BİR İSTANBUL HİKAYESİ - Halimiz
ŞEFKAT
25 Nisan 2019
ARINMA
25 Nisan 2019

Yaşamadan hikâye yazılamaz diye düşünenlerdenim. Kurmaca başka… Hafta sonunu geçirmek ve başta ablam ve diğer akrabalarımı görmek üzere İstanbul’a doğru yol aldık. Şehir dışına çıkmak, dağların, tarlaların, ırmakların, göllerin, kuşların, hayvanların velhasıl manzaranın tadına doymak, gönlünü gözünü şenlendirmek iyi geliyor. Ankara’dan ve karmakarışık siyaset tartışmalarından bıktık usandık. Ne zaman mutlu bir ortam oluşur bilmiyorum…

Ve İstanbul… Sevgiyle sevdayla merhaba diyoruz. Köprüden geçerken boğazın maviliğinde coşkuya kapılıyoruz. İrili ufaklı vapurlar salınarak gidiyorlar. Her türlü tahribata rağmen “Ne güzelsin İstanbul” diyorum. Ülkemizin güzelliğine de gönderme yaparken, çirkinleştiren, kıran döken, kalp kıran, saygısızca davranan, insanlıktan uzaklaşanların insafa gelmelerini diliyorum. Bizim yetişme sürecimizde ailelerimiz, okullarımızdaki öğretmenlerimiz, çalışma ortamlarımızda yöneticilerimiz bize ülke ve insan sevdalısı olmayı öğrettiler. Küçük bir çocukken yerde çırpınan yaralı bir serçeyi iyileştirmek için annemin, babamın, ablamın gösterdiği şefkati, gözyaşımı silmelerini unutmam mümkün mü? Ancak günümüzde yaşananları gördükçe irkiliyor ve telaşa kapılıyorum. Saldırganlık, öldürme içgüdüsü, şiddet, çirkeflik almış yürümüş. Yeniden bir kargaşa yaratmanın peşinde birileri. Bir parti başkanına yapılan saldırıyı görürken insanlığımdan utandım. Bir kadının elindeki kocaman kayayı araca fırlatmasından dehşet duydum. Ve de suçlular nerede?

Ve İstanbul hikâyeme nasıl devam edebilirim ki… Ne denizin mavisi ne de güneşin sıcaklığı kaldı yüreğimde. Ki o yürek; canımın parçası, kuzenim dayıoğlumu, Seyit Şahin abimi İstanbul’da sonsuzluğa uğurlarken paramparça olmuştu. Bu ülkenin kıymetli bir evladı, büyük emeklerle yetiştirilmiş, saygı ve sevgi dolu yüreğiyle ülkeye olumlu katkılarda bulunmuş, çok değerli çalışmalara imza atmıştı. Onun acısını yaşarken böylesine hunhar bir kalkışmanın acısını da yaşadım ne yazık ki.

Yetsin artık, lütfen insanları şiddete yöneltmeyin ve şiddete karşı gerekli önlemleri alın. Şiddet bir başladı mı önünü almak zor olur. Sivas’ta yakılan canlar, Ankara Gar faciası ve daha nicelerinin acısı hiç dinmedi ve dinmeyecek.

Ve de şehitlerimiz var. Yüreğimizi yakan, gencecik, elleri kınalı, vatan için canını feda etmekten bir dakika tereddüt etmeyen, Al Bayrağa sarılı, hepimizi yasa bürüyen şehitlerimiz, canlarımız, çocuklarımız.

Lütfen yeni acı hikâyeler değil, güzel ve alkışlanan hikâyelerimiz olsun ve biz onları yazalım.

 

mm

Zeliha Dogan Yesil

BYEGM Şube Müdürü ve Ankara Halkla İlişkiler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, Mustafa Kemal Atatürk hayranı. AÜ DTCF Türk Dili ve Edebiyatı, AÜ Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü, Gazi Ü.Güzel Sanatlar Ens.Yüksel Lisans. Görevi gereği Basın, Dış Politika ve Uluslar arası ilişkiler ilgi alanında oldu. Kurum yayınlarında büyük emeği var, ilk Türk Cumhuriyetleri Haber Bültenini, ilk STK yayın organı olan Türk Kadınlar Birliği aylık bültenini 10 yıl yayımladı… Ve başkaları… Sürekli Basın Kartı sahibi bir kurum gazetecisi. Gezer, görür, yazar, çizer, anlatır, konuşur, paylaşır… Barış, huzur, sevgi ve eğitimin bütün dünyaya yayılması en büyük özlemidir. Köy Enstitüsünden yolu geçmiş bir babanın yaşamına etkisi büyük olmuş, çocukken kendisine getirdiği dünya küresinden parmağıyla belirlediği Güney Afrika, Çin, Hindistan bir de Eyfel Kulesi en merak ettiği yerler olmuş, gitti ve gördü… En büyük hazinesi ailesi, eşi ve 2 kızı… Devam ediyor. Hayatta ve ayakta olmak en büyük sloganı…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!