BİLEN, BİLMEYEN - Halimiz
barış pınarı, barış pınarı harekatı, türkiye, suriye, suriye operasyonu, barış pınarı operasyonu, suriye son dakika, suriyede neler oluyor
BARIŞ PINARI HAREKATI ÜZERİNE
17 Ekim 2019
kendini güvene almak, kendini güvende hissetmek, kendini garantiye almak, kendini güvende hissetmek, haklarını aramak,
SİZİN KELLE NEREDE?
17 Ekim 2019
yoga, uzakdoğu felsefesi, kalp ve beyin arasında kalmak, mantık ve duygu arasındaki fark, mantık ve duygu çatışması

yoga, uzakdoğu felsefesi, kalp ve beyin arasında kalmak, mantık ve duygu arasındaki fark, mantık ve duygu çatışması

Hiç kalbiniz ile beyniniz arasında kaldınız mı? Bir konuda kalbiniz başka bir şey söylerken beyniniz bambaşka bir şey söyler ya… Başka bir deyişle içinizdeki şeytan ile melek arasında ya da zihniniz ile ruhunuz arasında? Hayatımız işte tam da bu döngüde gider gelir. Hayatımızda hep bir savaş içindeyiz. Kalbimiz ile beynimiz, şeytanımız ile meleğimiz ya da zihnimiz ve ruhumuz arasında bir çatışma… Savaş ve çatışma hiçbir zaman dışarda değildir. O hep içimizdedir.

Yoga, bir yaşam felsefesi ve biçimi. Yoga ve meditasyon dediğimizde huzur, mutluluk, kalbimizin ve beynimizin ya da içimizdeki şeytan ile meleğin ya da zihnimiz ile ruhumuzun tam uyumundan bahsediyoruz. Yoga ayrıca barışçıl bir felsefe. Ama yine de hayatın içinde olduğu gibi yoga pratiği sırasında huzuru kaybettiğimiz ve akış içinde direnip, savaşıp çatıştığımız anlar da olmuyor mu? Bedenimiz, nefesimiz ya da zihnimizle mücadele ettiğimiz? Bedeni zorladığımız, nefessiz kaldığımız ya da nefesi tuttuğumuz, aklımızın bambaşka alemlere kaydığı ve başka düşünceler içinde cebelleştiğimiz zamanlar?

Savaş ya da çatışma aslında sadece bizim içimizde… O yüzden de kavgamız, mücadelemiz beden, nefes ve zihin ile… İster yoga çalışmalarında isterse günlük hayatta olsun bu savaş, çatışma ve çekişme hiç durmuyor. Kalbimiz ve beynimiz arasında bir güç gösterisi… Bir kavga… Hangisini dinleyeceğiz? Kalbimizi mi yoksa beynimizi mi? Günlük hayatın gürültüsü, kargaşası ve karmaşası içinde iç sesimizi duyabiliyor muyuz? Günlük hayatı bir yana koyarsak bu sesi yoga akışları sırasında işitebiliyor muyuz? Hadi bu konuya biraz felsefe açısından bakalım.

Yoga felsefesine göre bedenimiz beş katmandan oluşuyor. Bu katmanlardan ilki fiziksel bedenimiz. Öncelikle fiziksel gereksinimlerimizi karşılamamız, bedenimizi sağlıklı, güçlü ve esnek tutmamız gerekiyor. İkinci katman, nefes bedenimiz. Bu katman, ruhumuz. Bedenin ötesinde bir varlık olduğumuzu hatırlatır bize. Bu katmanı hissedebildiğimizde, kalbimizin ve iç sesimizi duyabiliriz. Üçüncü katman, akıl katmanıdır. Eğer aklımız olmazsa, bu hayatı idame ettiremeyiz. Dördüncü katman ise zihin ya da idrak katmanıdır. Zihnimiz ve idrak gücümüz ile hayatımızda karar verebilir, doğruyu ve yanlışı ayırt edebiliriz. Beşinci katman, sonsuz mutluluk ve huzur bedenidir. Mutluluğun dışarda değil, içimizde olduğunu ve mutluluğun dışsal hiçbir koşula bağlı olmadığı bilme halidir.

