BOHEMIAN RHAPSODY VE ELEŞTİREL DÜŞÜNME - Halimiz
YOGA NEDİR, NE DEĞİLDİR?
29 Kasım 2018
KADINA ŞİDDET ARTIK SON BULSUN
29 Kasım 2018

Düşünün ki kimsede olmayan bir yeteneğiniz var. Diyelim ki çok iyi şarkı söylüyorsunuz. Müzik eğitimi almamış olmanıza rağmen notaların seslerini çıkartabiliyorsunuz. Sesiniz sıra dışı. Aileniz ise sizin yeteneğinizi göz ardı ediyor ve üniversitede doğru düzgün bir şey okuyup meslek sahibi olmanızı istiyor.

Ailenize karşı mı gelirdiniz yoksa ailenizin dediğini yapıp hobi olarak müzik mi yapardınız? Benim tanıdığım bir çok müzisyen ara yolu bulup ailelerinin isteklerini yerine getirmek için alakasız bölümlerde okuduktan sonra müzisyenliğe başlamışlardır.

Freddie Mercury’nin ve Queen’in hikayesinden ilhamla yapılan Bohemian Rhapsody filmi Freddie’nin ne istediğini bilen duruşu ile başlıyor. Ailesinin kendine biçtiği rolü de, ailesinin ait olduğu göçmen ve çalışan sınıf statüsünü de yerle bir ediyor ve kendi olma cesaretini göstererek tüm kurumlara ve rollere meydan okuyor ve hatta bir efsane oluyor. Ardından gruba dahil olması, dostlukları, zor zamanlar, iyi zamanlar, aşklar, turneler, eğlence derken Queen’in, Live Aid konserine kadarki hikayesi anlatılıyor.

Film belgesel değil, öyle bir iddiası da yok. Baştan sona keyifle izlenecek, hiç bir şey olmasa, Queen şarkılarını yüksek sesle dinleyip hasret giderebileceğiniz bir film. Oyunun başrol oyuncusunun bu olağanüstü zor rolün altından kalkması bence takdire şayan. Oyuncunun “Freddie’ye benzemediği” yönündeki eleştirilere söyleyeceğim şey, evet benzememiş. Çünkü adam Freddie’ye benzemeye çalışmamış. Ruhunu anlamış, ve neredeyse kendi olmuş. Basbayağı ruhunu yansıtmış. Live aid konserini 1500 defa izlemiş bir oyuncudan bahsediyoruz.

30bin dakika, 500 saat! Bizdeki hangi filmin tek bir sahnesi için hangi oyuncu bu kadar saat vermiştir bilemem.

“Bohemian Rhapsody filmini sevmeyenler bizden değildir”

Bir Queen hayranı olmadığım halde filme bayıldım, kronolojik hatalarının, gerçeği tam yansıtmayan bazı yönlerine rağmen evet çok beğendim ve iki kez izledim. Hatta her hafta bir kez daha izleyebilirim. Film bir belgesel olmadığı için tarihsel hatalar hikayeyi daha dramatikleştirilecek şekilde yer değiştirmiş diye düşündüm.

‘Filmi izleyip de beğenmeyenler kıskançlıklarından filmi yermişlerdir, homofobiktirler, Queen sevmiyorlardır, duygusal derinlikten yoksundurlar veya sinemadan anlamıyorlardır. Çünkü benimle aynı fikirde olmayan yani filmi sevmeyen bir kişi olması mümkün değildir.’

Aşağı yukarı yukarıdaki şekilde anlatabileceğim bakış açısı ya böyledir ya şöyledir, eleştirel düşünme becerisinden yoksun olmayı gösterir.

Eleştirel düşünme derken…

Sistemli düşünmek, doğuştan kazanılmış bir özellik değil sonradan kazanılan bir beceridir. Sıradan düşünme neden göstermeden fikir beyan eder, ölçütlere dayanmadan yargıda bulunur. Başkalarının ürettiği fikirleri onaylar, kabul eder ve savunur.

