BEDEN DEDİĞİNİZ NEDİR Kİ?!... - Halimiz
BEDEN DEDİĞİNİZ NEDİR Kİ?!... 2
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
12 Mart 2020
BEDEN DEDİĞİNİZ NEDİR Kİ?!... 3
FEDAKARLIK VE BENCİLLİK
12 Mart 2020
BEDEN DEDİĞİNİZ NEDİR Kİ?!... 4

Geçtiğimiz hafta Dünya Kadınlar Günü’nü kutladık. Kadınlar günü gelmeden kadınların dünyamızdaki ve ülkemizdeki yeri hakkında ya da kadın mitolojileri hakkında yazılar yazmayı tercih ediyor ve bu yazıyı “halimiz.com” adresinde yayınlanması için hazırlıyordum. Ne yazık ki çevremizde ve dünyamızda gelişen olaylara sessiz kalamadım ve kadınlar gününe özel yazımı bir hafta sonraya erteledim. Aslında bundan önceki yazım da eril ve dişil enerji üzerineydi. Bu hafta ise fiziksel, duygusal ve zihinsel bedenler üzerine bir yazı yazarak kadın ve erkek yaklaşımlarını ele almak istiyorum.

Dışardan baktığımızda herkes birbirini sadece etten ve kemikten yaratılmış birer birey olarak görüyor. Fiziksel özelliklerine göre bu bireyleri kadın ve erkek olarak ayırıyoruz. Siz hiç bu etten ve kemikten yaratılmış bireyleri daha derinden incelediniz mi? Öyle ya biz sadece dışardaki kılıfı görüyoruz? Peki bu kılıfın içindekiler? Bu kılıfı yaratan daha derin manalar? Daha derin oluşumlar yok mu?

Yoga felsefesine göre bedenimiz gözle görülmeyen beş adet kılıftan ya da tabakadan oluşur. Bu kılıfların her biri bilinç seviyemizi gösteren aşamalardır ve bu kılıflar herkeste bulunur. Ancak herkes bu tüm kılıfları deneyimleyemez. Bir kişi beden, zihin ve ruh yapısında daha derinlere inmeyi amaç edinirse bu derin kılıfları fark edebilir ve bilincini fiziksel bedenden daha derin olan duygu ve zihin bedenlerine ve hatta muhakeme ve sonsuz mutluluk bedenlerine doğru taşıyabilir. Elbette bu kılıflar birbirinden ayrı değildir. Yani bir kılıfı düzenledikten sonra bir diğerine geçmek gibi değildir mesele. Hepsi birbiriyle ilişki içinde ve hepsi birbiriyle alakalıdır.

Bu kılıfların ilki fiziksel bedendir. Yoga felsefesi bu kılıfı “besin beden” olarak da adlandırır. Bu beden dışardan görünen yüzümüzdür. Kemik, kas, cilt ve organlar bu kılıfın parçalarıdır. Her tür fiziksel aktivite bu bedeni besler ve sağlıklı kılar. Yoga çalışmalarının başında gözler kapatılır ve akış başlamadan kişilerin bedeni fark etmeleri istenir. Yoga akışının ilk on on beş dakikası içinde bedenin temel kas ve büyük eklem grupları ısıtılır. Bunun amacı bedenin katılığını azaltıp bedene esneklik ve güç kazandırmaktır. Beden ısınmadan daha ileri seviyedeki “asana”ları (duruş) yapmak bedenimiz için zararlıdır. Ayrıca dersin sonundaki “savasana” (derin gevşeme ve dinleme pozisyonu) fiziksel beden üzerinde çalışılmadan ve beden yorulmadan keyifli bir duruş olmaz. Çoğu katılımcı tüm ders boyunca hiçbir şey yapmadan sadece “savasana” yapmak istediklerini söyler. Farkında olmadıkları şey ise fiziksel beden üzerinde çalışmadan ve yorulmadan, fiziksel bedeni anlamadan ve algılamadan, “savasana”ya yani duygu ve zihin bedene geçilemeyeceğidir. Geçildiğinde bunun ders sonunda yapılan “savasana” kadar etkili olmayacağıdır. Aynı tadı vermeyeceğidir. Çünkü fiziksel beden kendini bırakmadan ve teslim etmeden duygu ve zihin beden teslim olamaz. O yüzden tüm yoga çalışmalarının başlangıç noktası fiziksel bedendir. Spritüal çalışmalar başlamadan önce fiziksel beden üzerine çalışılır. Ama tabii ki fizik beden yoga çalışmalarının tek amacı olmamalıdır çünkü bu sadece bedendir ve onu iyi ve doğru beslemek, çalıştırmak, esnetmek ve terbiye etmek gerekir. Ancak o zaman ikinci bedene yani duygu bedene geçebiliriz.

