Bağlar Bombası: Paylaşılamayan Saldırı - Halimiz
Bağlar Bombası: Paylaşılamayan Saldırı 2
what have you done balbay!
10 Kasım 2016
Bağlar Bombası: Paylaşılamayan Saldırı 3
Bu haberlere bir bakın:
10 Kasım 2016
Bağlar Bombası: Paylaşılamayan Saldırı 4

Diyarbakır – Son bir yıldır bölgede yaşanan çatışmalar nedeniyle adeta diken üstünde yaşayan Diyarbakır, cuma günü şiddetli bir patlamayla güne başladı. Saat 7.53’te, henüz gün yeni başlıyorken meydana gelen patlama, bütün şehirde hissedildi. Göğe yükselen sarımtırak duman, ters giden bir şeyler olduğunun habercisiydi. Bir iki dakika içinde siren sesleri yeri göğü inletmeye başladı. Bağlar ilçesindeki Çevik Kuvvet yerleşkesi saldırıya uğramıştı. Bomba yüklü bir araç, yerleşke girişinde patlatılmıştı. Olay yerine ulaşana kadar kafamda bir dünya soru dolandı durdu.  Başta da şu vardı: Biz, çarşıdan eve ulaşana kadar en az bir iki kontrol noktasından,  onlarca MOBESE kamerasının önünden geçiyoruz. Bu araba nasıl oldu da oraya kadar ulaştı? Bu sırada, asıl can alıcı noktayı öğreniyorum. Bir önceki gece HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve bazı milletvekilleri gözaltına alınmış ve şu anda saldırıya uğrayan yerleşkede tutuluyorlarmış. Yoksa hedef onlar mıydı? Kafamda bu deli sorular, trafiği yara yara kendimi olay yerine attım. Tam bir kaos ortamı vardı. Ağlayanlar, feryat edenler, yakınlarını arayanlar … Bir ara adamın biri, ‘Kahrolsun PKK, işte marifetini görüyorsunuz,’ deyince, ortalık bir gerildi. Bir grup, adamın üzerine yürüdü. PKK’yı suçladığı için tepki verdiler. Açıkçası, böyle bir patlama sonrası insanın aklına ilk gelen ihtimal PKK. Ama içeride HDP milletvekilleri olduğu akla gelince, insan bir durmuyor da değil. Valilik, ilk açıklamada PKK dedi ama bir gün sonra IŞİD saldırıyı üstlendiğini açıkladı. Bu açıklama sonrası, Diyarbakır ahalisi bir rahatladı … Zaten, IŞİD’den başkası HDP milletvekilleri içerdeyken böylesi bir eylem yapmazdı (!) … Gözaltına alındıktan sonra mahkeme tarafından serbest bırakılan Sırrı Süreyya Önder, bir gün sonra yaptığı açıklamada, saldırının HDP’li vekilleri hedeflediğini söyledi. Önder’in açıklamasından kısa süre sonra bir açıklama daha yapan valilik, saldırıyı PKK’nın yaptığını ikinci kez vurguladı.  Ancak Diyarbakırlılar pek ikna olmadılar. Ne de olsa devlet her şeyde PKK’yı suçlamayı gelenek haline getirmişti. img_0658Ben gittiğim haberlerde, işimi bitirdikten sonra, olay yerinin biraz dışına çıkıp gözlem yaparım. Bağlar’da da onu yaptım … Hani şu bütün örgütlerin bir türlü paylaşamadıkları saldırının yapıldığı Bağlar’da … Bağlar’da iken aklıma, Kadir İnanır’ın ünlü filmi “Tatar Ramazan”dan bir sahne geldi … Tatar Ramazan’ın  cezaevi avlusunda Abdurrahman Çavuş’u bıçakladığı sahne … Çavuş bıçaklandıktan sonra herkes ayrı ayrı bağırıyor. ‘Ben vurdum,’ diye … Bağlar saldırısı da bana bu sahneyi çağrıştırdı … herkesin, ‘Ben yaptım’ diye ortalığa atıldığı bir sahne … Bir gün sonra yine aynı yerdeyiz … Toz duman kalkmış olsa da çevreye bakınca bir an kendini Halep’te sanıyor insan … Birinin gözünü kapatıp oraya getirseniz, Diyarbakır olduğunu tahmin bile edemez … İnanın, abartmıyorum. Gözümün şahit olduğu o denli dehşet gözüküyordu. Kafamdaki kaos süre dursun, bir kadının hıçkırıklarıyla kendime geldim … Ağlamaktan ne dediği tam olarak anlaşılmıyordu … Hıçkıra hıçkıra, içli içli ağlıyordu … Beni evine davet etti; hasar tespit ekibinden olduğumu zannetmiş önce. Gazeteci olduğumu söyleyince ağlaması daha da arttı. Bu olayı yapanlara beddua etmeye başladı. Bombanın patladığı noktanın tam karşısındaki binada oturuyordu. Kocası yıllar önce ölmüş, iki kızıyla bir başına kalmış. Anne yok, baba yok, kardeş yok … Geceyi, merdiven altında geçirmiş. “Ben ne yapacağım