BAY TRUMP'IN BERBAT HAFTASI - Halimiz
SOKRATES
7 Mart 2019
ORTAYA KARIŞIK
7 Mart 2019

Trump’ın iyi haftaları da oldu kötü haftaları da fakat Şubat 2019’u Mart’a bağlayan o hafta Donald Trump’ın başkanlık tarihinde yaşadığı en berbat haftaydı.

Trump, Kuzey Kore lideri Kim Jung Un ile ikinci kez buluşmak için Vietnam’a doğru uçarken, başkanlığı ve iktidarı çok ciddi zorluklarla karşı karşıyaydı.

Trump’ın eski kişisel avukatı Micheal Cohen, bir zamanlar sorgusuz sualsiz hizmet etmiş olduğu bu “sahtekar” hakkında Kongre önünde ifade verirken, Hanoi’de saat gece yarısı civarıydı.

Cohen lafını kesinlikle esirgemiyordu. Açılış konuşmasında, Temsilciler Meclisi’nin Adli Kurulu’na “Trump’ın ne olduğunu biliyorum, o bir ırkçı, bir sahtekar, bir düzenbaz…” diye ifade verdi.

Bu sadece girişti, Cohen, Trump adına insanları nasıl tehdit ettiğini, 2016 Başkanlık kampanyası sırasında, Cumhuriyetçi adayla yaşadıkları eski ilişkiler hakkında konuşmasınlar diye kadınlara ödeme yapılmasını nasıl organize ettiğini anlattı. Trump kuruluşlarının Ruslarla iş anlaşmaları yapmak konusunda beklentilerinin olduğundan söz etti ve hatta Demokrat Partinin hacklenip daha sonra Wikileaks tarafından yayınlanan epostaları hakkında bilgisi olduğunu dahi ima etti.

Cohen de temiz değildi. Daha önce Kongre önünde yalan söylediğini itiraf etmiş ve federal hapishanede üç yıla mahkum olmuştu, fakat bu kez kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığını o yüzden sadece gerçekleri söyleyeceğini açıkça belirtmişti.

Yedi saatlik oturumun son derece gergin ve sıkıntılı geçmesi kimseyi şaşırtmadı. Heyetteki Cumhuriyetçiler Cohen’in itibarını yerle bir etmek için çok çaba gösterdiler ama Cohen’in yaptığı suçlamalar ile ilgili pek bir şey söylemediler. Halka açık olarak verdiği ifadenin sonunda Cohen, Cumhuriyetçileri Donald Trump’ı körü körüne savunmadan önce dikkatle düşünmeye davet etti:

“Başkanı ve retoriğini destekleyenlere bir kez daha eski bir konuşmamı hatırlatmak isterim; ülkemin benim yaptığım hataların aynısını yapıp ailem ve benim ödediğim bedellerin benzerlerini ödememesi için dua ediyorum.”

Söylenenler oldukça duygu yüklüydü ve kamuoyunun konuya ilgisi çok yüksekti. Adeta, Donald J. Trump’ın baş aktör tarafından “kötü adam” ilan edildiği bir drama seyrediyorduk.

Bu sırada, Başkan için Hanoi’de de işler pek iyi gitmiyordu. Kim Jong Un ile yapılan zirve kısa kesildi, önceden planlanan imza töreni iptal edildi ve Trump görüşmelerden eli boş ayrıldı.

Trump, eve dönmeden önce gazetecilere, Kuzey Korelilerin nükleer silahsızlanma konusunda anlaşmak için kendilerine uygulanan bütün yaptırımların kaldırılmasını şart koştuklarını söyledi. Bu sözleri daha sonra Kuzey Kore Dışişleri Bakanı tarafından yalanlandı. Trump ayrıca Kim’le anlaşma konusunda pes etmeye hazır olmadığını da net bir şekilde ifade etti.

Trump, Kim Jong Un’un kendisine Kuzey Kore’de bir seneden fazla hapiste tutulup eve döndükten kısa bir süre sonra hayatını kaybeden Amerikalı üniversite öğrencisi Otto Warmbier’in maruz kaldığı kötü muameleden haberi olmadığını söylediğini ve kendisinin de ona inandığını ifade etti.

