BİR YIL - Halimiz
BİR YIL 2
GÖZ SAĞLIĞI
21 Kasım 2019
BİR YIL 3
RÜYA V
21 Kasım 2019
BİR YIL 4

Halimiz.com’da yazmaya başlayalı tam bir sene oldu. İlk yazdıklarımla son yazdıklarıma bakıyorum ve aralarındaki farkı gözlemlemeye çalışıyorum. İlk yazdığım yazılar ile son yazdıklarım arasında dünyalar kadar fark var. Bu bir sene içinde geliştiğimi görmek beni çok mutlu ediyor. Daha önceden de yazılar yazıyordum. Kendime ait bir “blog”um vardı ama bu “blog” şu anda yazdıklarımdan çok farklıydı. Kendi “blog”umda daha çok yoga dersleri, yoga akışları, yoga teknikleri üzerine yazılar paylaşıyordum. “Halimiz.com”da yazmaya başladığımdan bu yana hayat ve yoga hakkında yazılar yazmaktayım. Hayat ile yoganın ilişkisi üzerine… Birbirlerini nasıl etkiledikleri, aralarındaki iletişim ve etkileşim hakkında… Ve bu yazılar hem günlük hem de yoga hayatımda bana çok şey kattı ve katmaya da devam ediyor.

“Yoga mat”ının üzerine geçtiğim zaman neler hissettiğimi daha iyi gözlemlemeye başladım. Yoga matının üzerindeyken hayata bakış açımı, hayatı yaşarken de yoga matının üzerinde deneyimlediklerimin beni nasıl etkilediğini fark ettim. Aslında hayat ile yoga o kadar ilintili ki yoga matının üzerinde neler yapıyorsam, nasıl tepki veriyorsam hayatımda da o şekilde davrandığımı ve o şekilde tepki verdiğimi gördüm. Ya da hayatımda yaşadığım herhangi bir olayın yoga matının üzerine geçtiğimde nelerde engellediğini ya da nerelerde bana kolaylık sağladığını gözlemledim. Dolayısıyla “halimiz.com”da yazdığım yazılar kendi “blog”umda yazdığım yazılardan çok farklı oldu ve beni geliştirdi. Bir yıl içinde ilk yazımdan son yazıma baktığımda — ister edebi deyin ister sanatsal ister teknik deyin — farkı çok rahat gözlemleyebiliyorum. Bunun için bana bu sayfada yazma vesilesini sağlayan Sevgili Tülin Daloğlu’na çok teşekkür ediyorum.

Bir yıl nasıl da göz açıp kapayana kadar geçiyor. Öyle değil mi? Bir yıl dediğimiz şey aslında sadece 365 gün 6 saat. Bu teknik bir zaman olgusu. Aslında bir yıl kimine göre çok hızlı kimine göre ise çok yavaş geçiyor. Zaman tamamen göreceli. Bana göre bu yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş. Bu bir yıl benim hayatımda da çok şeylere gebe olmuş. Hayatımda değişimler ve dönüşümler olmuş. Belki yazılarımı yazmak için hayat ile yogayı daha ilintili görmeye çalıştığım için belki yoga derslerinde ve günlük hayatımda çevreme bakarken daha duyarlı olduğum için, belki de bu duyarlılığı yazılara yansıtmak istediğim için… Benim için zaman çok farklı akmış. Evet, göz açıp kapayana kadar geçmiş ama bu geçen süre içinde her gün benim için birbirinden çok değişik deneyimler yaşamışım ve değişmişim, dönüşmüşüm. İlk yazılarımdan son yazılarıma her şey değişmiş. Bana göre son yazılarım daha öze inen yazılara dönüşmüş.