Eğer nefes bedenimiz ile ruhumuzu fark edebilir ve mutluluğun dışarda değil içerde olduğunu hatırlayıp beşinci katmana ulaşabilirsek, hayatımızda savaş ya da çatışma olmaz. Kalbimiz ile beynimizin, zihnimiz ile ruhumuzun çatışması akıl ve zihin ile yaşamaya çalıştığımızda olur. Ne yazık ki günümüzün koşulları bizleri akıl ve zihin bedende yaşamaya zorlamakta. Her an yeni bir iş, her an yeni bir gelişme, her an dışarda bir dünya, her an algılanması ve anlaşılması gereken bir mesele… Bizler de bu yüzden sürekli tetikte ve algılamaya hazır haldeyiz. Beyin sürekli hareketli ve zihin susmak bilmiyor. Bu karmaşa ve kargaşa içinde kalbimizin ya da ruhumuzun sesini duyabilmemiz mümkün mü sizce?

Diyelim ki hayatımız ile ilgili önemli bir karar vermemiz lazım. Hemen beyin çalışmaya başlıyor ve koşulları değerlendirirken daldan dala atlayarak düşünüyor. “Şöyle yapsam, böyle olur. Şunu seçsem, bu şekilde bir sonuç alırım” gibi akıl yürütmeye başlıyoruz. Akıl, beyin ya da zihin o kadar hareketli ve aktif ki, kalbin sesini duyamıyoruz. Kalp orada bir yerlerde atmaya devam ederken bize seslenmeye çalışıyor. Doğru yolu göstermeye çalışıyor ama biz bu kadar gürültü ve kargaşa içinde o cılız sesi bir türlü işitemiyoruz. Zihni ile yaşayan zihin beden insanlar haline dönüyor ve ruhumuzu unutuyoruz. Ruhumuz da kendini hatırlatmak için her bir karar verme aşamasında zihin ile çatışmaya başlıyor. Ve içimizdeki savaş, çekişme ya da çatışma sürüp gidiyor.

“Kararlarımızı hep kalbimizin sesini dinleyerek mi vermeliyiz? Kalp bizi yanıltmaz mı? Mantığı neden bu kadar devre dışı bırakıyoruz?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Yogiler ne der bilir misiniz? “Kalp her şeyi bilir. Ruh her şeyi bilir. Her şeye muktedirdir. Bilmeyen akıldır, zihindir, mantıktır.” Yoga akışlarını yaparken gözlerinizi kapatıp sadece sürece odaklanır ve eğitmenin dediklerini yürekten duymaya çalışırsanız, bedeniniz zorlanmaz çünkü ruh ile birlikte hareket eder. Ruh bedene öncülük eder, ona nefeslerle destek olur ve zihin devre dışı kalır. Akış bittiğinde sonsuz huzur ve mutluluğa erişirsiniz. Tam tersi gözleri açık tutup kendinizi otomatiğe bağlar, duymaya çalışmak yerine zihnin yönlendirmeleriyle hareket ederseniz, beden ve nefes yorulur. Akış biter, siz de bitersiniz.

İşte o yüzden daima kalpten, her şeyi severek ve hissederek yapmak. Kalbin sesini dinlemek… Bir karar verecekken zihnimiz ile ruhumuzu çatıştırmadan, savaştırmadan… Sessizliği tercih edip, sessizliğin içinde kalbin cılız sesini duymaya çalışmak… İç sesinizi dinlemek… Zihnin yönlendirmeleriyle değil, kalbinizin dedikleriyle hareket etmek ve karar almak… Ruhumuz her şeyi bilir. Bilmeyen akıldır, zihindir. Hayatınızdaki savaşları, çekişmeleri ve çatışmaları sona erdirmek istiyorsanız, kalbinizin sesine daha çok kulak verin. O size doğruları ve sizin için hayırlı olan her şeyi fısıldamaya devam edecek. Yeter ki siz onu gerçek anlamda duymaya ve dinlemeye niyet edin… Hayatınızda zihin-ruh, kalp-beyin, şeytan-melek çatışmaları olmasın. Siz hep ruh olun! Siz hep kalp olun! Siz hep melek olun!

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!