COLOSSEUM'DA CORONA VİRÜS İLE DANS! - Halimiz
COLOSSEUM'DA CORONA VİRÜS İLE DANS! 2
CORONA VİRÜSÜ İLE İLGİLİ MİTLER VE GERÇEKLER
19 Mart 2020
COLOSSEUM'DA CORONA VİRÜS İLE DANS! 3
BUGÜNLERDE KALP ÇAKRANIZA YÖNELİN
26 Mart 2020
COLOSSEUM'DA CORONA VİRÜS İLE DANS! 4

Tarihin tozlu yapraklarına gizlenmiş salgınlarında da öncelikli darbeyi alan İtalya’nın kaderi bu kez de değişmedi. Ve yine azgın Corona Virüsü’nün, Çin’den sonra etkilediği ülkeler sıralamasında birinciliği kimselere kaptırmadı. Hiç beklemediği bir anda hem çok güçlü, hem çok çevik ve hem de öldürücü yeni düşmanıyla karşı karşıya kalan İtalya, ülkesinin simgesi Colosseum’un arenasına, sırtından itilircesine aniden indi. Ama tutsaklar arasından seçilerek, vahşi hayvanların önüne atılan bir gladyatör olarak…

Düşman çok güçlüydü! Kendisi ise hem hazırlıksız, hem savunmasız ve hem de silahsızdı…

Hazırlıksızdı! Çünkü, Corona Virüs’ünün 2019 yılının son ayında, Çin’de yaptığı tahribattan ders almamıştı. İki ülke arasında içiçe geçmiş sosyal ve ekonomik yakınlığın, bu dönemde kendisini de vuracağını aklına bile getirmemişti. Tarihsel hafızasını yoklamamış ve gerekli tedbirleri çok önceden almamıştı…

Savunmasızdı! Çünkü, ülkesinde yerleşik çok fazla Çinli nüfus olmasına rağmen ‘önemseme’ duygusunu devreye sokmamıştı. Noel tatilini, ‘Ay Takvimi’ne göre kutlayan Çin’in, Ocak ayları ortasında başlayıp, Şubat ortasında bitecek Noel Tatili’ni hesaba katmamıştı. Bu dönemde doğal olarak hem Çin’de yaşayan ve hem de başka ülkelere yerleşen Çinlilerin karşılıklı bir seyahat sürecine gireceğini hesap etmemişti. Dünyaca ünlü Venedik Karnavalı cazibesinin, hem özellikle ülkenin Kuzey Bölgesi’nde yoğun olarak yaşayan ve hem de kendi üllkesinde yaşayan Çinlileri çekeceğini görememişti….

Silahsızdı! Çünkü, düşman hem kimliğini saklamak, hem toplumun bireyleriyle etkileşimde bulunabilmek ve hem de hızlı hareket edebilmek için Venedik Karnavalı’nın siimgelerinden maske kullanıyordu. En irisinden ve sürekli de değiştirerek. Hal böyle olunca, tüm dünya gibi İtalya da düşmanını hangi silahla vuracağını bilmiyordu…

COLOSSEUM'DA CORONA VİRÜS İLE DANS! 5

Virüs, İtalya’daki serüvenine, önce ülkenin kuzeyinden yani Lombardiya bölgesinden başladı. Her zaman sıcak, samimi ve zarif olan ev sahibi, gerçek kimliğini gizleyen maskeli düşmanını, ‘korkulacak bir şey yok’ havasıyla karşıladı. Günlük, normal hayatından tavizler vermedi. Sanki ülkeleri dokunulmaz ve sanki Corona Virüs kendilerine ulaşmayacakmış gibi. Mesela ben, iki ülke arasındaki ekonomik ve sosyal ilişkileri ve bu dönemde yaşanan tatil trafiğini önemsemiş ve çok istememe rağmen Venedik’e gitmemiştim. Hükümet ve çevremdeki insanlar da dahil olmak üzere, Çin’deki tahrip edici sürecin ülkelerine yansıma ihtimalini, “Abartmayın” diye ötelerken, virüs de rehavetin dayanılmaz hafifliğinde hızla ilerleyişini sürdürmüştü…

İlk hata: Gerçekten önemsemediler…

Bunun yerine ülkelerinin güzelliğini ve bir tehdit olmadığını anlatan videolar hazırladılar. Mesela bana da Roma’nın güzel ve halen ziyaret edilebilecek güvenlikte bir şehir olduğunu anlatan, yeni tarihli bir video gelmiş, ama gelirini turizm üzerinden kazanan arkadaşımı kırmayı da göze alarak, “Ben, gazeteciyim. Kendim olan biteni görebilir ve anlayabilirim. Bir başkasının gözüne ihtiyacım yok” diyerek, örtülü ricayı reddetmiştim…

