ÇOCUK - Halimiz
MUDDYING THE WATERS
25 Nisan 2019
EKREM İMAMOĞLU’NA İNSANCIL TIP ÇAĞRISI
25 Nisan 2019

Çocuk halimiz…
Karnı acıkınca yemek yiyen,
Doyunca yemek yemeği bırakan,
Uykusu gelince uyuyan,
Canı acıyınca ağlayan,
Gülmek isteyince kahkahalar atarak gülen,
Utanma, sıkılma bilmeyen,
Başkaları ne der diye düşünmeyen.
Annesini babasını bilen, seven,
Herşeye oyun gibi bakıp eğlenen,
Bir çocuğu gördü mü,
Doğal olarak birlikte oyun oynamak isteyen,
Bilgisiz…
Dünya’ya ait bilgisi, fikri, doğrusu, yanlışı olmayan,
Hareketli,
Enerjik,
Saf NEŞE…

 

Dünya insanının ortak paydasıdır bu hal…
Bütün insanlar doğar,
Anne karnında ne saftır bütün ruhlar,
Işık gibi parlayan saf nur ile doğarlar…
Dünyanın en güzel parfümüyle misler kokarlar…

Hoş geldin ÇOCUK…
Şekilsiz bir çamur gibisin,
Hayat tarafından şekillendirileceksin.

Zaman ile çocuk büyüyor,
Hayat onu büyülüyor.
Öğrenmeye, bilmeye başlar çocuk.
Saf şekilsizliği, doğal hali gider.
Herkes kendi yolunun kalıbına girer.
Farklılaşmaya başlar çocuk,
Farklılıkları görür olur, saf gözler,
Saflık kendinden yer,
Gölgeler nurun ışığını örter.

Kendini başkalarından, Başkalarını birbirlerinden farklı görmeye başlar,
Kirlenir gittikçe o saf ruhlar.


Konuşma öğrenilir.
Yeni dünyanın terminolojisi keşfedilir.
Annenin kullandığı konuşma dili ile,
İlk sınırlar çizilir…
Renkler öğrenilir.
Deri renkleri fark edilir…
Doğru , yanlışlar devreye girer.
Yargılar oluşur.
Doğru yanlış kalıpları içinde iyi ve kötüler hayatımızı bulandırır.
Bulanıklık gittikçe karanlığa bürünür.
İnsanı diğerlerinden ayıran perdelere dönüşür.

Güzel gözler baksın istediği kadar karşısına…
Karanlıkta debelenip dursun.
Perdeler indi gözlere…
Karşımdaki insan, hani nerde?
Gitti NUR derinlere…
Karanlıkta yalnızdır…
Kaybolur insan,
Korkmayla güvenin bitmesi aynı anda…


Sonunda gönül bağı kopuyor…
Kalpten iletişim sonlanıyor…
İnsani birlik hali kayboluyor.
Herkes birbirleri ile birlik değil,
Ortaklık yapmaya başlıyor.
Çıkar ilişkisi de içerebilen ortaklıklar…
Kendilerini bu ortaklıkta güvende ,
Var ve güçlü hissediyor.
Kendi gönül dostunu kaybetmiş insan,
Bu boşluğu sanal ve sürekli çıkarlara göre değişebilen,
Fikirler, kavramlar, oyunlar ortaklıklığı ile doldurmaya başlıyor.
İnsanlığını kaybedip,
Taraftarlığa geçiş yapıyor. ..

Siyasi parti ortaklıkğı…
Futbol takımı ortaklığı…
( il, ilçe adı vs. )’lılar derneği…
… birliği
… kulübü
… evi
Okul arkadaşlığı…
Mahalle arkadaşlığı,
…vs.

Bu ortaklıkların en büyüğü,
İnsanın kendinde en güven duygusu yaratanı ,
En büyük insani grubu barındıranı VATAN…

İnsan vatanı varsa ve barış içerisindeyse kendini güvende hisseder.
Barışını korumak için savaşır.
Ne yazıktır…
Tek özlemi çocukluğunda duyduğu güven hissini tekrar yaşamak,
Korkudan özgür olmak…

Ah CAN, kıyamam…
Kaybettin karşındakini tarafsız görebilme yeteneğini ,
Korkusuzluğu kaybettin,
Herşeyi bileyim,
Hayatın kuralları ile baş edeyim diye,
O güzelim SAF ruha yazık ettin.

