ÇOCUKLARA GÜZEL ANILAR BIRAKIN - Halimiz
ÇOCUKLARA GÜZEL ANILAR BIRAKIN 2
BERLİN KONFERANSI, TEZKEREYİ DURAKLATTI
23 Ocak 2020
ÇOCUKLARA GÜZEL ANILAR BIRAKIN 3
“KENDİ ORKESTRANI YÖNET”
30 Ocak 2020
ÇOCUKLARA GÜZEL ANILAR BIRAKIN 4

Kocaman bir köşk düşünün!

Boyu daha bir metre bile olmamış bir çocuğun gözünden bakınca, üç katlı, ilk katında da devasa bir kapısı olan bir köşk nasıl azametli durmuştur kim bilir! Girişte geniş bir giriş sofa, karşıda hem aşağı bahçeye hem de köşkün hamamına inen merdivenler ve hem de yukarı salona, mutfağa ve ayrıca o salona açılan odalara çıkan tahta merdivenler var.

Dış kapıdan içeriye iki üç kişi girebilirsin. Yukarı salona çıktığında seni sanki bir panayır yeri bekler. Her odadan, yaşı aşağı yukarı seninle aynı, büyüklü küçüklü çocuklar çıkar ve herkes kendi yaşıtı olanlarla bir koşturmacaya başlar. En güzel saklambaç o köşkte oynanır. Hangi kapıdan kimin çıkacağı belli değildir ve her kapının ardında mutlaka birileri vardır…

Süt beyaz ve pürüzsüz orta salon duvarlarında kandillikler; o kandillikler de öyle süslü ve öyle güzeldir ki hayran hayran saatlerce boş duvarda onları inceler, en lezzetli yemekler orada yenirmiş de kalabalık olunca adeta sana kalmayacak sanırdın…

Yine orta salonda tüm kadınlar, kâh gülerek kâh üzülerek keyifli keyifli sohbet muhabbet ederler, yanlarına sessizce gidip oturduğunuz zaman, insanın dünyaya gelmesiyle veya nasıl olduğuyla ilgili ipuçları yakalamanız için size fırsat sunarlardı. Tabii ki anında fark edilip oradan kovulmazsanız. Genelde kalabalık ailelerde çocuklar bu bilgileri merak etmek zorunda kalmıyorlardı galiba, her duyduğunuz yeni bilgiyi birleştirdiğinizde bulmaca kendiliğinden çözülüyordu.

Dış kapının tam üzerine denk gelen bir oda vardı. Dışa çıkıntılı cumba camının önünde bir divan; o divana oturur dışardan gelip geçenleri seyrederdik ama çok çabuk sıkılırdık. Bu odanın salona açılan kapıları rengarenk el boyaması camlarla bezeliydi. Yaşıtım olan kuzenlerimle cam şekerlemelere benzeyen o camları saatlerce seyreder o senin olsun, bu benim olsun diye paylaşırdık. O camlar hala aynı parlaklığı ve azametiyle bugün gibi gözlerimin önündedir…

Şimdi düşünüyorum neden benim için bu kadar etkileyici ve unutulmazlardı acaba. Bizim de çok küçükken oturduğumuz bir tahta ev vardı iki katlı (Hamamsız). Orası ile ilgili de aklımda bölük pörçük görüntüler var. Farkettim ki en çok eğlendiğimiz, güldüğümüz, mutlu olduğumuz beraber olduğumuz anılar hep en önde. “Sevgi paylaşıldıkça çoğalır’’ denir ya, bir çocuk gülebiliyorsa ve neşe hakimse ortama, ölene kadar çoğalıyor, bitmiyor, tükenmiyor. Bir sevgi çeşmesi gibi susadıkça, özledikçe, yaş kaç olursa olsun, o çeşmeye gidip aynı lezzette o suyu içiyorsun ve o yaşta aldığın doyumu aynen yaşıyorsun…

Yakın zamanda bu anılara sahip olmama sebep olan o azametli kadını, teyzemi, kaybettik. İnsanın anılarının da acıdığını sızladığını deneyimledim. Hani bazen petek balı ısırırsın da dişlerin sancır ya öyle işte. Hem en ışıltılı ve mutlu anların, hem de kalbin sancısı hepsi hayata ait hepsi aynı anılara ait…

Çocukları mutlu ve neşeli kılmak lazım bunu öğrendim…

En güzel anılarının, en neşeli anlarının içinde ve dahil olmak lazım. Yetmiş yaşına da gelsen, seksen yaşına da gelsen içindeki o mutlu, neşeli çocuğun saf sevgisinden daha gerçek bir sevgi zor bulunacak çünkü…

mm

Şule Yüksel Günel

Şule Yüksel Günel Organizasyon/Aile Sistemi Açılımı™ Moderatörü Theta Healing® Eğitmeni ve uygulayıcısı Access The Bars® uygulayıcısı Access Facelift® uygulayıcısı Bioenerji ve Esma-ül Hüsna eğitimleri Sivas’da başlayan hayatım, İzmir’de okul, iş, çalışma hayatı, evlilik ve bir çok başka şehirde tayinlerle devam ederek nihayet emeklilik ve kişisel gelişim yolunda İzmir’de devam ediyor... Her an yeni bir şey öğrenmeye tutkuluyum. Farklı tekniklerle insanların yaşamlarına dokunmayı çok sevdim. Dokunduğum her insan ve yaşamla ben de gelişip, değişiyorum...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!