BİR ANDA ELLİ METRE ÖTEMDEKİ ADAM ÖLDÜRÜLDÜ - Halimiz
PARİS, NOTRE DAME VE AŞK
18 Nisan 2019
SAĞLIKTA ŞİDDETE KARŞI MÜCADELE GÜNÜ
18 Nisan 2019

Bağdat Caddesindeki restorandan çıkıp yürümeye başladığımda güzel bir öğle yemeğini mideye indirmiş olmanın verdiği keyifle arkadaşımla sohbet etmeye başladım. Pazar günüydü, cadde tıklım tıklımdı. Işıklara gelip karşıdan karşıya geçmeyi beklerken, caddeyi yalayan güneşin, benimde içimi ısıttığını hissettim.

“Dan, dan, dan!”

Caddedeki neşeli atmosfer bir anda üç el ateş sesiyle bozuldu. Gülme sesleriyle araba seslerinin birbirine karıştığı caddeden bir anda çığlıklar yükselmeye başladı. Kalabalık çil yavrusu gibi ara sokaklara dağılıyordu. Kimisi kucağına çocuğunu almış, kimisi de sevgilisinin elinden tutmuş var gücüyle koşuyordu.

Olay elli metre ötemde olmuştu. Dizlerimin bağı çözüldü, kaçamadım. Sanki cam bir fanusun içine girmiştim ve olanları oradan seyrediyordum. Kendimi toparladığımda caddenin karşısına geçtim. Yardıma koşan insanlar panik halinde ambulans çağırmaya çalışıyorlardı. Siyah arabanın dibindeki adam kanlar içinde yatıyordu. Ambulans çağırmanın adamı kurtarmayacağını, kurşunların başına isabet ettiğini gördükten sonra anladım. Adam ölmüştü.

Elimden bir şey gelmeyeceğini anladıktan ve olay yerinin polislerle dolmaya başladığını gördükten sonra yoluma devam ettim.

Çok fazla ölüm gördüm ama hiç öldürülen birini görmemiştim.

Umarım o günü unutabilirim ancak unutabileceğimi sanmıyorum.

****

Devasa bir akvaryuma, yüzlerce balık atarlar. Camdan baktığınız zaman akvaryumun karşısını dahi göremezsiniz. Sonra bir balıkçı gelir, oltanın ucuna güzel bir yem takar ve oltayı akvaryumun içine daldırır. Balıklardan biri anında oltaya takılır, can çekişe çekişe akvaryumun içinde debelenmeye başlar. Akvaryumu panik havası sarar, bütün balıklar akvaryumun içinde bir oraya bir buraya hızla yüzer. Oltaya takılan balık, akvaryumun dışına alınmıştır. İçerideki hareketlilik birkaç dakika daha sürer, sonra ortam durulur. Balıklar yumuşak kuyruk hareketleriyle salınımlarına geri döner. Bu sırada balıkçımız, oltasına yeni bir yem takmakla meşguldür. Akvaryumda kalan son balık, yüzlerce can çekişmeye, yüzlerce ölüme tanık olmuştur. Ancak bu onu oltaya takılmaktan kurtaramaz. Balıkçı, derin bir sakinlik içerisinde bütün balıkları avlar. Balıkların avlanmasının nedeni, avcının yetenekli olması değil, balıkların hafızasının olmamasıdır.

İnsanlar balık gibi yaşar.

İnsanlar balık değildir.

****

İnsanoğlunun en kuvvetli savunma mekanizmalarından biri unutma yeteneğidir. Bizler, unutarak var oluruz. Eğer insanlar en acı deneyimlerini, ilk yaşadıkları günkü gibi hatırlasalardı, büyük bir ihtimalle intihar vakalarının önünü alamadığımız bir dünyada yaşıyor olurduk. Bir şeyleri unutuyor olmak, hayata devam edebilmemiz için gerekli olan ortamı oluşturur. Aksi halde hayatta kalamayız. Ancak unutmak her zaman iyi bir şey değildir çünkü unutmamız gereken şeylerin yanında unutmamamız gereken şeyleri de unuturuz. Ölüm konusu bunlardan bir tanesidir. Maalesef ki ölüm konusu insanların üzerinde konuşmak ve irdelemek istemedikleri bir konudur. Hatta insanlar bu konuyu hiçbir zaman bir sonuca bağlayamayacaklarını bildikleri için, konu her zaman dine bağlanma eğilimindedir. Ancak ölüm, insan ömründe gerçekleşmesi yüzde yüz olan tek olaydır. Geriye kalan her şey, ihtimallerle, varsayımlarla ve koşullar gerçekleşir. Bütün insanlar aslında yarın ölebilecekleri ihtimalinin net bir şekilde orda durduğunu sürekli hatırlasalardı, bugün bambaşka bir dünyada yaşıyor olabilirdik.

İki hafta önce Bağdat Caddesi’nde bir kafenin önünde cinayet işlendi.

Bugün, aynı kafede insanlar hiçbir şey olmamış gibi kahvelerini yudumlamayı sürdürüyorlar.

Aynı, akvaryumda dönüp duran balıklar gibi…

 

 

mm

Ekin Karahan

1993 yılında Ankara’da doğdum. 2017 yılında Bilkent Üniversitesi İktisat bölümünden mezun oldum. Uzun zamandır engellilik üzerine, toplum bilinçlenmesi ve bilgilenmesi amacıyla seminerler veriyorum ve çalışmalar yapıyorum. Bugüne kadar biriktirdiğim bütün deneyimleri insanlara aktarabilme motivasyonuyla yazıyorum. Yazı yazmak, düşüncelerimi aktarabilmek için en sevdiğim yollardan bir tanesi. Düşünceler kağıda dökülerek çoğalmalı... İnsan, paylaşarak varolmalı... ☺

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!