Eleştirel düşünme biraz daha farklıdır. Belki ilk başta ne olmadığından bahsetmeli. Eleştirel düşünme bir kişi ve olayı sebep göstermeksizin yerden yere vurmak değildir. Bir eleştirinin üzerine, evet ben bunu daha önce fark etmemiştim, bunu değiştirebilriim ya da düzeltebilirim demiyorsa o eleştiri işe yaramaz, yargı bildirme olur.

Eleştirel düşünme karşımıza çıkan bilgilerin gerçekliğini sorgulamamıza yarayan ve bunu yaparken beynimizdeki zaaflara (hızlı karar verme, hızla sonuca ulaşma) yenik düşmememizi sağlayan bir yöntemdir.

Eleştirel düşüncede bir bilgiyle karşılaştığımızda şu soruları sorarız:

  • Bu bilgi benim bilgi edinme ihtiyacımı tamamen ve nesnel olarak karşılıyor mu? Eğer karşılıyorsa neden?
  • Bilgiyi veren kişi bu konuda yetkin mi?
  • Bilgi güncel mi, yoksa değil mi? Eğer değilse, güncel bilgiye nerden erişebilirim?
  • Önyargı veya haksızlık edildiğine dair bir kanıt var mı?
  • Olgular yerine öznel beyanlar mı sunulmuş?
  • Bilgi bir propaganda veya reklam mı?
  • Bilgiyi sağlayan kişi veya kurumun amacı veya bilgiyi vermedeki motivasyonu ne?
  • Bilgi, olayı tüm yönleriyle ele alıyor mu yoksa tek bir açıdan mı verilmiş?
  • Konuyla ilgili daha iyi bilgi kaynakları var mı?

Amacın ne Oray Eğin?

Bohemian Rhapsody eleştirilerine geri dönecek olursak, bu yukarıdaki sorular ışığında okuyup da direkt elediğim yorumlardan biri Oray Eğin’in yorumuydu.

Tamamen öznel, genellemelere dayalı, kendi zannettiğini doğru sayan, hiç bir bilgi temeli olmayan, saçma sapan bir yazıydı.

Başka karşıt yorumlar da okudum. Mesela Ali Arıkan’ın yorumuna da hiç katılmadım, geçen gün internetten başka bir yorum geldi ona da hiç katılmadım ama hiç biri gerçekten Oray kadar saçmalamamıştı.

Bu tür yazılara internette çok sık rastlıyoruz. Her okuduğumuzu gerçek kabul edemeyiz. Eleştirel düşünmeyi kullanmadan edindiğimiz bilgiler bize fayda değil zarardır. Hem zihnimizi boşu boşuna bir çok bilgiyle doldurarak çalışan hafızamızdan yeriz, hem de safsatalara inanma eğilimi gösteririz.

Bir film üzerinden o kadar çok olumlu-olumsuz eleştiri okudum. Bir film üzerine bu kadar konuşulması ticari bir başarıdır. Filmin amaçlarından biri, izleyicinin ilgisini çekerek ona keyifli vakit geçirtmektir. Çoğu izleyicinin bunun ötesinde bir beklentisi yoktur. Yani bir film yüzünden kutuplaşmaya gerek yok demek istiyorum.

Beğenenler de beğenmeyenler de bizdendir.

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. Şehir ve mesleği aynı anda değiştirmek benim için köklü bir değişimdi. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011 senesinde yine bir radikal değişiklik yapıp işten ayrıldım, bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri STK’larda çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği Temsilciler Meclisindeyim. Yenidenbiz’i destekliyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only one team ile bir kolektif kitap yazıp, bir installation sergisi açtık, Online radyo kurduk ve online şiir gecesi yaptık. Farkındalık, reiki, meditasyon, şiddetsiz iletişim, yoga vb . eğitimlere katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Yazıyorum, konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!