BEDENİNİ SEV - Halimiz
BEDENİNİ SEV 2
KILIÇDAROĞLU VE SURİYE KONFERANSI
3 Ekim 2019
BEDENİNİ SEV 3
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
10 Ekim 2019
BEDENİNİ SEV 4

Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Neslican Tay’ın verdiği en güçlü mesajlardan biri içinde bulunduğumuz andaki kendi bedenimizi sevmekti. Eskiden nasıl olmuş olursa olsun vücudumuz, şu anda, şimdiki haliyle vücudumuzu sevmek önemli çünkü beden nasıl hissedersek ona göre tepki veriyor.

Her gün ne kadar yaşlandığını fark eden bir kişinin bedeni ile, her gün vücudu ile yapabildiklerine odaklanan ve bunu takdir eden kişinin bedeni arasında çok fark oluyor.

Herkesin etrafında sürekli hastalıktan konuşan, ne kadar yaşlandıklarından, ağrılarından bahseden bazı insanlar vardır. Bu kişiler hiç hastalıktan kurtulmazlar.

Bir de ne yaparsa yapsın kilo veremediğini, ne yaparsa yapsın vücudunu şişman bulan insanların vücutları hep “su toplar”, “ne yese yarar”.

Bu örneklendirdiğim bedenlerin ortak bir duruşu vardır. Omuzlar çökkün, sırt kambur, kollar iki yanda adeta sarkıyor.

Bu çökkün vücut duruşunun sebebi ne olursa olsun beden, zihnin durumunu yani düşünceleri de etkiler. Hastalıklı insanlar olaylara daha karamsar bakarlar, içinde bulunulan politik, ekonomik ve fiziki koşullardan hep şikayet ederler.

Vücudumuza, farkında olmadan, nasıl olduğunu söylüyoruz zaten. Acaba fark ederek söylesek nasıl olur? Vücudumuzu zihnin teröründen ve zorbalığından çekip çıkarsak hayatımızda ne değişir?

Ben, bedene bakmanın yani sürekli fit olmanın, “manken gibi” görünmenin küçümsendiği ve aklın yüceltildiği bir kültürde büyüdüm. Dolayısı ise öncelikle zihin ve zeka önemliydi, vücut ise spor yapsa iyiydi ama yapmasa da olurdu. Zihni geliştirmek, bedeni geliştirmekten daha ön plandaydı diyelim.

Beden ile barışmak için gençliği atlatmak gerektiğini düşünüyorum. Ergenlikte savaşmaya başlanan beden ile ancak gençliğin sonlarına doğru barışılıyor. Orta yaşın en güzel yanı, kendini olduğun gibi kabul etmeye adım atmak.

Atatürk’ün söylediği yüzlerce derin anlamlı sözden biri de bedene iyi bakmak ile ilgilidir: Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.

Bu sözü sadece ezberleyip tekrarlamış ve hiç anlamı üzerine kafa yormamış bir ekolün yetiştirdiği yetişkinler olarak sağlam kafamız varsa ve henüz hastalanmamış bir vücudumuz varsa bize yeterdi. Ekstra beslenmeye, dinlenmeye ve egzersize dikkat etmemize gerek yoktu. Ya da sadece şekle odaklanıp, dıştan sağlıklı ve fit ancak içte anksiyete hastası, kişilik bozukluğu olan bireyler olduk. Tabii bizim gençliğimizde sağlık ve güzellik henüz bu kadar gelişmiş bir endüstri değildi.

Aslında bu biraz da sahip olduğumuz her şeyi cepte sanmakla ilgiliydi. Kafamızın üzerindeki gökyüzünü, üzerine bastığımız toprağı, kolayca ulaştığımız taze meyve sebzeyi… Bunlara hor davrandıkça tepki vermeyecekleri yanılgısındaydık. Beden de cepte gördüklerimizden biriydi.

Gençliğimde bir yazar tanıdığımızla aynı grupta tatile çıkmıştık. Tatilde, biz doğal olarak geç saatlerde yatıp, yediğimize içtiğimize pek de dikkat etmiyorduk. Bu yazar arkadaş ise her gün aynı disiplinle sabahları 6-7 km’lik yürüyüşünü yapıyor, kimse uyanmadan yazmaya başlıyordu. Tüm yazarlar bu şekilde değil elbet. Bedenin önemi konusunda aslında filozoflar ve yazarlar fikir birliğine sahip değil. Bedeni tapınak olarak gören bir görüş olduğu gibi bedeni hapishane olarak gören başka bir görüş de mevcut.

Ancak hangi fikir akımını izlerseniz izleyin bir gerçek var ki zihnimiz bedenimiz olmadan yaşayamıyor. Belki gelecekte bellek yapay zekaya kopyalanabilir ama insan olarak deneyimleyebileceğimiz bir hayatımız olmaz.

Sözün özü bedenimizle ara sıra iletişim kurmak gerek. Reiki gibi nispeten yeni (100 küsur yıllık), yoga gibi binlerce yıllık öğretilerde de bedene kıymet verilir. Örneğin yogada zihnin durumunu bedenimizden anlarız. Hangi alanlarda kasılma, zorlanma olduğu bize hayatımızdaki hangi alanlarda esnek olmadığımızı da gösterir.

Beden zihnimizin aynasıdır Louise Hay’e göre. Vücudumuzdaki organlardaki sorunlar, zihnimizdeki organlardaki sorunlara da işaret eder. Boğaz ağrısı kendini ifade etmekle ilgiliyken sırt ve omuz ağrısı sorumluluklar altında ezilen bir zihnin yansıması olabilir.

Vücudunu sev derken eğer tüm organların tam ise, her organına teşekkür ederek başlayın güne. Ayaklarınıza teşekkür edin, sizi bir yerden diğer bir yere ulaştırdığı için; iskelet sisteminize, omurganıza teşekkür edin, sizi ayakta tutabildiği için. Nefes almanıza odaklanın, gözlerinizi hareket ettirin, parmaklarınızı avuç içinizde sıkıp gevşetin. Bedeninizin her yerinin tepkisini gözleyin. Bedeninize odaklanarak bedeninizle barışabilirsiniz. Ancak bedeninizi severseniz onu olduğu gibi kabul edebilirsiniz . Zihin ve bedenin uyumu ise ancak o zaman sağlanır.

Sağlıklı bir beden ve zihin, anksiyete içinde fit ve güzel gözükmekten iyidir.

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!