DARBESİZ DARBE - Halimiz
TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER KURULTAYI
23 Kasım 2017
UYUMSUZLUK SENFONİSİ
23 Kasım 2017

Son 2 hafta içinde Zimbabve’de olanlar, dünyayı ve ülke halkını hem şaşırttı hem de sevindirdi. 37 yıldır başkan Mugabe’nin gittikçe artarak diktatörleşen rejiminden kurtulmanın mümkün olduğunu hayal bile edemeyen halk, Mugabe sonrasına temkinli bir umutla bakabilir konumda en azından…

Peki bu Amerikan dış politikası ve diğer diktatoryel rejimler için ne anlama geliyor?

Bildiğiniz gibi Amerika, başkan Trump’ın hukukun üstünlüğüne ve devlet teammüllerine olan saygısızlığını mahkemeler, denetim mekanizması olan Kongre ve Adalet Bakanlığı Özel Savcısı Robert Muller vasıtası ile dizginlemekte. Ancak, Amerikan Anayasası tarafından oluşturulan bu kontrol mekanizmalarının yetmemesi durumunda ne yapılabileceği de konuşulmuyor değil kulislerde.

Buna ilaveten, Amerikan değerleri, diktatörel eğilim ve siyaset karşısında hukukun üstünlüğünü her fırsatta savunma gereğini öngörüyor. Bu bakımdan Zimbabve’deki “darbesiz darbe” hem Amerika hem de dünya için bir nevi diktatörlerden kurtulma senaryosudur desek yanlış olmaz.

Peki bu senaryo nasıl işleyibilir?

Öncelikle belirteyim ki, Mugabe aleni bir diktatör olmaktansa bunu “hukuksal çerçevede” geliştirmeyi tercih etmiş bir diktatördü. Yani, bir eylemden evvel hukuki çerçevesini hazırladı kendi partisinin kontrolündeki parlemento vasıtasıyla… Mesela, ilk önce özgür basını yasaklamak için gerekli yasaları parlementodan geçirdi, sonra yasakladı. Tüm ulusal medyayı kendi kontrolüne alarak yolsuzluklarını ve kötü rejimini ortaya çıkaracak mekanizmayı yok etti. Yandaş medya ve yandaş “elitler” grubu oluşturdu ülkede… Ve oluşturduğu baskı ve yolsuzluk rejiminden kendisi kadar bu “elitleri” de nemalandırdı. Fakat yine de, sadaketlerinden emin olmak için, her ay, evet yanlış okumadınız her ay, bu işizlenerek düzenli olarak raporlandırıldı. Halk can çekişirken, ekonomi batmışken, bu “elitler” ve başkan şaşalı bir hayat sürerek ülkeyi talan etmeye devam ettiler.

İşte, 93 yaşındaki Mugabe sonrasında başkan olmak isteyen ve timsah lakabı ile tanınan başkan yardımcısı Emerson Mnangagwa’nın bu isteği ve bunun oluşturmaya başladığı koalisyon, Mugabe’nin kendi sonunu getiren ilk adımı atmasına neden oldu. Mugabe, yardımcısı Mnangagwa’yı “büyücülük vasıtası ile siyasi güç elde etme amaçlı için kumpas kurma” suçlaması ile 6 Kasım’da işten attı. Ve sonunun geldiğini anlayan Mnangagwa ülkeden kaçtı…

Sonrasında, silahlı kuvvetler komutanı Constantino Chiwenga’nın Mugabe’ye karşı duruşu ile başlayan ve parlementoda Mugabe’nin kendi partisi, Mugabe’nin görevden el çektirilmesi görüşmelerini sürdürürken gelen istifası ile diktatörlüğü sona erdi…

Peki bu senaryonun işlemesi nasıl mümkün oldu?

  • Bir zamanlar gürleyerek gelişen ekonomi mahvoldu. Yolsuzlukla elde edilen paralar şaşalı bir yaşam tarzını “tepedekilere” mümkün kılarken, halk yokluk içinde, nasıl geçineceğini bilmeksizin, geleceğe dair ekonomik bir düzelme beklentisi kalmadı.
  • Baskı rejimi artarak 37 yıl boyunca devem ettiyse de, halk sosyal olarak da patlama noktasına geldi. Buna kötü ekonominin de işlenmesi “kaybedecek hiçbir şeyim yok” psikolojisini hakim kıldı. Zira başkan ve akrabaları, yandaş “elitler” ve siyasi kaymak tabaka dışında ekonomiden kimse yararlanamıyordu.
  • Buna bir de iktidarını eşine devretme niyetinin iyice açığa çımaya başlaması da eklenince, Zimbabve için bıçak kemiğe dayandı ve işler kontrolünden çıktı.
  • Uluslararası toplumun da kendisini dışlaması ortamın olgunlaşmasındaki son madde oldu.

Yani yolsuzluk, ekonominin kötülüğü, yandaşcılık, akraba kayırmacılığı, özgür basının olmaması ve uluslararası dışlanmışlık vardı. Bunun, diktatöre karşı koyma cesaret ve eylemini bulan halk ve komutanla birleşmesi sonrasında var olan yasalar uygulamaya geçirilince 37 yıllık diktatörlük, “darbesiz darbe” ile devrildi.

Haftaya görüşmek üzere, sevgiyle kalın…

mm

Dr. Rengin Morro

Dr. Rengin Morro, terörizm ve çatışma çözümü çalışmaları alanında, kolay anlaşılabilir ve tatbiki çözüm önerileri ile tanınan uluslararası ilişkiler ve siyasi-ekonomik risk analizi uzmanıdır. Türk özel sektöründe başladığı iş hayatını, üniversite ve düşünce kuruluşları bünyesinde akademik çalışlamaları ile bütünleyerek sürdürmüştür. Lisans derecesini Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden alan Dr. Morro, “Avrupa Birliği (AB) İçinde AB’nin Siyasi ve Ekonomik Entegrasyonuna Karşı Görüşler” tezi ile yüksek lisans derecesini tamamladıktan sonra “Çatışma ve Çatışma Çözümü Temelinde Türk-İran İlişkileri” tezi ile de doktora derecesini almıştır. Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Kontur-terör ve Çatışma Çözümü Dairesi Geçici Başkanı olarak çalışırken aldığı iş teklifi üzerine, Washington D.C.’ye göç etmiştir. Amerikan Üniversitesi ve George Mason Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler ve çatışma çözümü profesörü olarak görev yapmıştır. 2003 Şubat ayından bu yana iş ve akademik araştırmalarını Amerikan başkentinde sürdüren Dr. Morro, özel sektörün yanı sıra, ABD hükümeti ve ilgili kurumlarına uzmanlık alanında danışmanlık hizmeti de vermektedir. Dr. Morro, bir İzmirli olarak ilk kez Yeni Asır Gazetesi’nde 1998 yılında başladığı dış politika yazılarını, Halimiz’de sürdürecek olmaktan heyecan ve gurur duymaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!