CORONA BİZE NE YAPTI? - Halimiz
CORONA BİZE NE YAPTI? 2
SOSYAL DEVLET NASIL OLUNUR?
9 Nisan 2020
CORONA BİZE NE YAPTI? 3
NESİNİ ANLATAYIM KAYSERİ’NİN…
9 Nisan 2020
CORONA BİZE NE YAPTI? 4

Yaklaşık bir aydır hayatımızda, haberlerde, sohbetlerde, medyada, her yerde sadece corona var. Virüs bilgileri, esprileri, videoları, bilgilendirme programları… Tek odağımız bu virüs oldu. Sadece filmlerde görebileceğimiz anormal bir durum yaşıyoruz.

Gözle bile görülmeyen bu kadar küçük bir şeyin etkisi nasıl bu kadar büyük olabiliyor? Bu bana çok şaşırtıcı geliyor. En zengininden fakirine, en gelişmişinden geri kalmışına, en silahlısından ordusu dahi olmayana, en teknolijik olanından veya güçlü devlet olanından olmayanına kadar bütün ülkelere, şehirlere, insanlara ne büyük bir darbe yaptı bu virüs? Kimsenin, hiçbir şeyin yapamadığını yapabildi. Hepimizi evlerimize tıktı, korku saldı. İşi gücü, gezmeyi tozmayı, başkalarıyla görüşmeyi, markete gitmeyi bile durdurduk. Dünya durdu yahu, ötesi yok.

Beni takip edenleriniz bilir. Hayatımızda olanların bizimle etkisinden bahsederim hep. Yüzde bir payımız olsa bile bu bazen büyük etki ve sonuçlara dönüşür hayatımızda. Ben düşünmeden edemiyorum. Acaba dünyaca nasıl bir ruh halindeydik ki, nasıl bir psikolojideydik ki, farkında olmadığımız nasıl ortak bir yaratım yaptık ki; böyle acayip, şaşırtıcı, korkutucu bir yüzyıl olayı yaşıyoruz?

Dünyamızın, hayvanların, bitkilerin, denizlerin, doğanın, havanın neye ihtiyacı vardı ki böyle evlerimize tıkıldık? Ben kendi payıma düşeni buldum. Çok yoğun olmaktan, koşturmaktan uzun zamandır yorgundum, şikâyetçi idim. Evde durmayı gerçekten çok özlemiştim. Kafamda bu kadar evde durabilme, dinlenebilme arzusuyla, “Herhalde ancak hastalanırsam evde kalabilirim,” der, sonra korkar, “İptal iptal” diyerek sağlığı seçip, tekrar şükrederdim halime. Tam da kişisel gelişimci hareketleri. Ve işte zorunlu olarak evdeyiz.

Benim tam da istediğim, üstelik de hastalanmadan geçirdiğim ev dönemi başladı. Belki tüm dünyaca bu kadar koşturmayı, çalışmayı, işi, parayı, statüyü, her şeyin üstüne koymayı bırakmamız gerekiyormuş. Doğayı, yerine yenisini koymadan tüketmeyi bırakmamız lazımmış. Kirlettiğimiz göllerin, denizlerin, suların kendini temizlemeye ihtiyacı varmış. Şöyle durup da asıl ihtiyacımız, asıl hayalimiz ne bir düşünmemiz gerekiyormuş. Zorunluluklardan kurtulup belki hobilere, sevdiklerimize odaklanmamız gerekiyormuş. Daha çookkk eklenecek var ama çoğu bugüne kadar söylendi zaten.

Bunlar olumsuz etkileri. Peki bu evde olma durumunu biz nasıl avantaja çevirebiliriz? Bu virüs bize neler kattı?

Valla sizde durum nasıl bilmiyorum ama ben oldukça yenilendim. Vakit bulamadığım şeyler yapıyorum. Yeni şeyler öğreniyorum. Aslında burada önemli nokta hayatın getirdiğine uyumlanmak. Ben de değişen şartlara uyum göstermeyi öğrendim.

Mesela meğerse ben çok güzel yemek yapıyormuşum. Hâlbuki önceden kolay kolay şeyler seçip yapardım. Online eğitim sayesinde internette, bilgisayarda daha bir uzmanlaştım. “Beceremem, nasıl yaparım” diyerek strese girdiğim programları indirip kullanmayı öğrendim. Bir sürü canlı yayın yapıp birçok insana meditasyonlar, küçük rahatlatıcı çalışmalar yaptırdım, bildiklerimi paylaştım. Evde herkes kendi odasında vakit geçirirdi, bir baktım annemle kahve içip fal bakıyoruz. Cilt maskesi bile yaptık. Kendime yaptığım çalışmalar ise beni bambaşka açılımlara götürdü. Ruhumla ilgili çok şey fark ettim. Bol bol düşündüm. İnsan zorla yaratıcılığını kullanmayı öğreniyor bu durumda sanırım. Evde yapacak şeyler bulduk hepimiz.

Asıl umudum da bu durumdan ülkelerin, devletlerin, siyasilerin gereken dersleri almaları. Doğa, hayvanlar, çalışanlar, ücret dengesizliği, işsizlik, eğitim ve sağlık sistemi yetersizliği, beklenmedik olaylara hazırlıklı olmak, hacı hoca yerine bilim adamı yetiştirmek… Umarım bu konulara daha farklı bakış açıları ve çözümler getirebilirler. Asıl önemlisi de dünyanın, etini, sütünü yediğimiz, içtiğimiz hayvanın, bitkinin, kazandığımız paranın, var olan hayatımızın, sevdiklerimizin, şükredecek şeylerimizin değerini anlamak. Onların ruhunu ve ihtiyacını fark edebilmek. Zira bu durumdan ders almadan, değişip dönüşmeden çıkarsak, sınıfta kalırız. Aksi takdirde virüs biter, kriz gelir, kriz biter, başka hastalık gelir. Biz, bize düşen payı çözersek, gerisi evrenin, dünyanın, doğanın işi. O zaten halleder, bilir işini, yeniler kendini.

mm

Yıldız Karacasoy

Çok şanslı biriyim çünkü çok severek yaptığım iki işim var. İlki özel bir üniversitede hocalık yapmak. İkincisi de bireysel gelişim, enerji ve bilinçaltı danışmanlığı yapmak. İlk işimi bilinçli seçtim ama sanırım ikincisine çekildim. Aile dizimi, regresyon, affetme ve bilinçaltı çözülme çalışmaları, yaşam koçluğu, kinesiyoloji en zevkle çalıştığım konular. Dişilik, bolluk bereket oluşturma ve bilinçaltı ise eğitimlerini ve seminerlerini verdiğim konular. 2010-2014 yılları arasında Kanal B Bizbize programında tüm bilgimi ve deneyimimi paylaştım. Artık yazılarımla da buradayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!