BUGÜNLERDE KALP ÇAKRANIZA YÖNELİN - Halimiz
BUGÜNLERDE KALP ÇAKRANIZA YÖNELİN 2
COLOSSEUM’DA CORONA VİRÜS İLE DANS!
19 Mart 2020
BUGÜNLERDE KALP ÇAKRANIZA YÖNELİN 3

Dünyaca çok zor zamanlardan geçtiğimiz şu günlerde herkes kendi ilgi alanı ile ilgili insanlığa ne gibi bir faydam dokunabilir gibi düşünüyor. Hepimiz 21. yüzyılda fark ettik ki hayatta en önemli şey ne aldığımız ayakkabı, ne giydiğimiz kıyafet, ne de kullandığımız araba… Hayattaki en önemli şey sağlığımız ve sevdiklerimizin sağlığı ve esenliğiymiş. Ben de bir yoga eğitmeni olarak bu zor günlerde yazdığım yazılarla size ne gibi bir yararım olur diye düşünürken yoga dünyasında bağışık sistemini geliştirmek üzerine bildiklerimi paylaşmak istedim.

Yoga, M.Ö. 6500 yıllarına kadar dayalı bir sistem ve felsefe. Bu felsefenin içinde kendini temizleme, arındırma ve şifa yöntemleri; ahlaki olarak bir toplumda uyulması gereken kurallar; fiziksel olarak bedeni sağlıklı tutma ve nefesi düzenleme yöntemleri ve zihni sakinleştirme teknikleri bulunmakta. Bu kadar eski bir felsefenin içinde bugünkü endokrin sisteminin işleyişini bulmak da belki kimileri için şaşırtıcı kimileri için ise doğal.

Yoga felsefesine göre bedenimizde yedi tane çakra bulunmakta. Bu çakralar kuyruksokumundan başın tepesine kadar uzanmakta. Sübtil bedendeki çakraların bugün modern tıp tarafından tarif edilen salgı bezlerine denk gelmesi bir tesadüf mü yoksa eski Uzak Doğu tıp ve biliminin ne kadar ileri seviyede mi olduğunu gösteriyor — inanın bunu ben de bilmiyorum. Ancak gözle görünmeyen enerji merkezleri olarak kabul edilebilecek olan çakraların bugünkü salgı bezi merkezlerine denk geldikleri de göz ardı edilemeyecek bir gerçek. Hatta bu enerji merkezlerinde meydana gelen herhangi bir zihinsel ya da duygusal rahatsızlığın zaman içinde o salgı bezinde ya da o salgı bezinin yönettiği bir organda gözle görülür bir rahatsızlığa sebep olabilmesi de mümkün.

Sizlere bu yazımda tüm çakra sisteminden bahsetmek yerine içinde bulunduğumuz günlerde bizi en çok ilgilendiren bir tanesi hakkında bilgi vermek istiyorum: “Anahata çakra” yani kalp çakrası. Bu çakra, göğüs kafesi ve kalpte bulunur ve dolayısı ile sevme, duygudaşlık, merhamet, anlayış ile dünyamıza yansır. Kendimize ve çevremize karşı ne kadar sevgi dolu, anlayışlı ve merhametli olduğumuz ile ilgili bir çakradır. Herkesi sevmek ve sevebilmek, kimseyi ötekileştirmeden anlamaya çalışmak bu çakranın işidir. Bu çakranın salgı bezi de “timus bezi”dir.

“Timus bezi”, iki akciğerin arasında “sternum” adı verilen göğüs kemiğinin altında bulunan bir salgı bezidir. Doğduğumuzda ve küçük yaşlarda büyük olan bu bez yaş aldıkça küçülür. Yaşlandıkça ise tamamen yok olur. Timus bezi, lenf sistemi ile uyumlu çalışır ve bedeni yabancı maddelerden, mikroplardan, bakterilerden ve virüslerden koruma gibi hayati bir görevi vardır. Bu bez ayrıca bedene mutluluk da salgılar ve bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirir.

Beden, stres ve sıkıntılı bir durum ile karşılaştığında bağışıklık sistemini zayıflatarak bedeni mikroplara ve virüslere daha açık hale getiren kortizol ve adrenalin adında iki hormon salgılar. Yoga duruşları, yoga akışları, nefes çalışmaları ve meditasyon stresi azalttığı için bedenin bağışıklık sistemini güçlendirir. Özellikle kalp çakrasına yönelik yoga çalışmaları timus bezini harekete geçirir ve bedene ve zihne yaşam enerjisi, coşku ve mutluluk verir. Bu enerjiyi, mutluluğu ve coşkuyu sağlayabilmek için özellikle kalp açıcı duruşlardan faydalanmak gerekmektedir. Bunlar da genellikle geriye eğilmeler adını verdiğimiz yoga duruşları ve serileridir.

