BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞININ BİTİŞİNİN YÜZÜNCÜ YIL ANMA TÖRENİ EN BEKLENMEDİK GÖRÜNTÜYÜ VERDİ - Halimiz
NEDEN BU KADAR ÖFKELİYİZ?
15 Kasım 2018
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
22 Kasım 2018

Birinci Dünya Savaşı’nı sonlandıran ateşkes anlaşmasının yüzüncü yıldönümünü anmak için Pazar günü Paris’te toplanan dünya liderlerine ev sahibi olarak hitap eden Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron, daha geçtiğimiz hafta milliyetçi olduğunu ifade eden Amerikan Başkanı Donald Trump’ın önünde, “milliyetçiliğin vatanperverliğe ihanet olduğunu” ve “dünya barışını da tehdit ettiğini” söyledi.

İktidarın ortağı Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli de Salı günü Meclis’teki olağan grup toplantısında Macron’a sert çıktı. Milliyetçiliğin adeta bir nefret objesi gibi gösterilmesinden rahatsızlık duyduğunu açıkça ifade eden Bahçeli, “Sömürgecilik başka şeydir, milliyetçilik başka bir şeydir. Bu ayrımı bilmeyen akıl fukarasıdır. Bu ikisini karıştırmak, bir ve aynı görmek, Fransa horozuna tavuk kostümü giydirip yumurtlamasını beklemek kadar aptalca ve ahmakçadır,” dedi.

Amerikan Başkanı Trump da Bahçeli gibi Macron’a tepkiliydi. Trump, Macron’un konuşmasının sonunda yüzünü ekşiterek ve gecikmeli olarak protokol gereği alkışladıktan sonra attığı tweet’lere kadar sessiz kaldı. Trump, Macron’un, aynı konuşmada, bir de, bir Avrupa ordusu kurulması gerekliliğini ifade etmesinden rahatsızlık duyduğunu açık etti. “Emmanuel Macron, Avrupa’nın, ABD, Çin ve Rusya’dan gelecek tehditlere karşı korunmak için kendi ordusunu kurmasını öneriyor. Ama Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında Almanya idi (düşman olan ) – Fransa’ya ne oldu? Amerika yardıma gelinceye kadar Paris’te Almanca öğrenmeye başlıyorlardı neredeyse. Ya NATO için ödersin, ya da ödemezsin!” diye yazdı attığı tweet’de Trump.

Böylesi bir yüzüncü yıl anma töreni herhalde kimsenin aklında yoktu. Ancak Bahçeli bir tarafa, Batı ittifakı diye bilinen ülkelerin aralarında ne kadar ciddi bir fay hattı olduğu ilk defa bu kadar net kamuoyunun şahitliğinde cereyan etti. Vaktinde Trump ve Macron’un temsil ettiği ülkeler, Amerika ve Fransa, aynı cephenin tarafı iken… Birinci Dünya Savaşı’nı anma törenlerine ilk defa çelenk koyarak katılan Almanya ise vaktinde karşı cepheden olmasına rağmen Macron’a destek çıktı. Alman Şansölyesi Angela Merkel, anma törenleri kapsamında katıldığı bir oturumda, Avrupa’da yükselişe geçen radikal sağ grupları işaret ederek “Avrupa barış projesinin” giderek daha fazla sorgulanır olduğunu dile getirdi. “Benim endişem, bağnaz milliyetçilik görüşlerinin yeniden can bulması,” dedi.

