BENİM GÜZEL EŞİTSİZLİĞİM - Halimiz
NATO, TÜRKİYE’DİR!… TÜRKİYE, NATO’DUR!… NEREYE?…
23 Kasım 2017
NATO ve ABD
23 Kasım 2017

Bazı insanlar vardır, her durumun olumlu yanını görürler; her durumdan bir olumlu çıkarımları olur. Ben bu kişilere çok özenirim. Ne yazık ki ben onlardan biri değilim, bazı durumlardaki olumluyu görmekte zorlanıyorum. Örneğin kadın ve erkek eşitsizliğini 2017 senesinde hala konuşmamızı inanılmaz buluyorum. Kazanılmış haklarımızın tek tek veya topluca iade edilmesine şahitlik etmemizde olumlu bir yan göremiyorum. Kadın özgürlüğünün sadece başını örtme/kapanma özgürlüğü bağlamından çıkartılamamasını kabul etmiyorum.

Bunun farkında olmayan kadınlar için söylenebilecek tek söz var. Uyanın!

Şu an bir işte çalışıyor olmanız sizin ayrıcalığınız. Bunun her kadına tanınan bir hak olmadığını fark edin. Ayrıca sizinle aynı pozisyonda çalışan adamdan ortalama yüzde 20 az para aldığınızı da fark edin. Ayrıca o sizden yüzde 20 ila 50 fazla kazanan adam eve gittiğinde, ev geçindirdiği için yorgun olacak ve yemek yapmak, bulaşık, ev düzenleme, çocukları yatırma gibi işler sizin göreviniz olacak.

Bu durumun farkında olup da bununla yaşayabilen kadınların gücüne hayranım. Bu gücün farkına varıp, durumlarını iyileştirmek için çalışmamaları benim için sadece hayret konusu.

Çok istisnai bir çift var bildiğim. Kadın iş kadını ve evi geçindiriyor. Adam ise akademik kariyerinden aldığı parayı yatılı bakıcıya vermemek için işten ayrılıyor ve çocuklarına bakıp, ev ile ilgileniyor. Adam bunu yaptığı için gururla ben bir “home maker”ım (dilimize “yuva kuran” diye çevrilebilir) diyebiliyor.

Aynı görevi yapan kadın ise şu an hiç bir şey yapmıyorum, çalışmıyorum diyor. Evde yaptığı hiç bir şeyler arasında çocukların bakımı (bakıcı) , ev alışverişi (uşak), tamirat tadilat işlerinin koordinasyonu (usta başı), tatil planlama (turizm acentesi), sosyal hayat planlama (organizatör), temizlik (temizlikçi), ütü (ütücü), çamaşır yıkama (çamaşırcı), yemek yapma (aşçı), çocukların okula ve sosyal aktivitelere götürülmesi ve alınması (şoför), sağlıklı gıda temini ve sağlıklı pişirme metotlarının uygulaması (diyetisyen), çocuklarla oyun oynama (oyun ablası), çocuklarla ders çalışma (özel öğretmen), çocukların geçirdiği kazalar ve ufak tefek hastalıklarını iyileştirme (hemşire) vb. bir çok işle meşgul. Hele bir de buna evden çalışma eklenirse, bu kadının 7/24 hiç boş vakti yokken evde yan gelip yatan bir insandan başka bir şey olarak algılanmaması hep cinsiyet eşitsizliğinden.

Kadın iş hayatına dönmüyorsa aslında tercihi evde olmak olduğu için değil, evde olmak çoğu zaman daha akla yatkın olduğundan. Genellikle evlenip çocuk yaparak iş hayatına bir süre ara veren kadınının işe geri dönüşü muhteşem olamıyor. Maddi anlamda tatmin olamayacağı paralar geçiyor ellerine. Ellerine geçeni de mutfak, ev yardımcısı, bakıcı veya faturalara harcıyorlar. Bir şey kazanmak bir yana, bir de daha çok yoruluyorlar çünkü evde de ev işi yapmaları bekleniyor.