Göğüs kafesini esnettiğimiz yani kalbi açtığımız tüm geriye eğilmeler bu bölgeyi oksijen, kan ve taze yaşam enerjisi ile doldurur. Bu bölgedeki tıkanıkları açar ve taze kanın tüm bölgeye nüfuz etmesini sağlar. Bu bölgelerden biri de “timus bezi”dir. Geriye eğildiğimiz her duruşta “timus bezi” “prana” adını verdiğimiz yaşam enerjisi ile dolar ve böylece bu bez daha sağlıklı hale gelir. Belki de azalmış ya da tamamen durmuş olan salgı yeniden bedene yayılmaya başlar. O yüzden kalbimizi açtığımız, göğüs kafesimizi esnettiğimiz ve omuzlarımızı geriye doğru döndürdüğümüz tüm yoga “asana”ları (duruşları) sonunda çok mutlu ve coşkulu hissederiz. Daha bir heyecanlı oluruz. Yorgunluğumuzu üzerimizden atmış gibi oluruz. Böyle bir yoga akışından sonra öyle bir enerji ile dolarız ki — tabir-i caizse — maraton koşabilecek gibi hissederiz kendimizi.

“Timus bezi”ni, elleri yumruk yapıp göğüs kemiği üzerine üç dakika boyunca vurarak güçlendirmek mümkündür. Bir başka yöntem ise, ses titreşimi ile bu bezi uyarmaktır. Gülerek ve kahkaha atarak bunu sağlayabiliriz. “Kahhaka yoga”sından da faydalanabiliriz bu zor günlerde… Bir diğer yöntem ise dili üst dişlerin arkasındaki damağa değdirerek bir süre hareket ettirmektir. Bu çalışma da timüs bezini uyarır, sağ ve sol beyin arasında denge oluşturur ve kendimizi iyi hissetmemizi sağlar.

“Pranayama” adını verdiğimiz nefes çalışmaları da sinir sistemini sakinleştirdiği, göğüs kafesini genişlettiği, nefes alışverişini rahatlattığı ve nefesin bedendeki oranını arttırdığı için “timus bezi”ne faydalı çalışmalardan biridir. “Nadi shodhana”, alternatif olarak sağ ve sol burun deliklerini tıkayarak bir sağdan bir soldan nefes alma verme yöntemidir. Bu yöntem, burun delikleri tıkanıklıklarını açar ve akciğerlere daha çok oksijen gitmesini sağlar. “Kapalabhati” adı verilen ve Türkçesi “kafatasını parlatan temizlik ve arınma çalışması” anlamına gelen yöntem akciğerleri, bronşları ve burun deliklerini temizler. Bu nefes çalışmasında karından aktif nefes verip pasif olarak nefes almak esastır. Aktif olarak nefes verirken, karın kasları içeri girer ve hava burundan hızla dışarı çıkarılır. Sonra karın kasları gevşer ve hava pasif olarak kendiliğinden bedene girer. Sadece karın hareket eder. Nefes tükendiğinde çalışmaya ara verilir ve sonra bir kez daha denenebilir. Ancak bu çalışma hamile kadınlar, yüksek tansiyonu ve kalp problemi olanlar, fıtık ve epilepsi sorunu olanlar ve yeni ameliyat olmuş kişiler tarafından yapılmamalıdır. Yapılmak isteniyorsa da mutlaka doktora danıştıktan sonra bir eğitmen eşliğinde çalışılmalıdır. Herkes için geçerli bir başka konu da bu çalışmaları kendi başımıza denemeden önce mutlaka bir yoga ya da nefes eğitmeni eşliğinde çalışmamız, denememiz ve kendimizi geliştirdikten sonra tek başına çalışmamızdır.

Meditasyon da elbette zihni ve bedeni sakinleştirip dinginleştiren bir çalışma olduğu için bağışıklık sistemini güçlendirmek için faydalıdır. Özellikle meditasyon sırasında dikkatimizi kalp ve akciğere ve de boğaza yönlendirmek hem “timus” bezini hem de boğazımızda bulunan “tiroit” bezini güçlendirmeye yarar sağlayacaktır.

Son olarak da Hint yaşam bilimi “Ayurveda”da “satvik” yani temiz, doğal ve iyi enerji veren olarak nitelendirilen besinleri tüketmek de bağışıklık sistemimizi güçlendirecektir. Bu tarz bir beslenmeden kasıt bedeni sağlıklı tutan, hastalığa sebep olmayan ve mümkün olduğu kadar doğal gıdaları tüketmektir. Mevsime özgü taze meyve ve sebze tüketimi, tam tahıllı gıdalar, bakliyat, kuruyemiş, taze otlar, bal, süt ve süt ürünleri bedeni ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

Şu zor günlerde her şeyin gelip geçici, sadece ve sadece sağlığın önemli olduğunu hepimiz bir kere daha fark ettik. Her şeyin başı sağlıkmış ve gerisi bir şekilde kendiliğinden gelirmiş. Ne aldığımız bir kıyafet, ne de giydiğimiz bir ayakkabı, ne de indirime girdiğinde almayı düşündüğümüz çanta… Sadece sağlık ve yaşamımızı idame ettirme kaygısı… O halde çocukken televizyon ya da radyo programlarında dedikleri gibi: “Yazıma son verirken, bir sonraki yazımda sizlere daha güzel günlerde ulaşabilmeyi diliyorum. Esen kalın.”

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!