BEDELLİ ASKERLİK, PAHA BİÇİLEMEZ ASKER ARKADAŞLIĞI - Halimiz
EĞİTİM TÜRKİYE’NİN BÜYÜK SORUNU
22 Kasım 2018
VARIN SİZ SİYASETÇİLERE UYMAYIN…
22 Kasım 2018

Yasa tasarısı meclisten geçtiğinden beri başvuru sayısıyla, askerlik şubeleri önünde oluşan kuyruklarla, celp dönemlerinin ay ay açıklanmalarıyla gündemdeki yerini yitirmeyen konulardan biri bedelli askerlik.

Geçtiğimiz günlerde Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklama ile konunun yakın süre içerisinde gündemden düşmeyeceği kesinleşti desek pek de yanılmış olmayız. Açıklamaya göre başvuru işlemlerini tamamlayan 634 bin 415 kişinin ne zaman ve nerede bedelli askerlik eğitimini yapacağı bu hafta belli olacak. Açıklamanın en çok konuşulan kısmı ise bu programın sonlanacağı tarih. Bedelli askerlik programı 37 celbin sonunda 7 Şubat 2020 tarihinde bitecek.

Henüz 2019’a bile girmemişken celplerin fazla tutularak 2020’nin ikinci ayında sonlanması birçok insanın konuştuğu bir durum oldu. Programa başvuran insanların büyük bir bölümü, haliyle iş hayatından ayrı kalmanın kendilerine nasıl bir şekilde döneceğini bilemiyor ve bu belirsizlik insanları ciddi anlamda rahatsız ediyor.

Kamuoyunda yoğun bir şekilde konuşulan 18 günlük eğitimin gerekli olup olmadığı konusunu bir kenara bırakarak, geçtiğimiz hafta tamamladığım bedelli askerlik programı hakkındaki izlenimlerini paylaşmak istiyorum.

Şu bir gerçek ki kısa dönem, uzun dönem ve profesyonel askerliklerin yanında bu programda geçen 18 gün adeta hiç birşey.

Fakat “asker arkadaşlığı” denen olguyu anlayabilmek için askerde 24 saat geçirmek bile yeterli olabiliyor.

Neredeyse 3 haftalık bu süreçte ülkenin dört bir yanından birçok insanın farklı farklı güzel özelliklerini gözlemleme, gitme şansına erişemediğim yerlerin insanlarını tanıma fırsatım oldu. Bu 18 güne geriye dönüp baktığımda da hatırlayacağım en unutulmaz ve değerli şey sanırım bu gördüğüm insanlar olacak.

Tokatlı’nın neşesini,

Ankaralı’nın disiplinini,

Eskişehirli’nin saflığını,

Antalyalı’nın olgunluğunu,

Balıkesirli’nin iyi niyetini,

Elazığlı’nın vefasını,

Sinoplu’nun vicdanını,

İzmirli’nin pozitifliğini,

Kayserili ile Çanakkaleli’nin birbiriyle tatlı takışmasını,

Adanalı’nın düzenliliğini,

Kırıkkaleli’nin Atatürk sevgisini,

Afyonlu’nun dostluğunu,

Diyarbakırlı’nın güleçliğini,

Düzceli’nin sakinliğini,

Ve en önemlisi, her birinin sadece varlıklarıyla bu toprakların farklı farklı hikayelerini anlatmaları, meşhur “mozaik kültür” kavramını somut hale getirmeleri paha biçilemezdi.

mm

Sinan Reis

Notre Dame de Sion Fransız Lisesi ve Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler - İşletme mezunu. Hayalindeki mesleği yapan bir headhunter. Galatasaray aşığı, Mustafa Kemal Atatürk sevdalısı. Olaylara Fransız kalmamak için okuyor, yazıyor. Ülkesine "çıkmadık candan umut kesilmez" sözüyle bakanlardan.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!