ÇOBANLIKTAN BİLİM ADAMLIĞINA - Halimiz
ÇOBANLIKTAN BİLİM ADAMLIĞINA 2
İŞTE HEPSİ BU
13 Haziran 2019
ÇOBANLIKTAN BİLİM ADAMLIĞINA 3
RÜYA
13 Haziran 2019
ÇOBANLIKTAN BİLİM ADAMLIĞINA 4

Bu yazıyı, geçenlerde benimle paylaşılan ve beni çok etkileyen gerçek bir hikayeyi okuyucularımla paylaşmak istediğim için kaleme aldım.

Hikaye 1936 yılında Denizli’nin Acıpayam ilçesinde görevli öğretmenlerin pikniğe gitmeleriyle başlıyor.

Öğretmenler piknik yaparken keçilerini otlatan küçük bir çoban çocukla karşılaşır. Çobanı yanlarına davet edip çay ikram ederler ve ismini sorarlar.

Küçük çoban ürkek bir sesle yanıt verir: “Hüseyin…”

Öğretmenler Hüseyin’e yanlarındaki gazeteyi verip okumasını isterler. O tarihlerde ülkemizde okuma yazma bilenlerin sayısı gerçekten çok azdır. Okuma öğrenenlerin diplomaları bizzat valiler tarafından imzalanır.

Hüseyin okuma bilmediği için gazeteyi eline almayı kabul etmez.

Öğretmenler bu kez yaşını ve neden okula gitmediğini sorarlar….

Hüseyin, 12 diye yanıtlar ve ekler: “3 yaşımda annemi kaybettim, 11’imde de babamı…”

Hüseyin ile bir süre sohbet eden öğretmenler, çocuğun aslında çok zeki olduğunun farkına varırlar. Mutlaka okuması gerektiğini tembih ederler…

Hüseyin, karşılaştığı öğretmenlerin verdiği destek ve heyecanla Denizli’de parasız yatılı okumaya başlar.

Bir süre sonra katıldığı bir matematik yarışmasında Hüseyin’e bir kitap hediye edilir. Hüseyin kitabı bir gecede okuyup bitirir.

Ertesi gün Fen Bilgisi öğretmenine gider, “bu kitapta eksiklik var” der…

Öğretmen şaşırır. Çünkü Hüseyin’in bahsettiği eksiklik, Einstein’ın Relativite (görecelik) Teorisi hakkındadır. Hüseyin, söz konusu evrensel kuramın önemli bir parçasının kitapta olmadığını fark etmiştir.

Fen Öğretmeni konuyu İstanbul Teknik Üniversitesi’nde kendi hocası olan fizik profesörü rahmetli Nusret Kürkçüoğlu’na mektup yazarak iletir. Nusret hocadan gelen yanıt şudur: “Hüseyin liseyi bitirince İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümüne gelsin.”

Hüseyin mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümüne gider. Denizlili öksüz ve yetim çoban Hüseyin, orada da birtakım çalışmalar yapar ve işin ilginç yönü, bu çalışmaları hocaları anlayamaz. Hocalarından biri, “Hüseyin’in bu çalışmalarını bilse bilse Amerika Birleşik Devletleri’nin Boston şehrinde bulunan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) görevli Profesör Morse bilir” diyerek çalışmaları mektupla ona gönderir.

Bir süre sonra, Profesör Morse’dan şu yanıt gelir: “Hüseyin’in bu yaptığını beş yıl önce bir grup buldu, ama bunu Hüseyin’in tek başına bulması olağanüstü bir şey. Amerika’ya gelsin. Tüm masraflarını karşılayacağız.”

Gelelim 1952 yılına. Hüseyin yüksek elektrik mühendisi olmuştur. Anne baba yok. Köyünün insanları son derece fakir. Bir gazete kampanya yapar. Toplanan parayla Hüseyin Amerika’ya giden bir gemiye bindirilir.

Hüseyin, MIT’te Profesör Morse’un karşısına geçer. Morse, Hüseyin’in tez hocası olacak ama Hüseyin’in İngilizcesi iyi değil. Morse’un dediklerini anlamakta büyük sıkıntı çekiyor. Hocasına “write on the blackboard” der. Profesör Morse, Hüseyin’in tez konusu olacak konuyu tahtanın üzerine yazar. Hüseyin de bunu defterine geçirip üniversiteden ayrılır.

MIT’te tez konuları en az 4 yıl, genelde 5-6 yılda bitirilebiliyor olmasına rağmen Hüseyin çalışmasını 3 ay sonra bitirip hocasının karşısına çıkar. Morse, tezi inceler ve birkaç gün sonra Hüseyin’i çağırır. “Senin tezin tamam. Ancak burası MIT. Biz burada böyle hemen doktora diploması veremeyiz. Sen git istediğin dersleri al, 2 yıl sonra gel” der.

Hüseyin, 2 yıl sonra doktorasını alıp bu kez Princeton Üniversitesi’ne gider. Orada büyük bilim adamı ve ünlü fizikçi Albert Einstein ile birlikte çalışır.

Birkaç yıl sonra Boston’a geri döner, yeni icatlara destek olan bir firmada çalışmaya başlar. Burada bilgisayarlar ve onlara konuşma ile talimat verme konularına yönelik projeler yürütür. Sesle kumanda edilen bilgisayarı ilk defa 1960’lı yılların başında Hüseyin Yılmaz yapar.

1958 yılında, çalışmalarını yakından takip ettiği Einstein’ın kendisi kadar ünlü fonksiyon teorisinde eksikler tespit eder ve bunu bir mektupla Einstein’a gönderir. Ancak Einstein, mektup kendisine ulaşmadan vefat eder.

Hüseyin Yılmaz, bulduğu eksikleri ünlü bir bilim dergisinde yayımlayınca akademik dünyada adeta bir kıyamet kopar. Bilim dünyası ikiye bölünür. Einstein’ın kuramına karşı Yılmaz kütle çekim kuramı da literatüre girer. Hüseyin Yılmaz, 27 Ocak 2013’de ABD’de vefat eder.

Bugün dünyada yaygın olarak kullanılan Siri, Google Now, Cortana gibi programlardaki sesli komut sisteminin mucidi Profesör Dr. Hüseyin Yılmaz’dır.

Çobanlıktan başlayarak bilim dünyasına yön veren bir akademisyenin hikayesi böyle.

Etkileyici değil mi?

mm

Dr. Ali Tigrel

Devlet Planlama Teşkilatı Eski Müsteşarı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!