BİR KARTAL GİBİ - Halimiz
BİR KARTAL GİBİ 2
RELIGIOUS LITERACY AND POLICY MAKING
11 Nisan 2019
BİR KARTAL GİBİ 3
KİRPİ
11 Nisan 2019
BİR KARTAL GİBİ 4

Hayatın içinde hepimizin değişik rolleri var. Hepimiz aynı anda hem kadın, hem anne, hem kız çocuk, hem kız kardeş, hem arkadaş, hem eş, hem de birilerinin patronu ya da çalışanıyız. Tabii ki hem erkek, hem baba, hem erkek çocuk, hem erkek kardeş, hem arkadaş, hem eş ve hem de çalışan ya da patronuz… Gün içinde bir rolden diğerine koşarken engeller ve zorluklarla karşılaşmamız da olası… Önemli olan bu engellere ve zorluklara karşı nasıl tepki verdiğimiz ve onların üstesinden nasıl geldiğimiz…

Günümüzde hayat ne yazık ki bir mücadele… Bir gün içinde trafikle, yoğun iş temposuyla ve ev işleriyle cebelleşiyoruz. Bu koşuşturmanın içinde elbette ki engeller ve zorluklarla karşılaşabiliyoruz. Her şey her zaman dilediğimiz gibi yolunda gitmeyebiliyor. Peki biz bu durumda nasıl tepki veriyoruz ve bu zorlukların üstesinden nasıl geliyoruz? Sakin bir şekilde mi yoksa sinirlenerek mi? Neden bazı kimseler zorluklar karşısında sakin ve dingin kalabiliyorken bazıları sinirli ve aşırı tepkili olabiliyor? Bu sadece kişilik özelliklerimize mi bağlı yoksa bazı kimseler değişik roller ve o rollerin gerektirdiği amaçlar peşinde koşarken içlerindeki gücü ve sükûneti mi unutuyor?

Yoga “asana”ları (duruşları) arasında en sevdiğim duruşlardan biridir “garudasana” ya da kartal duruşu. Kartal, çok güçlü bir hayvan olduğu için eski Yunan şehir devletlerinde de gücü yansıtan yaygın bir semboldü. Bu nedenle hem Yunan mitolojisinde hem de eski Anadolu uygarlıklarında çift başlı kartalın kullanıldığını görmekteyiz. Daha sonraları Bizans İmparatorluğu, Endülüs, Fransa, İspanya, Alman ve Rus İmparatorlukları ve Selçuklu İmparatorluklarında da kartalın önemli bir imparatorluk simgesi olduğunu gözlemlemekteyiz.

Birçok uygarlıkta kartalın sembol olarak kullanılmasının sebebi bu kuşun, kendi türleri içinde en uzun yaşayanlarından biri olmasıdır. Kartallar, uzun yaşayabilmek için 40 yaşlarında çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır. Bu yaşa geldiğinde bir kartalın pençeleri sertleşir ve esnekliğini yitirir ve avlarını yakalayamaz duruma gelir. Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır ve kanatlarına takılmaya başlar. Tüm bunlar kartalın uçmasını zorlaştırır. İşte tam bu noktada kartalın bir seçim yapması gerekir. Kartal ya ölmeyi ya da yeniden doğumu seçecektir. Bu yeniden doğum ise tam 150 gün sürecektir. Eğer kartal yeniden doğmayı tercih ederse, bir dağın tepesine gidip orada bir yuva kurar, gagasını sert bir şekilde kayaya vurup yerinden söker. Yeni gagası çıktığında bu gaga ile pençelerini yerinden söker. Yeni pençeleri çıkınca da eski kartlaşmış tüylerini yolar. Beş ay sonra kartal, yeniden doğar ve yirmi yıl ya da daha uzun sürecek bir yaşama hazır hale gelir.

“Garudasana” duruşunun da benzer bir hikayesi vardır. Hint mitolojisine göre, Garuda kartalın kanatlarına, kafasına ve gagasına sahip, insan kolları ve bacakları olan kocaman bir kuş olup evrenin koruyucusu Tanrı Vishnu’yu taşır. Kuş türlerinin kralı, yılanların düşmanı ve insanların dostudur.

Garuda’nın hikayesi annesi “Vinata”nın yılanlarla bir iddiaya girmesiyle başlar. Annesi yılanlarla iddiasını kaybedince, yılanlar Vinata’yı kendi yeraltı şehirleri olan “Patala”ya kapatırlar. Yılanlar Garuda’ya annesini ancak ve ancak Garuda kendilerine “amrita” adı verilen Tanrıların nektarını getirirse serbest bırakacaklarını söyler. Ne yazık ki Tanrıların nektarı bir dağın tepesindeki bir nehrin içinde bulunmaktadır ve Garuda, bu uğurda üç engeli aşmak zorundadır. Annesini kurtarmayı her şeyden çok isteyen Garuda, her ne olursa olsun bu yolculuğa çıkmaya ve Tanrıların nektarını yılanlara getirmeye karar verir.

