BİR HAYALİM VAR - Halimiz
PEKİ YA SONRA?
21 Haziran 2018
THE PLIGHT OF THE MIGRANT KIDS
21 Haziran 2018

Başlıktaki cümleyi duyduğumda doğal olarak aklıma 1964 senesinde Nobel Barış Ödülü almış, Amerikalı aktivist ve Baptist papaz Martin Luther King Jr. aklıma gelir. Çocukken “I have a dream” yazılı posterler, tshirtler görüp de merak etmiştim bu cümleyi kimin söylediğini ve tabii çok sonra tam konuşma metnini okuduğumda çok etkilenmiştim.

Biyografi.net’te detayını bulabileceğiniz yaşam hikayesi ise şöyle: Güneyli siyah bir aileden olan Martin Luther, 15 Ocak 1929 tarihinde ABD’nin Georgia eyaletinin Atlanta şehrinde doğuyor. Babası Baptist rahibi olduğu için köklü bir din eğitimi alıyor. 1951’de Chester’daki Crozer İlahiyat Okulu’nu bitirdikten sonra Boston Üniversitesi’nde başladığı doktora çalışmasını 1955’te tamamlıyor. Boston’dayken New England Konservatuvarı’nda okuyan Alabamalı Coretta Scott’la tanışarak onunla evleniyor.

Montgomery’de (Alabama) yurttaş haklarını savunan küçük bir grup, belediye otobüslerindeki ırk ayırımcılığını protesto kararı aldıklarında, kendisi Dexter Caddesi Baptist Kilisesi’nin vaizi görevinde. Montgomery’nin ayırımcı taşıma sistemini boykot etmek amacıyla kurulan derneğin başkanı oluyor. 1 Aralık 1955’te otobüste yerini bir beyaza vermeyi reddeden Rosa Parks, şehrin ayırımcı kanununu ihlal ettiği için tutuklanınca, 381 gün süren bir taşıt boykotu düzenleyerek dikkatleri üzerine çekiyor. Martin Luther’in liderliğindeki direniş neticesinde belediye otobüslerindeki ayırımcı uygulamaya son veriliyor. 1957’de Güneyli Hıristiyan Liderler Konferansı’nı kuruyor ve ülkenin her tarafında konferanslar vererek renk ve ırk ayırımcılığının kötülüğünü anlatıyor. Gana ve Hindistan’a giderek devlet ve hükumet başkanlarıyla görüşüyor ve şiddete başvurmaksızın pasif direnişle mücadelesini sürdürüyor.

1960’ta Atlanta’ya giderek bir Baptist kilisesinde vaizlik yaptığı sırada yurttaş hakları hareketinin savunuculuğuna devam eden Martin Luther, Ekim 1960’ta faaliyetleri sebebiyle tutuklanıyor. Suçsuz bulunmasına rağmen, işlediği önemsiz bir trafik suçu sebebiyle hapse atılıyor.

Kamuoyundaki tepkiler sebebiyle Demokrat başkan adayı John F. Kennedy’nin araya girmesiyle serbest bırakılıyor.

Irk ayırımına karşı olan ve yurttaş haklarını savunan diğer liderlerle birleşerek tarihi önem taşıyan Washington yürüyüşünü düzenliyor. 28 Ağustos 1963’te 200.000’i aşkın beyaz ve siyah, Lincoln Anıtı’nın altında toplanarak kanun önünde bütün yurttaşlara eşitlik tanınmasını istiyor. Medeni Haklar Kanunu’nun 1964’te kabul edilmesini sağlıyor. Bu çalışmaları sebebiyle 1964 Nobel Barış Ödülünü kazanıyor. Vietnam Savaşı’na da karşı çıkan King bu konuda da mitingler düzenliyor.

1968 baharında temizlik işçilerinin grevini desteklemek üzere Memphis’e (Tennessee) gidiyor ve 4 Nisan 1968 günü, kaldığı otelin balkonunda vurularak öldürüldü.

Bugün 1963’de Lincoln meydanında yaptığı efsanevi konuşma metninin bir bölümünü paylaşmak istiyorum:

Bir hayalim var.

Bugün size diyorum ki, dostlarım, şu ânın getirdiği güçlüklere ve engellemelere rağmen bir rüyam var benim. Amerikan rüyasına derinden kök salmış bir rüyadır bu.

Bir hayalim var. Gün gelecek, bu ulus ayağa kalkıp kendi inancını gerçek anlamıyla yaşayacak. “Şunu kendinden menkul bir gerçek kabul ederiz ki, bütün insanlar eşit yaratılmıştır.”

Bir rüyam var. Gün gelecek, eski kölelerin evlâtlarıyla eski köle sahiplerinin evlâtları, Georgia’nın kızıl tepelerinde kardeşlik sofrasına birlikte oturacaklar.

Bir rüyam var. Gün gelecek, Mississippi eyaleti bile, adaletsizliğin ve baskıların sıcağıyla bunalıp çölleşmiş olan o eyalet bile, bir özgürlük ve adalet vahasına dönüşecek.

Bir rüyam var. Gün gelecek, dört küçük çocuğum, derilerinin rengine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacaklar.

Bugün bir rüyam var benim.

Bir rüyam var. Gün gelecek, Alabama eyaleti, valisinin ağzından hep müdahale etme ve izin vermeme yönünde sözler dökülen o eyalet, küçük siyah oğlanlarla küçük siyah kızların, küçük beyaz oğlanlar ve küçük beyaz kızlarla el ele tutuşup kardeşçe birlikte yürüdüğü bir yere dönüşecek.