Bir yıl önce neredeydim? Bir yıl sonra neredeyim? Şimdi bunu anlamak istiyorum. Renkleri nasıl görüyorum? Gökyüzünü nasıl görüyorum? Bulutları nasıl görüyorum? Çevremdeki insanları nasıl görüyorum? İlişkilerimi nasıl görüyorum? İş olsun, arkadaşlık olsun, aile olsun… Her şeye nasıl bakıyorum? Bir yıl önceki ben ile bir yıl sonraki ben arasındaki fark ne? Bir yıl önceki ve bir yıl sonraki yazılarım arasında ne gibi bir fark var? Bir yılda hayat akıp giderken beni nereden nereye getirmiş? Bu süre içinde hayat insandan bazen çok şey götürüyor. Bazen de çok şey getiriyor. Bir yıl içinde 365 gün, hesaplayamayacağım kadar çok dakika ve saniye var. Biz sadece bir yıl diye ifade ediyoruz. Bir deyince o kadar kısa bir zaman diliminden bahsediyor gibi oluyoruz ki! Oysa ki bir yılın içindeki o dakikaları yani yoga ve meditasyon anlarını düşünün. Bu bir yıl ne kadar da uzun olur, değil mi? Bu zaman dilimini 365 gün şeklinde ifade ettiğimizde daha yoğun ve uzun bir zamandan bahsediyoruz. 365 günü saat hesabına göre düşündüğümüzde çok daha yoğunlaşıyor bu süre… Saati dakikalar olarak düşündüğümüzde ne kadar çok dakika yapıyor. Öyle değil mi?

Yogada her yaşadığımız dakikanın, saniyenin ve salisenin hayatımızın döngüsünde çok önemi olduğunu biliyoruz. Bir anlık bir tercih ile sağ yola sapmak yerine sol yola saptığımızda hayatın akışı tamamen değişebiliyor. İşte bir yıl önce bir yıl sonra derken de ben bunları gözlemliyorum. Yol ayrımına geldiğimde hangi yolu seçtiğimi, hangi tercihleri yaptığımı… Bu tercihler ile hayatımda ne gibi değişiklikler olduğunu… Ve koskoca 365 günün nasıl da geçip gittiğini… “Halimiz.com”un bir senedir yazarı ve müdavimi olduğumu…

Bu kadar uzun bir zaman dilimin nasıl akıp gittiğini bir türlü anlayabilmiş değilim. Bu bir yıl geçerken hayatımızdan bir yıl daha eksiliyor. Benim gibi 80li yıllarda çocuk olanlar televizyondaki yeni yıl programlarını hatırlıyordur. 31 Aralık gecesi bitmekte olan yılı temsil eden yaşlı bir adamın sahneden çıkıp yerine bir çocuğun sahneye girmesini… Ya da eski Türk filmlerini anımsıyordur. Bu filmlerde zamanın geçtiğini göstermek için Maarif Takvimi’nin sayfalarının arka arkaya kopmasını ve uçmasını… Zaman da böyle bir şey. Akıp gidiyor. Evet, zaman göreceli. Sevdiklerimizle birlikte olduğumuzda ve sevdiğimiz işleri yaptığımızda zamanın nasıl geçtiğini bir türlü anlayamıyoruz. Koskoca bir saat, bir gün, bir yıl geçiyor ve bu süre nasıl geldi geçti biz anlayamıyoruz. Halbuki zorluk çektiğimizde ve sıkıntı içinde olduğumuzda aynı bir saat ya da bir yıl çok zor geçiyor. O yapraklar çok ağır ağır kopuyor takvimden…

Benim için ise bu bir yıl çabuk geçti. Hayatımda hep mi güzel ve iyi şeyler oldu? Elbette hayır. Ama bu yıl zorluklarıyla da olsa çabucak geçti. Bana çok şey öğreterek geçti. Beni büyüttü. Olgunlaştırdı. Dostlarımla, arkadaşlarımla, ailemle gülerek ve eğlenerek çok güzel günler geçirdim. Elbette hüzünlü günlerim de oldu. Üzüldüğüm, kırıldığım… Ama hep ne diyoruz? Hayatta hem mutluluk hem de mutsuzluk var. Hayatta hem kahkaha hem de gözyaşı var. Ama çoğunlukla güzel ve mutlu günler biriktirdim. Huzur biriktirdim. Yaşadıklarımdan ders çıkardım ve onları biriktirdim. Hatalarıma kızmak yerine onlarla barışık olmayı öğrendim.