Atatürk gibi gözünde perde olmayan insanlar bilir.
‘Yurtta sulh, cihanda sulh.’ dur.
Cihanda sulh olmaz ise güvende hissetmez, insan.
Bu sulh halini, gelecekte aramaya gerek yok,
Bir geçmişine baksan…
Bütün insanlığın ortak paydası,
ÇOCUK halini bir hatırlasan…

ÇOCUK çok şanlı…
Bizi birbirimizden ayıran hiç bir bilgiyi bilmiyor.
Dil bilmiyor…
Din bilmiyor…
Renk bilmiyor…
Vs..
Onun tek iletişimi gönülden…
İnsanın gerçek halinden…
En zayıf halimiz sanırsında,
En güçlümüz, kudretlimizdir o aslında…
Korkusuzdur her anda…

Atatürk geleceği çocuklara emanet ederken,
‘Var olan ve var olacak herşeyi’ çocuklara emanet etti.

Bu ÇOCUK ise sadece evlatlarımız değil,
Herkesin kendi içinde biryerlerde unuttuğu ‘ÇOCUK HALİ’.

İçimizdeki çocuğu sakladığımız yerden bulalım.
Bulamadık mı???,
Daha derine, daha derine sabırla arayalım.
….
Atatürk’ün hiç çocuğu olmadı diyorlar.
Gelde inan…
Onun gibi gözü perdesiz olanlar,
Kendi çocuk halleri ile yaşarlar,
Bu çocuk sizin kendinizde bulamadığınız çocuk halinizi görür de,
Onunla korkusuzca bir olur,
Bu nedenle dünyadaki herkes aslında onun çocuğudur.
İnsan bir çocuğunu, diğerinden ayırabilir mi?
Böyle bir ruh sadece kendi için ve ülkesi için barış isteyebilir mi?

Bu hal dünyadaki herkes ile barış halidir.
Bu hal karşındakini kendi çocuğun gibi görüp sevip kollama halidir…
Bu hal ŞEVKATdir.
Bu hal ERDEMdir.
Bu hal NEŞEdir.
Bu hal SULHdür.

Gözü perdesiz olup çocuk hallerini her daim yaşayan gönül ehli insanlara,
Kendi çocuk halini bulamasa da sabırla aramayı sürdüren kararlı insanlara ,
Dünya üzerineki bütün çocuklara,
İçimdeki çocuğa,saf neşeme selam olsun…

Bütün çocukların ve çocuk kalabilenlerin ÇOÇUK BAYRAM’ı kutlu olsun.

Sevgiyle 💖
Saygıyla 🙏🏻
Dostlukla 🤗
Neşeyle 💓💞🎉🎊💃🏻

mm

Funda Bekişoğlu

Brüksel doğumlu... 'Ne olacaksın?' diye sorulduğunda, 'Doktor olmayacağım' deyip ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümünü okudu... Daha mezun olmadan yolu çizildi ve 4. sınıf bitmeden gelen teklif ile mezun olunca Koç Holding'de çalışmaya başladı... Mühendis idi. Sonunda yolu proje yöneticiliğine kaydı. Evlendi... Daha çok çalışmaya başladı... Yıllar geçti, daha da çok çalışmaya başladı... Hep severek çalıştı... Ve sonsuza kadar çalışacak zannederken, yolu değişti, olmayacak denilen ikiz çocukları dünyaya geldi... İş hayatını bırakıp ev hayatına geçiş yaptı... O kadar benimsedi ki, 'Hep mi anne doğdum' diye düşünmeye başlamışken, yolu değişti ve aile işletmesi, mermer fabrikalarında çalışmaya başladı... Mühendisim derken, bilmeden yönetici oluverdi... Üstüne bir de işletme okudu... 15 yıldır aile şirketinin yönetim kurulu başkan yardımcılığını yapıyor... İşini bilerek yapmak istiyor... Hayatı hep çaba ile geçti... Çocukluğundan beri farkettiği ancak anlamlandıramadığı, dile getirip anlatamadıklarını, bilerek yazamayacağını anladığında, çabasızca, BİLMEDİKLERİNİ yazmaya başladı... Bilincinden değil, düşünerek değil, nerden geldiğini bilmeden yazıyor... Belki de sadece kendine yazıyor...

1 Comment

  1. Serpil Tüfekçi dedi ki:

    Funda hanım ne güzel anlatmışınız gönül telime dokundunuz kargaşa koşturmaca içinde çocukluğumuzu unutuyoruz hatırlattığınız için teşekkürler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!