Fizik beden elimizdeki en somut veri olduğu için bu bedeni hissetmek ve algılamak diğerlerinden daha kolaydır. Yine de herkes tam olarak bedenini dinleyemez ve onun kendisine söylediklerine kulak asmaz. Böyle bir durumda korku dolu ve bir yere ait değilmiş gibi hissedebiliriz. Ayrıca bedeni anlayamadığımız için “asana” yaparken ya da başka bir fiziksel aktivitede nerede durmamız gerektiğini bilemez ve kendimizi sakatlayabiliriz. Bedeni dinlemeyi, hissetmeyi ve algılamayı öğrendiğimizde, nerede duracağımızı biliriz çünkü bedenin içine nüfuz etmişizdir. Fizik bedeni hissedebildiğimizde ne yememiz ve ne yemememiz gerektiğini biliriz. Ve kendimize daha iyi bakmaya ve o bedeni ışıldatmaya başlarız.

Fiziksel bedeni ışıldattıktan sonra sıra duygu bedene gelir. Bu ikinci kılıftır ve yoga felsefesi bu kılıfı “yaşam enerjisi” kılıfı olarak adlandırır. Burası nefesimizle ve nefesin yani yaşam enerjisi “prana”nın bedende dolaşımı ile alakalıdır. Bu kılıfa geldiğimizde artık tamamen içsel bir çalışma başlar çünkü bu kılıftan sonrası gözle görülemez ve elle tutulamaz. O yüzden yoga çalışmalarında önce en somut veri olan bedenden başlanır ve sonra nefes çalışmalarına gelinir. Amaç beden ile nefesi uyumlu hale getirmektir. Nefesin bedende nasıl hareket ettiğini algılayabilmektir. Fiziksel bedeni tamamen algıladıktan sonra kişi nefesini algılamaya ve enerjinin bedeninde nasıl dolaştığını hissetmeye yönlendirilir.

Yoga çalışması sırasında her nefes alışınızda akciğer kapasitesinin genişlemesi ile göğüs kafesininiz yukarı, aşağı, yanlara ve arkaya doğru genişlediğini algılayabildiğinizde “duygu bedeni” fark etmeye başlamışsınız demektir. Gün içinde yorgun, enerjik, uykulu, huzursuz ya da sakin hissettiğinizde bilin ki duygu bedeniniz değişmekte ve size kendisi hakkında bilgi vermekte.

Herkesin kendine ait bir fiziksel görünümü ve bedeni olduğu gibi kendine ait bir duygu ya da enerji bedeni de vardır. Zaman içinde hem kendinizin hem de çevrenizdekilerin enerjisini ya da “aura”sını hissetmeye başlayabilirsiniz. Yeter ki siz bu enerji alanını yani duygu bedeni algılamayı isteyin ve buna hazır olun. “Duygu bedeni” hissetmeye ancak ve ancak nefesinizi fark ederek başlayabilirsiniz. O yüzden yoga çalışmalarında “şimdi tüm dikkatinizi nefesinize yönlendirin ve nefesinizin tüm bedende dolaştığını fark etmeye çalışın” gibi cümleler kurulur. Amaç kişilerin nefes farkındalığını arttırmaktır. Öncelikle nefesinizin nasıl doğal olarak bedeninize girdiğini ve çıktığını fark edin sonra da nefes alışveriş yapınızı değiştirin. Nefesi tutup tutmadığınızı algılayın. Nefes almaktan utanmayın ve çekinmeyin. Nefesi uzun uzun verdiğinizde ne kadar rahatladığınızı gözlemleyin. Böylece duygu bedeniniz ile iletişim kurabilirsiniz ve sıra en zor kılıfa gelir.