Hepimiz insanız. Hayatımız hep olumlu geçecek diye bir şey yok. Olumsuzluklar da hayatın bir parçası. O yüzden biz hem olumlu hem olumsuz her olayı kabul edip onlarla barışık olup, her şeye güler yüz ve hoşgörü ile yaklaşıp yolumuzda yürümeye devam ediyoruz. Bir yıl boyunca ben yoga dersleri; seyahatler; arkadaş, aile ve iş ilişkilerimi sizlerle yazılarım aracılığıyla paylaşırken deneyimlerden ders alıp geliştim. Bir yıl önceki ben ile şimdiki ben arasındaki farkı çok net gözlemleyebiliyorum. Ve iyi ki hayat ve yoga üzerine yazılar yazmaya başlamışım. Belki de daha önceleri yoga felsefesini hayatımın içine bu kadar çok katmıyordum. Daha çok yoga matının üzerinde yaşıyordum ve deneyimlerimi orada bırakıyordum. Şimdi bu deneyimleri yazılar aracılığıyla hayata daha çok katmaya başladım. Çevreme daha farklı gözle bakmaya başladım. Daha çok fark etmeye, algılamaya ve anlamaya çalışıyorum. Çevremi, evreni, insanları gözlemliyorum. Elimden geldiğince aramda sorun olan insanları bile anlamayı ve onları hoş görmeyi deniyorum. Tahammül sınırıma kadar… O son noktaya geldiğimde de bırakmaya ve vazgeçmeye çabalıyorum. Benim için çok kolay olmasa da…

Bir de şunu gördüm. Hayat bir sebat meselesi. Hayatta her şey yoga derslerinde ve yoga matının üzerinde olduğu gibi sebat, devamlılık ve süreklilik esasına dayanıyor. Zorlandığımız bir “asana” (duruş) yaparken vazgeçmek ve bırakmak yerine elimizden geldiğince o duruşta beden, zihin ve ruhtan ödün vermeden rahat ve huzurlu kalmak esastır. Bırakmak yerine belki bir adım geri çekilip kendimizi ve duruşu kolaylaştırarak kalmaya devam etmek… Sebat etmek… Nasıl ki yoga matının üzerinde “asana”yı rahat, huzurlu ve hoşgörü ile yapmaya çalışıyorsak ve o “asana” içinde bekliyorsak ve azim ve kararlılık ile yola devam ediyorsak, aynı sürekliliği ve devamlılığı hayatta da uygulamalıyız. Pes edip, vazgeçip gitmek yerine elimizden geldiğince orada kalmaya, orada bulunmaya ve var olmaya, var olarak sebat etmeye… Azim ve kararlılık ile sürekliliği ve devamlılığı sağlamaya… Çünkü süreklilik her şeydir. Yazılarım içinde aynı şey geçerli. Kimi gün yazmak istemediğim günler olmadı mı? Elbette oldu. O günlerde kendime biraz vakit ayırıp rahatlayıp huzuru yeniden yakalayıp bilgisayar başına oturdum ve yazımı yazdım. Yogada olduğu gibi günlük hayatta ve yazılarda da süreklilik önemlidir. Sebat ettiğinde, süreklilik ve devamlılık gösterdiğinde bu bir alışkanlık haline döner ve hayat seni ödüllendirir. “Tapas” adını verdiğimiz öz disiplin hayattaki en önemli ilkelerden biridir. Hayatın bizi ödüllendirmesi ve bize istediğimiz güzellikleri sunması için öncelikle bizim sebat etmemiz ve çalışmalarımızı idame ettirmemiz gereklidir. Her şeyin başı çalışmaktır. Her şeyin başı sürekliliktir. Her şeyin başı azim ve kararlılık ile yola devam etmektir. Ben de bir yıl boyunca bunu uyguladım. Yazıların bana sağladığı en büyük katkı da buydu.

 

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!