İkinci hata: Olan biteni iddia olarak sunma ve gerçekleri reddetme yolunu tercih ettiler…

Bu önemsememe ve kabul etmeme durumu, haliyle ülkeyi yeni bir öldürücü salgın dönemine taşıdı. Durumun ciddileşmeye başlaması ve mızrağın artık çuvala sığmaması üzerine Başbakan Giuseppe Conte önderliğindeki koalisyon hükümeti yavaş yavaş ve aşamalı olarak ilerleyişini sürdüren düşmana karşı, gerekli tedbirleri almaya başladı. Önce virüs vakasının ilk görüldüğü bölgede yer alan kuzeydeki 15 kasaba, karantina altına alındı. Ama maskeli kimliğiyle, olmadık yerde insanların karşısına çıkan düşmanın, hızlı ve vurucu ilerleyişini, kalın ve keskin kırmızı hatlar bile durduramadı.

Başını Lega Partisi lideri ve eski İçişleri Bakanı Matteo Salvini ile İtalya’nın Kardeşleri Partisi lideri Giorgia Meloni’nin çektiği muhalefet ile kimi uzmanlar eleştirileri ve uyarıları üzerine 8 Mart tarihinde Lombardiya bölgesi, Venedik ve bu bölgenin başkenti Milano da dahil olmak üzere 14 şehir karantina altına alındı. Yakın iletişime müsait olan tüm kurumlar ve mekanlar kapatıldı. Okullar, spor salonları, kuaförler gibi yerler tamamen sessizliğe büründü. Restoran, kafe, bar ve trattoria gibi yerler saat 18:00’den sonra kapılarını müşterilerine kapattı.

Üçüncü hata: Tedbir kararları bölgesel ve aşamalı alındı…

Ancak maskeli düşman, artık tüm ülkeye dönüşen Colosseum’un arenasından seyirci bölümlerine sıçramış, öldürücü nefesini, ya bir dokunuş, ya bir öpücük ya da bir kucaklamayla yaymaya başlamıştı. Toplumsal iletişime müsait bar, kafe, restoran, spor salonları, okullar veya mağaza ve market gibi gibi iletişimin yakın ve yoğun olduğu mekanlara özellikle girerek ve bu mekanlara öldürücü nefesini bırakarak yine çok sevdiği insan gruplarının sıkça tercih ettiği toplu taşım araçlarını kullanarak yayıldı. Ölüm ve koma halleri rakamlarına bakıldığında da belirli bir yaşın üstündeki yaş almış kişileri, kronik hastaları veya bağışıklığı düşmüş kişileri daha bir seviyordu. Çünkü, onlar için fazla efor sarfetmiyor, kolayca yere seriyordu.

Dördüncü hata: İtalyan halkı, virüsün kullandığı stratejileri ve mekanları önemsemedi ve normal yaşamlarına devam etti. Yaş almışıyla, kadınıyla, erkeğiyle ve gençleriyle…

Vakalar artık ülkenin orta ve güney bölgelerinde de artmaya başlayınca, bu kez hükümet, tüm ülkeyi karantina altına alan kararlar hazırlıyordu. Ne var ki daha bu kararlar resmi olarak açıklanmadan, talihsiz bir şekilde basına sızıyordu.

Beşinci hata: Tüm ülkenin geleceğini ve diğer insanların hayatını ilgilendiren olaylar basına sızdı…

Haberi duyanlardan, imkanı olanlar veya sığınacak bir adresi bulunanlar kuzeye göre daha güvenli olduğunu düşündükleri güney bölgesine trenlerle, otobüslerle ve özel araçlarıyla akın ettiler. Güneydeki belediye başkanları, “Herkese evinize dönün, diğer insanların hayatını tehlikeye atma ihtimaliniz olabilir” çağrıları yaptı. Ama o panik ve kaos telaşında tüm çağrılar havada kaldı.