Burada yazanlar, Martin Luther King Jr.’ın gerçekleştirdiği hayali.

Benim de bir hayalim var.

Benim hayalim, inanç, cinsiyet, ırk, ekonomik durum, statüden dolayı insanların ayrıştırılmadığı ve toplumun her bireyinin diğerine saygı duyduğu, farklılıkların zenginlik olarak algılandığı bir toplumda yaşamak.

Öyle bir toplum ki, dürüstlük, yardımseverlik, şefkat, vicdan, çalışkanlık, eşitlik, adalet gibi kavramların hepsi hayata geçmiş, ülkenin genç nüfusu kendine geleceği kendi ülke sınırları içinde görüyor, kişi başına düşen yeşil alan metrekaresi en az 20 kat artmış…

Emekli maaşlarıyla ev alınabiliyor, emekliler fakirliğe mahkum edilmiyor, orta yaş, iş hayatından ayrılmaya zorlanmıyor, iş hayatı liyakat esasıyla işliyor, her vatandaşın sağlığa eşit erişimi var.

Bir hayalim var;

Toplum doğaya saygılı. Tüm çöpler dönüştürülüyor, çevreyi kirletenlere para cezası ve STKlar tarafından farkındalık eğitimi veriliyor, yenilenebilir enerji kullanılıyor, plastik alışveriş çantaları yerini bez çantalara bırakmış, hayvanların hakları toplumun her bireyi tarafından korunuyor.

Öyle bir hayalim var ki, insanlar eğlence için bir araya geldiklerinde de fikir alışverişi yapıyor, sanat, felsefe ve bilim konuşuyorlar.

Benim hayalimde, her birey protesto hakkına sahip. Özgür düşünce var, sansür yok. Internette her siteye erişim var. Farklılıklardan beslenen bir kültür var. Çocuk hakları ve genel anlamda insan haklarını ihlal eden girişim, oluşum, kişiler dışlanıyor, hukuk önünde hesap veriyor.

Benim hayalimde, çiftçi mahsulünü toplayıp, köy enstitüsündeki marangozluk atölyesine, oradan keman dersine gidiyor. Her şehir merkezinde ücretsiz sanat merkezleri var. Tarlada çalışan kadın işçiler ücret alıyor ve sağlık sigortaları var. Evde çalışan kadınların da emeklilik hakları var.

Ben, tam bağımsız, ekonomik anlamda kendi kendine yetebilen bir ülke hayal ediyorum. Üreten, yaratan…

Ben çalışabilecek durumdaki kadınların yüzde 80’inin çalışabildiği bir ülke hayal ediyorum. Kadının evde değil, aktif iş hayatında olduğu, anne olduğu için cezalandırılmadığı, erkeklerle aynı maaşı aldığı bir ülke.

Ben kadının, giyiminden dolayı, cinsiyetinden dolayı dışlanmadığı, tacize ve tecavüze uğramadığı, psikolojik şiddete maruz kalmadığı, erkek ile eşit haklara sahip olduğu bir ülke hayal ediyorum.

Ben erkeklerin ev geçindirme sorumluluğunu paylaştıkları gibi, çocuğa bakma, ev işleri yapma sorumluluklarını da paylaştıkları bir toplum hayat ediyorum.

Ben çocuklarımızın çocukluğunu yaşayabildiği, oyun oynadığı, doğada vakit geçirdiği, araştırmacı, meraklı, soru soran, sorgulayan, birbirine karşı saygılı, katılımcı demokrasi içine doğmuş, işbirliğine dayalı çalışmayı seven, birbiriyle rekabet etmektense birlikte yaratan, üreten çocuklar olarak yetiştiği, başarısının testten aldığı skorla değil, yeteneği, becerisi ve tutkusu ile ölçüldüğü bir ülke hayal ediyorum.

Hak ettiğimiz ülke böyle bir ülke. Artık daha azına razı olmayalım. En iyisi için çalışalım, elimizdekiyle yetinmeyelim. Değişimden korkmayalım.

Değişim, dönüşüm için politikacıların, yerel yöneticilerin harekete geçmesini beklemeden, inisiyatif alıp, kendi apartmanımızda, sokağımızda, mahallemizde değişimi başlatalım. Gandhi’nin deyimiyle “Dünyada görmek istediğimiz değişimin kendisi olalım.”

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. Şehir ve mesleği aynı anda değiştirmek benim için köklü bir değişimdi. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011 senesinde yine bir radikal değişiklik yapıp işten ayrıldım, bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri STK’larda çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği Temsilciler Meclisindeyim. Yenidenbiz’i destekliyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only one team ile bir kolektif kitap yazıp, bir installation sergisi açtık, Online radyo kurduk ve online şiir gecesi yaptık. Farkındalık, reiki, meditasyon, şiddetsiz iletişim, yoga vb . eğitimlere katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Yazıyorum, konuşuyorum.

1 Comment

  1. Zeliha Doğan Yeşil dedi ki:

    Sevgili Ayşe Musal Çıpa yazından çok etkilendim. Yüreğimden, beynimden geçenler de sözünü ettiğin yüreğindeki hayaller. Bir gün o günü kutlamak dileğiyle, kalemine sağlık. Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!