Trump, “O hapishaneler çok haşindir, Kim bana yaşananlardan haberdar olmadığını söyledi ve ben buna inanıyorum.” dedi.

Senelerdir Kuzey Kore ile alakadar olan Amerikalılar bu sözleriduyunca adeta donup kaldılar.

Washington Post gazetesinden Philip Rucker, Hanoi’den gönderdiği yazısında şöyle diyordu:

“Trump, Rusların seçimlere müdahaleleri konusunda Vladimir Putin’e inandı, Cemal Kaşıkçı’nın ölümü konusunda Muhammed Bin Salman’a inandı ve bugün Hanoi’de Otto Warmbier’in ölümü konusunda Kim Jong Un’a inandığını söyledi.”

Trump daha sonra sözlerinin yanlış anlaşıldığını iddia etse de Warmbier’in ailesi dolaylı olarak Başkanı eleştiren bir açıklama yayınladı.

Açıklamada “Zirve sürecine saygı gösterip sustuk ama artık konuşmamız gerekiyor. Oğlumuz Otto’nun ölümünden Kim ve onun şeytani rejimi sorumludur. Kim ve onun şeytani rejimi akla hayale gelmeyecek insanlık dışı işkencelerin sorumlusudur. Bol keseden dağıtılan özürler ve bahanelet bu gerçeği değiştirmeyecektir.”

Bütün bunlar 36 saat içerisinde yaşandı ve Amerikan haber kanalları   Kore ve Amerika’daki gelişmeleri halka duyurmak için ekranlarını ikiye bölerek haber vermeye başladılar.

Trump, Kim Jong Un zirvesinin başarısızlığını başkalarına yükleyen bir tweet attı:

“Demokratların bu kadar önemli bir nükleer zirve sırasında, yalancılık ve düzenbazlık yüzünden mahkumiyet almış birisini halka açık bir şekilde sorgulamaları Amerikan siyaset tarihinde görülmemiş bir düşüklük olup Kim Jong Un ile anlaşamamamıza dahi sebep olmuş olabilir. Bir Başkan yurtdışındayken bu yapılmamalıydı, utanmalısınız!”

Yani Başkan Trump, Cohen’in ifade vermesinin Kuzey Kore’nin nükleer silahsızlanmayı reddetmesine sebep olduğunu söylüyordu. Bu inandırıcı mıydı?

Gerçekte ise Kuzey Koreliler’in büyük ihtimalle bambaşka planları vardı ve Trump ya onların niyetlerini yanlış anlamıştı ya da onlara gereğinden fazla sözler vermişti. Entelektüel camianın ve uzmanların fikirlerini dikkate almayıp kendi “içgüdülerine” güvenen bir adamdan da başka bir şey beklenemezdi zaten.

Peki Başkan Vietnam’da ve Amerika’da maruz kaldığı sıkıntılardan sonra tekrar güç kazanıp dengeleri yerine oturtmak için ne yaptı dersiniz? Kendi kemik muhafazakar seçmen kitlesine tam iki saat süren, yalanlar ve saygısızlıklarla dolu doğaçlama bir konuşma yaptı.

Muhafazakar Siyaset Harekatı Konferansında “Şu an tamamen metinsiz konuşuyorum ve zaten bu şekilde konuşarak başkan seçildim, doğal konuşarak… Metinlere bağlı kalırsak eğer ülkemiz büyük bir sorunla karşı karşıya kalacaktır dostlar, çünkü ülkemizi geri almamız gerekiyor.” dedi.

Bu sözler Trump’ın felsefesinin bir özeti gibiydi; konuşmadan önce düşünme, her zaman saldırgan ol ve kargaşanın gücünden faydalan.

Çeviren: Deniz YURDAKUL 

mm

Paula Wolfson

Paula Wolfson is a veteran Washington correspondent who has covered three presidents and six presidential campaigns. She was the White House bureau chief for the Voice of America before switching to commercial radio, where she reported on science and health care policy, Recently she returned to her first love and is writing once again on American politics and foreign policy for halimiz.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!