Beden ve nefes farkındalığına kavuştuktan sonra sıra üçüncü katman olan “zihin beden”e gelir. Yoga felsefesinde bu kılıf düşünceler ve zihin ile ilgilidir ve düşünmek ve hayal kurmak bu bedenin işidir. Bu kılıfta düşünceler, fikirler, varsayımlar, bugüne kadar edindiğimiz sabit fikirler bulunmaktadır. Ailemizden ya da kendi kültürümüzden edindiğimiz her şey burada saklıdır ve tüm bunlar kendimiz ve hayatımız hakkında basmakalıp düşünceleri oluşturmaktır ve sürekli tekrar eden döngüler halinde hayatımızı etkilemeye devam etmektedir. Amaç zihin bedenin bu yapısını fark edip bu döngülerin sebebini bulmak, ardında yatan hikayelere ulaşmak ve bu döngüleri kırmaktır. Çünkü gelişmemizi engelleyen tek şey zihindir. Zihin bedeni kontrol altına alabildiğimizde, onu algıladığımızda ve terbiye ettiğimizde gelişim kendiliğinden gelir.

Yoga çalışmalarında beden ve nefes çalışmalarından sonra sıra zihin beden üzerine çalışmak için “an’da kalma” sanatına gelir. Dikkati ve algıları beden ve nefese yönlendirmek zihni sakinleştirmemizi sağlar ve bizi duygu ve düşüncelerden arındırır. Meditasyon, zihin beden üzerinde çalışabilmemize yardımcı olur. “An’ı yaşamak”, “an’da kalabilmek”, “şimdiki zaman’ı yaşamak”, “geçmiş ve gelecek üzerine düşünmemek”, “tepkisiz olabilmek”, “sessiz kalabilmek”, “sadece izlemek”, “hiç yorum yapmamak” zihin bedenin ulaşması istenen hedefleridir.

Gün içinde yeteri kadar meditasyon yapan kişilerin uykuya çok fazla ihtiyaç duymadıkları gözlemlenmiştir çünkü bu kişilerin zihinleri meditasyon sayesinde dinlenmiş ve arınmıştır. Eğer “zihin beden”imizi gün içinde çok yoğun ve şiddetli düşüncelere maruz bırakırsak, bu beden de şiddet ve öfke gösterir. Bu bedeni çok fazla çalıştırırsak, zihinsel olarak yorgun düşeriz. Sakin bir hayat ve çevre ile keyifli, güzel ve bizi geliştiren iş ve ilişkiler zihin bedene çok faydalıdır.

Şimdi bu konunun kadın erkek ilişkisi ile ne alakası var diyebilirsiniz? Şöyle ele alalım. “Fizik beden” olarak ya kadınız ya da erkeğiz. “Duygu beden” bizim dişil tarafımız. “Zihin beden” ise eril tarafımız. Duygularımızı bedenimizin sol tarafı yani beynimizin sağ yarımküresi yönlendiriyor. Mantığımızı ise bedenin sağ tarafı yani beynin sol yarımküresi. Yoga felsefesine göre bedenin sağ tarafı eril bedenin sol tarafı ise dişil. Duygular, “svadisthana” adı verilen ikinci yani sakral çakranın meselesiyken mantık “manipura” adı verilen karın çakrasının meselesi. Duygular dişil enerjinin işi mantık ve akıl ise eril enerjinin. Sakral çakra, bilinçaltı zihin iken karın çakrası bilincin uyandığı yer. Dolayısı ile “duygu beden” kadın özelliklerini “zihin beden” ise erkek özeliklerini taşıdığımız yer.

“Fizik”, “duygu” ve “zihin” bedenleri uyumlu hale getirdiğimizde hem dışımızdaki hem de içimizdeki eril ve dişil enerjiler uyumlu hale gelir. Böylece hayatımız sağlıklı, huzurlu, mutlu ve keyifli olur. Dışardaki hayatı bizler kendi iç enerjilerimiz ile yaratıyoruz. Yaratım gücü bizim dişil enerjimiz. O halde dişil enerjimizi sağlıklı tutarak ve düşüncelerimizi de karartmadan dışımızdaki dünyayı cennete çevirmek mümkün. Önemli olan fiziksel bedenimizde, duygu ve zihin bedenlerimizde eril ve dişil dengeyi sağlamak… Bu kılıfların hepsini fark edebilmek ve algılayabilmek bizim elimizde. Hayatımızın kontrolünü ele almak ve bunu devamlı kılabilmek de… Bu hayatta duygularımıza öncelik verip ruhu onurlandırmak ve cenneti yaşamak da düşünceler ve mantık ile karar verip zihnin kurbanı ve kölesi olmak da… Dişil enerji ile kendimize güzel bir dünya yaratmak, uyanmak ve aydınlanmak da eril enerji ile dünyayı kirletmek, çatışmak ve uykuya dalmak da… İçinizdeki dişil enerjiyi daima hatırlamanız ve daha iyi ve yaşanabilir bir dünya yaratabilmeniz dileğiyle…

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!