Osmanlı İmparatorluğu’nun bitişini de resmileştiren Birinci Dünya Savaşı’nda İstanbul, Almanya ile ittifak kurmuştu. Ki dönemin padişahı Mehmed Vahdeddin, bu ittifaktan zaferle çıkacağını öngörüyordu. Ama milliyetçilik furyası, kaybı baki kıldı. Ortadoğu’daki Osmanlı tebaası Arap halkları, Batı ittifakı ile işbirliğine girdiler. Osmanlı da aynı bir tavuğun tüylerinin didildiği gibi liğme liğme edilerek son buldu. Bu, bir diğer tarih olan Büyük Britanya İmparatorluğu’ndan farklı, geride, ardından yüz yıl da geçse aşılamayan bir psikolojik travma yaratmış durumda. Geçmiş, bir türlü geçmişe bırakılamıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bahçeli, Ortadoğu’nun haline bakarak adeta benzeri hissiyatları paylaşıyorlar. “Birinci Dünya Savaşı bitmiş falan değildir. Kanlı sayfa açıktır, çatışmalar ve çekişmeler sadece bünye değiştirmiştir. Bir damla petrol için devasa medeniyet ve tarihi birikimlere savaş açanlar bu dünyada değilse, mahşerde yaptıklarının bedelini mutlaka ödeyeceklerdir,” diyen Bahçeli sözlerine devam ederken Erdoğan’ın, siyasi ortağının bu saptamalarına katılmadığını varsaymak doğru olmayacaktır. “Allah’ın sopası yoktur ve adaleti  tartışmasızdır. Çekildiğimiz hiçbir toprak parçasında, hiçbir coğrafyada huzur yoktur, umut yoktur, adalet yoktur, barış yoktur, saadet ve selamet  yoktur. Ahımızı alanlar bu dünyada gün yüzü görememişler, ilelebet de göremeyeceklerdir. Bu nedenle, Paris’te yüzüncü yıl dönümü anılan ve infazımızın  ilanı demek olan malum ateşkes antlaşması bizim ayaklarımızın altındadır, hiçbir  ahlaki, vicdani ve manevi hüküm ihtiva etmemektedir.”

İktidar ortakları her ne kadar geçmişe dair böylesi ortak hissiyatları paylaşabiliyor olsalar da bariz farklılıkları da vardır. Mesela Bahçeli, Erdoğan’ın, Paris’teki anma törenlerine katılmasını neredeyse kınamıştır. İlginç olan ise Bahçeli’nin siyasi ortağı Erdoğan, 2013 yılında, “Biz her türlü milliyetçiliği, ayaklarının altına almış bir iktidarız,” diyen bir lider olarak Macron’dan önce milliyetçiliğe karşı bir çıkış yapmıştır. Erdoğan’ın dayandığı siyasi taban Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu memleket için çizdiği siyasi duruş ve yönü tartışmalı hale getirirken, Bahçeli bundan rahatsızlık duyduğunu çeşitli şekillerde ifade etmiştir ama bu rahatsızlığının ittifak kurmasına mani olmadığı da aşikardır.

Birinci Dünya Savaşı’nın sonlanması için dönemin Amerikan Başkanı Woodrow Wilson’ın ileri sürdüğü görüşlerden biri bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasını öngörüyordu. Suriye’deki savaşın uzaması ve Suriyeli Kürt grupların, Amerika başta Batı ittifakının parçası ülkelerle yakın işbirliği içinde olması Türkiye’nin geçmişten kaynaklı endişelerini yeniden öne çıkartmıştır. Hem NATO üyesi olup, hem de on yıllardır basiretsiz de olsa Avrupa Birliği’ne tam üyelik için devlet politkası güden Türkiye’nin, bu gibi endişelerden kurtulamaması ittifak içindeki yerini de sürekli tartışmaya açık hale getirir olmuştur. Ancak şu var ki Batı ittifakının içinde baş gösteren bu huzursuzlukların Türkiye ile sınırlı olmadığı artık gün yüzüne iyice çıkmıştır. Tam da Birinci Dünya Savaşı’nın bitişinin yüzüncü yıl dönümüne denk gelen bu düşündürücü durum, dünya siyasetine yön veren siyasetçilerin, milyonların canına sebep olan böylesi feci bir savaştan almaları gereken dersi yüksek olasılık almadıklarını göstermektedir. Bu da böylesi tarihi bir günü, bir başka boyutuyla tarihe not düşerken ortaya çıkabilecek en beklenmeyen ve nefes kesen sonuç olmuştur. Dileyelim siyasilerin öğrenemediğini, insanoğlu öğrenmiş olsun…

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

1 Comment

  1. kemal gülseren dedi ki:

    sayın tülin hanım,
    çok değerli bulduğum dış politika yazılarınızdan birini daha zevkle okudum.
    aydınlatıcı ve ufuk açıcı özelliği ile şahsıma çok faydalı oldu.

    teşekkür eder bu tür değerli analizler içeren yazılarınızın devamını dilerim.
    selam ve iyi dileklerimle
    hoşça kalınız.

    kemal gülseren

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!