Garuda’nın aşmak zorunda olduğu ilk engel bir ateş çemberidir. Bunun için Garuda yakınlardaki bir nehirden bol miktarda su içer, ateşi söndürür ve ateş çemberinin içinden yara almadan geçmeyi başarır. Kartal Garuda, ilk engeli aşmayı başarmıştır. Sırada ikinci engel vardır.

İkinci engel ise dairesel bir kapıdır. Bu kapının deliğini döndüren yere bir metal çivi takılmıştır. İnsan üstü güçlerini kullanan Garuda, kendini olabildiğince küçülterek kapının o küçük deliğinden yara almadan geçer. Böylece ikinci engeli de aşar.

Üçüncü engel, Garuda’ya saldıran iki zehirli yılandır. Garuda, dev gibi kanatlarını çırparak bir toz fırtınası yaratır ve yılanların bu toz bulutu içinde kendisini göremediği bir anda onları gagasıyla öldürme imkânı sağlar. Her üç engeli de aşan Garuda, bir miktar “amrita” almayı ve annesini kurtarmayı başarır.

Yılanlar tam nektarı içecekken, Tanrılar gelir, nektarlarını kurtarır ve yeniden dağın tepesine götürür. Bu arada yılanlar nektardan birkaç damla içmeyi başarır ve nektar yılanların dilini ikiye ayırır. Derler ki, bu nedenle yılanların dili çatal gibidir. Kurtulduğuna sevinen Garuda’nın annesi “Vinata” ise Garuda’ya yılanlarla bir daha asla iddiaya girmeyeceğine söz verir.

Bu hikâyede de gördüğümüz gibi, kartal çok güçlü bir kuş. Engel tanımayan, karşısına çıkan engelleri aşabilmek için değişik roller üstlenen, bu rollerin gerektirdiği gibi davranan, amacına ulaşan ve sonunda ödülünü alan bir karakter.

Hayatta hepimizin rolleri var. Kadın olarak bir anne, bir kız çocuk, bir kız kardeş, bir arkadaş, bir eş, birilerinin patronu ya da çalışanıyız. Erkek olarak bir baba, bir erkek çocuk, bir erkek kardeş, bir arkadaş, bir eş ve bir çalışan ya da patronuz… Tüm bu rollerin gerektirdiği gibi davranırken önümüze engeller ya da zorluklar çıkabilir. Bu engeller ve zorluklar karşısında içimizdeki gücü hatırlayarak o gücün bize verdiği cesaret ve azim ile hareket edebiliyor muyuz? Gerektiğinde Garuda gibi su ile o anki ateşi söndürebiliyor muyuz yani biraz daha esnek olarak o anki ateşi ve gerginliği çözebiliyor muyuz? Ya da Garuda gibi boyutumuzu değiştirerek yani bir adım geriye atarak içinden çıkılması imkânsız gibi gözüken bir durumu sadece tavrımızı ve yaklaşımımızı değiştirerek halledebiliyor muyuz? Tıpkı Garuda’nın toz bulutunun içinden açıklık ve netlikle görebildiği gibi hayatımızın üzerine yerleşen karanlık bulutlar içinden aydınlığa çıkmayı başarabiliyor muyuz?

Bence tüm bunları yapabiliriz çünkü hepimizin içinde “o kartalın” gücü var. 40 yaşına geldiğinde hayatını daha iyi idame ettirebilmek için 150 gününü feda eden bu eşsiz kuşun gücünü içinizde yeniden hissetmeye çalışın. Ölmek yerine beş ayını feda eden ve sonunda yeniden güçlü bir şekilde doğan hayvanı hatırlayın. Siz de hissetmeye çalışın o kuşun neler yaşadığını ama asla pes etmediğini… Daha iyisine ulaşmak için yıkmak gerekiyorsa yıkmak gerektiğini… Değişim ve dönüşüm ve de yeniden doğum o kadar kolay değil. Ama imkânsız da değil. Tırnaklarınızla kazımanız gerekiyorsa kazıyın. Dişlerinizle sökmeniz gerekiyorsa sökün. Tırmalamanız gerekiyorsa tırmalayın. Tıpkı kartalın acılar içinde kendi gagasını söktüğü, tüylerini yolduğu ve pençelerini kopardığı gibi… Siz de hayatın değişen koşulları içinde edindiğiniz değişik roller ile her tür engeli içinizdeki “o kartalın” gücü ile aşın. Pes etmek ve vazgeçmek yerine mücadele edin ama kavga ederek ya da sinirlenerek ve kızarak değil. Sakin ve dingin kalarak… Eski uygarlıkların ve imparatorlukların yaptığı gibi “kartal”ı kendi yaşam simgeniz ve felsefeniz haline getirerek… Koşullar ne getirirse getirsin, içinizdeki “kartal” gücü ile tüm zorlukları ve engelleri aşmayı başararak… Engel tanımayarak, karşınıza çıkan engelleri aşabilmek için gerekli rolleri üstlenerek, bu rollerin gerektirdiği gibi davranarak, amacınıza ulaşarak ve ulaştığınız bu amacın sonunda ödülünüzü elde ederek…

 

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!