiledikleri çaba, depremden saatler sonra insanları beton yığınları altından çıkarıp onlara yeniden hayat armağan eden, soğuktan tir tir titreyenlere sıcak birer dost eli uzatan herkese, ama herkese, gönülden teşekkür ediyorum.

 

mm

Ahmet Zorlu

1960 Yozgat Boğazlıyan Doğumluyum. Yerel Kayseri Gazetesi’nde meslek hayatına başladım. Orta ve Lise eğitimimi gece okullarında yaptım. Gündüz ise gazetelerde çalıştım. 17 yıl Hürriyet Haber Ajansı Orta Anadolu Bürosunda çalıştım. 1995’te yeni oluşmaya başlayan yerel televizyonlarda görev aldım. Kay-TV, Erciyes TV ve Kanal38 Televizyonlarında Haber Merkezi Müdürü ve Yayın Yönetmeni olarak görev yaptım. Halen Olay Türk TV’de ‘Ahmet Zorlu ile Düzlem’ programını yapıyor, yerel Kayseri Olay Gazetesi’nde günlük köşe yazıyorum. Yayınlanmış ‘Zorlu Yıllar’ ve ‘Fetözedeler-Fetözadeler’ isimli iki kitabım bulunmaktadır. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesiyim. 2009 yılından bu yana Sürekli Sarı Basın Kartı sahibiyim. Evli ve bir çocuk babasıyım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!