Altıncı hata: Bu virüsle mücadele etmenin en iyi yolu, “Evde kalma” kuralını dikkate almadılar… Artı, maskeli düşmandan kaçarken tam da onun bayıldığı, toplu taşıma araçlarını kullandılar…

Hükümetin tüm ülkenin evlere kapanmasını öngören kararnamesi, para cezası uygulamalarıyla birlikte hemen yürürlüğe girmişti. Ama atı bulan da kuzeyi çoktan aşmış ve diğer şehirlere çoktan ulaşmıştı! Bu sırada maskeli düşmanın vurmaya dayalı zehiri, hem İtalya’nın ve hem de Lazio bölgesinin başkenti olan Roma da dahil olmak üzere tüm ülkeye yayılmıştı…

İşte bu noktadan sonra, virüse karşı gerçek bir mücadele başlayacak gibi görünüyordu. Hükümetin, para cezası da dahil tüm ülkeyi kapsayan karantina kararnesinin ardından tüm ülke, hükümetiyle, muhalefetiyle ve halkıyla tek yürek, bu sürece ciddi olarak destek vermeye başladı. Bu zamana kadar sokaklarda ve meydanlarda ailesiyle ve dostlarıyla hayatı yaşamayı seven, sıcakkanlı Akdeniz halkını evlere kapatmak kolay olmamıştı. Mesela Roma’da, halk, ailesiyle, büyükleriyle, çocuklarıyla veya dostlarıyla kafelerde, restoranlarda, barlarda ya da meydanlarda normal hayatını sürdürdü. Virüs tehlikesi yokmuş gibi davranıyorlardı. Tüm okullar tatile girmişti ama bu sefer de çocuklar yine okul ortamı gibi tehlikeyi sokaklara ve meydanlara taşıyordu. Şehrin tarihi merkezi, çocuklarıyla gezen ve eğlenen ailelerle doluydu. Aile gruplarına nine ve dedeler de eşlik ediyordu zaman zaman.

COLOSSEUM'DA CORONA VİRÜS İLE DANS! 6

Gelinen noktada tüm ülkenin şalteri, para cezaları eşliğinde indirildi. Tüm ülke, çeşitli temel ihtiyaçlarının temin edildiği yerler dışında, kapandı. Ama meydanlara ve sokaklara açılan evlerde süren hayatta sıkıntı yok. Ülke tek bir eve dönüştürüldü. Milli birlik ve ‘biz’ duyguları güçlendirilerek. Hızla başlayan, “Andrà tutto bene!” yani “Her şey güzel olacak”, “Noi siamo a casa”, “Biz evdeyiz” gibi sloganlar televizyonlardan balkonlara, teraslardan boş sokaklarda yapılan kısa selamlaşmalara kadar yerleşmiş durumda. Her akşam saat 18:00’de balkonlara, pencerelere ve teraslara çıkan İtalyanlar hep bir ağızdan ya milli marşlarını ya da “volare” şarkısını söylüyor. Bu arada evden kaçamak yapan oluyor mu? Elbette. Mesela ben! Günün her saatinde çıkabiliyorum. Halen bana izin kağıdı ya da gerekçe soran olmadı. Yine alışverişini yapmak için çıkanları, köpeklerini gezdirenleri veya kısa tur yapanları görebiliyoruz. Ama mutlaka mesafeli…

Sonuç olarak, tüm italya tüm kalbiyle, “biz” diyerek, Colosseum’un meydanında, maskeli canavarın karşısına dikilmiş durumda. Bu önemli bir başlangıçtı bana göre. Geciktiler ama başlamaları önemli, başladılar… Böyle giderse düşmanı yere sermeleri yakındır. Umuyorum…

 

mm

Ayfer Selamoğlu

Ankara Üniversitesi Gazetecilik bölümü mezunuyum. Cumhuriyet Gazetesi'nde stajyer olarak başlayan gazetecilik serüvenim, kuruluşundan itibaren Radikal Gazetesi ile devam etti. Uluslararası İlişkiler alanında master yaptım. Daha sonra kalem yerine kamera kullanılan sinema alanına yöneldim ve doktoramı o alanda yaptım. Bu yolda canım hocalarımın öncülüğü ve desteğiyle kısa filmler de çektim. Hayat mottosu, karakterli, güçlü ve iyi kalpli, paylaşımcı canlara anlarını harcamak, pozitif enerji saçan mekanlarda yaşamak ve her zaman araştırmaya ve öğrenmeye devam etmek olarak özetlenebilir... Bir de kedişleri Prens ve prensese aşık, bir kişilik eklenebilir...

1 Comment

  1. Hasan Pekin dedi ki:

    Ayfer hanım İtalya yazınızı okudum . Daha önceden yazılarınızı okumamıştım. Yazı hem bilimsel çözümleyici olmuş, hemde roman gibi süslü güzel bir anlatım, italya ya ziyaretlerim oldu, yazınızı geçmiş güzel günleri hatırlayarak okudum. Size ve İtalya ya Sağlık afiyet dilerim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!