şimdi, çaresizim,” diye göz yaşlarını akıtıyordu … Kahrolmamak elde değil ama elden de bir şey gelmiyor… Biz de çaresiziz maalesef. Bir kör kavganın bedelini hep beraber ödüyoruz … img_0719Kadını, gerekli yerlerle görüştürmeye çalışırken bir adam yaklaştı yanıma. Harab olmuş arabasını gösterdi. Teselli etmek için, “Dayı, boş ver mala gelsin, canınız sağ,” dedim … “Hiçbir şeyim kalmadı. Evim de gitti, eşyalarım da,” dedi. Pazarcıymış. Evi, yerle bir olmuş. Arabasındaki eşyalarını da hırsızlar çalmış. Şimdi hangi doktor sarabilir bu yarayı, hangi hekim merhem olur … Bağlar gibi yoksulluğun dibindeki bir ilçe, sabahın köründe bombayla uyanıyor … 3 ton bomba … Mahalleyi, fiziken daha az ama manen hepten yerle bir ediyor … O evler artık oturulacak gibi değil … Peki ne için, neyin uğruna? Sivil yerleşim birimlerinin ortasında yapılan bu tarz eylemler, dünyanın – bütün – yazılı ve yazılı olmayan kanunlarına göre terördür … kimin yaptığına bakılmaksızın terördür! Devletin her şeyi PKK’ya yıkma alışkanlığı diyerek inanmadığımız açıklama, bir süre sonra teyit edildi. Hem de bizzat PKK kaynakları tarafından … Açıklamada, ‘Kemal’ isimli bir örgüt üyesinin eylemi yaptığına dikkat çekildi. (Kemal isminin PKK içinde kullanılması nadirdir) Valilik, bu kez, yanılmamıştı. Hem de yanılmadığını PKK bizzat teyit ediyordu. TAK, yani, Teyrebazen Azadiya Kurdistan (Kürdistan Özgürlük Şahinleri) “Biz yaptık!” dedi … Açıkladıkları isim, valilikten yapılan açıklamadaki ismin aynıydı … Kimdi bu TAK? Kimine göre PKK’nın yan kolu, kimine göre bağımsız bir örgüt. PKK, bir bağlantısının olmadığını ileri sürmekte … Gelin görün ki saldırıyı TAK üstlense de  insanlar yine de inanmadı. Açıklamanın yapıldığı PKK çizgisindeki sitenin hacklendiği söylendi. Sosyal medya saatlerce haberin gerçekliğini tartıştı. Sonunda, PKK’ya yakın Fırat Haber Ajansı, sitelerinin hacklenmediğini duyuran bir haber yayınladı. Açıklamayla, herkes sustu. Peki, şimdi soruyorum mutlu musunuz? Az kalsın siyasi kanadınızın temsilcilerini öldürecektiniz … 11 kişi öldü, binlerce kişi evsiz kaldı … Ölenlerden biri de Kürt siyasetinin içinde yer almış Demokratik Bölgeler Partisi Çüngüş İlçe başkanıydı. Meraktan soruyorum: Bu tablo, sorunun çözümüne nasıl bir katkı sağladı? Bir gün sonra yeniden çözüm masası mı kuruldu? HDP milletvekilleri ölseydi kimi suçlayacaktınız? İlk anlarda, PKK’yı saldırıdan sorumlu tutanlara mahalle sakinleri tepki göstermişti. Hatta 3 kişiyi linç etmeye kalktılar… “ortada delil yokken PKK’yı niye suçluyorsunuz,” diye. İşte, bomba, bu kitlenin yaşadığı mahallenin tam ortasında patladı … Hal böyle iken yarın çıkıp da kimse, “İnsanlar niye bize destek vermiyor,” diye ağlayıp, sızlamasın. Bakın bir Bağlar’a … ‘çaresizim’ diye haykıran kadına bir bakın … img_0685Şimdi birileri çıkıp “MİT yaptı,” da diyecektir. Adım gibi eminim, diyecektir. Olabilir, bu topraklarda her şey ihtimal dâhilindedir. Gizli servislerin karanlık işleri hep ola gelmiştir. Ama velev ki öyle, o zaman TAK niye üstlendi?  Niye çıkıp üstlenenlere tepki göstermiyorsunuz? Benim için hiçbir şey o kadının gözyaşlarından daha önemli değil … İki kızıyla ortada kalan o kadın, geriye kalan tek gerçekliktir, gerisi de lafügüzaftır … Neyse Sezen Aksu diyor ya, “Masum değiliz hiçbirimiz!”        

mm

Mahmut Bozarslan

Mahmut Bozarslan gazeteciliğe 1996 yılında Diyarbakır’da başladı. Sabah Gazetesi, NTV ve El Cezire Türk’de muhabirlik yaptı. Bu sırada, Fransız Haber Ajansı AFP’ye de serbest muhabir olarak katkıda bulundu. Bozarslan, Kürt sorununun çeşitli yönleri, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi, kadın sorunu, mülteciler, yerel ekonomi gibi konularda da haberler yaptı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!