Erkeklerde durum hep farklı. Şu veya bu sebeple adam evde oturduğunda kadının üstlendiği sorumlulukların hepsini tek başına üstüne almayacak kadar akıllı. Örneğin temizlik için eğer parası varsa temizlikçi tutuyor, yemek işini direkt kadına devrediyor zaten. Geriye kalan tüm işleri de paylaşıyor.

Neticede kadın evde otursa da, çalışsa da, hep erkekten daha fazla yoruluyor.

Kadın evde çalışıyorsa ve adam işten eve gelmişse erkek dinlenme hakkı talep ediyor. Tüm gün “çalıştığı” için. Kadın, tüm gün yan gelip yatmış gibi kocasının bunu talep etmesini haklı buluyor ama kendi aynı şeyi talep etmeyi düşünemiyor. Kadın kendi ihtiyaçlarına bu kadar yabancı…

Eşitlik sözden ibaret. Bu kavramı anlayan yok. Bir fıtrattır gidiyor. Yapılan eşitsizlikleri, adaletsizlikleri kılıfına uydurmak için söylenmedik yalan yok. Kadınların gücünü fark etmesinden neden bu kadar korkuyor erkekler?

Ne zaman ayağa kalkıp, “yeter” diyecek kadın? Ne zaman kaderine boyun eğmekten vazgeçecek? Ne zaman kadın olmayı kutlayacak?

Oysa kadın olmak doğanın en büyük mucizesi. Doğursun veya doğurmasın her kadının içinde bir yaratma potansiyeli var. Hayat var. Can kadının içinde büyüyor, bundan daha büyük mucize var mı? Doğurmayan kadınlar anne olanlardan daha az değerli değil. Onlar hayatın başka başka alanlarında doğuruyorlar, yaratıcılıklarıyla can veriyorlar yaptıkları her işe.

Kadının ve dişi enerjinin olduğu her yerde hayat, canlılık, neşe, yaratıcılık, anlayış, dayanışma, sevgi, mutluluk, eğlence var.

Ülkemizdeki kadın erkek eşitsizliğinin rakamları çok çarpıcı! Şuraya tıklayıp önce kendi ülkemizin durumuna göz atın. Sonra da örneğin bir İskandinav ülkesinin durumunu inceleyin. Durumun vahametini göreceksiniz.

Bu durumun tüm sorumluğunu erkeklere atmak çok yanlış olur. Biz durup bir şey yapmadıkça, erkekler yapmakta oldukları eşitsizliğin de haksızlığın da farkında olmayacaklar. Biz ayağa kalkıp “dur, yeter” demedikçe şiddet mağduru da olacağız, maddi manevi haksızlığa da uğrayacağız, susup kaderimize boyun eğdikçe daha da eğilecek, elimizdeki hakları da kaybedeceğiz.

Bir yerden başlamak gerekiyorsa evden başlayacağız. Evde kendi hakkımızı arayacağız. Kendi hakkımızı aradığımızı gören, özgüvenimize şahit çocuklar yetiştireceğiz. Farkında olmadığımız cinsiyetçi davranışlarımızı değiştireceğiz. Bizim eşit olduğumuzu anlayana kadar söyleyeceğiz, ihtiyaçlarımızdan bahsedeceğiz. Evde, işte, sokakta, her yerde hakkımızı arayacağız. Biz hayır dedikçe, biz izin vermedikçe, bizi ezdiklerini fark edecekler. Zaten farkında olanlar ile ise başka şekilde savaşacağız. Bu bizim ve çocuklarımızın ve dahi gezegenin geleceği için şart.

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

1 Comment

  1. Kürşat Kutay dedi ki:

    Kadınlar ile erkeklerin neden farklı bordro sistemine tabii olduklarını hala anlayabilmiş değilim. Tek tahmin edebildiğim şey politikacıların ve işverenlerin işine gelmediği. İşin garibi de bu durumun sadece ülkemize has bir durum olmaması. Belki de sorun bende.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!