BAŞKALDIRMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ - Halimiz
BAŞKALDIRMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ 2
TEMİZ SİYASET HALA MÜMKÜN
6 Haziran 2019
BAŞKALDIRMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ 3
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
13 Haziran 2019
BAŞKALDIRMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ 4

Bugün Bayramın birinci günü. Ramazan ayının sona erdiği gün. Sabah yürüyüşünde kiminle karşılaşsam selamlaştım. Ailecek, sabah kahvaltımızı balkonda, yağan yaz yağmuru eşliğinde yaptık. Bence bayram bu; sevdiklerinle birlikte geçirdiğin vaktin değerini bilmek ve hakkını vermek. Can Yücel’in şiirinde dediği gibi “yaşamak bayramdır” ya da belki bana her gün bayram.

Bayramla başkaldırma ne alaka diyeceksiniz. Demeyin. Bayramın şekilciliğine başkaldırın, özüne değil. Bayramda şeker ikram edilmesine, tatlı yenmesine başkaldırın. Bayramda aslında sevmediğiniz insanlarla sadece bayram diye görüşmek zorunda hissetmenize isyan edin. Sadece kan bağı olduğu için zehirli insanlarla ilişkinizi sürdürmek zorunda olmanıza başkaldırın! Bayramda küsler barışır derler… Barışmak her zaman gerekli midir? Bunu sorgulayın. Bayramda görüşmeye vakit ayıramadığınız insanların sesini duymak için fırsat yaratmak güzel olabilir ama sadece bayramda görev gibi birilerini aramak kıymetli midir? Bunu düşünün.

Bayramın bir kutlama olması için kutlanacak bir anlamı olması gerekir. Ülkede kargaşa, hırsızlık, adaletsizlik ve ekonomik kriz varken bayram için devletin para harcaması hakça mıdır? Bayramda tatil mekanlarının çifte tarife uygulamasına başkaldırın. Bayramda, plajlardaki gölgelik savaşlarına, çöplerini plajlarda bırakıp giden bayramcılara başkaldırın. Bayramda bir şehirden başka şehire giderken yolda çekilen cefaya, havayolu şirketlerinin fahiş fiyatlara bilet satmasına başkaldırın.

Maaşlı çalışanların senede sadece 15 gün tatil yapmasına, bu sebeple bayram tatillerinde izdiham olmasına başkaldırın.

Başkaldırmak bireysel bir durumdur. Aklınıza yatmayan her şeye başkaldırın. Bir dinin hiçbir gereğini yapmadığın halde bayram kutlamasını yapıyor olmaya başkaldırın mesela. Kutlamaların özel günlere ve tüketim çılgınlığına indirgenmesine isyan edin. Ülkenin küçük bir kesimi akıl almaz bir israf ve lüks içinde yaşarken, alışveriş için sokakları kapatırken, özel uçaklarıyla, yüzlerce odalı evleriyle su gibi para akıtırken, bayram günü sokak köpeklerine elindeki sandviçi feda eden evsiz adamın durumuna isyan edin.

Akla yatmayan tüm uygulamalara isyan edin. Kendi deneyiminizle öğrendiğiniz dışındaki her şeye isyan edin. Başkaldırdığınız zaman herhangi bir kategoriye dahil olmazsınız. Tüm kategorilere, tüm sınıflamalara başkaldırın.

İnsanın tanımını yeniden yaratın. Kötücül, açgözlü, yok eden, güç ve zenginlik peşinde koşan insan yerine dayanışma ile var olan, birlikte yaratan, birbirini gözeten, saygılı ve kendiyle barışık bir insan tanımlayın.

Kutlama yemeklerinin hemen hepsi tatlıdır. Doğum günü pastası, bayram şekeri, bayram çikolatası, bayram ziyafetleri (tabii hamur işi ve tatlı eksik olmaz bu sofralardan)… Vücudunuza zararlı olduğunu bildiğiniz maddeleri kutlama ile bağdaştırma fikrine isyan edin!

Bayramda ihtiyacı olan birine yardım etme fikrini yeniden gözden geçirin. Yardımın içsel sebebi başka birine teklifsizce vermek mi yoksa başkaları tarafından hayırsever olarak görülmek, kendini başka bir insandan daha üstün hissetme ihtiyacı mı? Kendinize dürüst olmadığınız her duruma isyan edin!

Konserve kutusunda yaşar gibi sıkış tepiş yaşamaya başkaldırın. Ancak başkaldırdığınız şeyleri değiştirebilirsiniz, bunu hatırlayın.

Bayramı ister içinizden geldiği gibi kutlayın ister kutlamayın. Hangisini seçerseniz seçin, niye seçtiğinizi bilin ve buna uygun yaşayın. İkircikli bir yaşama isyan edin!

Aşağıda alıntılayacağım Osho’yu çoğu zaman şüpheyle karşılamışımdır ki bence her yazarı, her düşünürü şüphe ile karşılayın. Her okuduğunuzu, her haberi, her duyduğunuzu…

Osho diyor ki “Başkaldıran kişi tamamen kendi ışığına göre yaşayan ve özgürlüğe verdiği esas değer için gerideki her şeyi riske eden kişidir. O yalnız olmaktan korkmaz, yalnızlığını en kıymetli hazinelerden biri olarak düşünür ve ondan zevk alır. Başkaldıran kişi yürüyerek kendi yolunu yaratır, otoyolda giden kalabalığı takip etmez.”

Her günü bayram gibi yaşayabilmek için ön kabullerinize ve ön yargılarınıza karşı başkaldırın. Özgürleşebilmek için, bir kartal gibi yükselebilmek için başkaldırın.

 

 

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!