BAĞIRSAK SAĞLIĞINININ NE ANLAMA GELDİĞİNİ GERÇEKTEN BİLİYOR MUSUNUZ? - Halimiz
BAĞIRSAK SAĞLIĞINININ NE ANLAMA GELDİĞİNİ GERÇEKTEN BİLİYOR MUSUNUZ? 2
YA VARSIN, YA YOKSUN…
9 Ocak 2020
BAĞIRSAK SAĞLIĞINININ NE ANLAMA GELDİĞİNİ GERÇEKTEN BİLİYOR MUSUNUZ? 3
KANAL İSTANBUL ÜZERİNE IV
9 Ocak 2020
BAĞIRSAK SAĞLIĞINININ NE ANLAMA GELDİĞİNİ GERÇEKTEN BİLİYOR MUSUNUZ? 4

Bağırsaklarımızın ikinci beynimiz olduğu üzerine son zamanlarda bir sürü yazı ve kitap yayımlanmakta. Eskiden duygularımızın bedenimiz üzerindeki yansımaları üzerine hiç düşünmezdik. Bugünlerde ise her bir duygunun bedenin belirli bir bölgesinde yerleşebildiğini ve o bölgede küçük ya da büyük ölçekte rahatsızlık yaratabildiğini yavaş yavaş kabullenmeye başladık. Ruh ve beden… Birbirinden ayrılmaz bir bütün… Bu bütünü bozmak ya da bozmamak tamamen duygularımızı nasıl şekillendirdiğimize ve duygularımızın bizi nasıl yönettiğine bağlı…

Bu aralarda birçok derste bağırsaklar ile ilgili sorunlar duyuyorum. Kimisi kabızlıktan, kimisi ishalden, kimisi kolit cinsi daha ciddi bir rahatsızlıktan mustarip. Bağırsaklarımız ikinci beynimiz olarak nitelendirildiğine göre demek ki düşüncelerimiz ve duygularımız bağırsaklarımızı etkiliyor.

Derin bağ dokusunu bir “asana”da (duruş/pozisyon) uzun süre sabit bekleyerek esnetmeyi amaçlayan ve bu şekilde bedendeki meridyenler sistemini harekete geçiren bir yoga tarzı olan “yin yoga”, düşünce ve duygularımızı da hesaba katarak kendi kendimize bir terapi olanağı sağlamakta. Nasıl mı? Çin tıbbı esasına dayanan bu yoga tarzında kendi kendinize bedenden geçen meridyenlere ve tetik noktalara baskı uygulayarak bir nevi kendi kendinize akupunktur uygulamaktasınız. Böylece de sadece o meridyenleri fiziksel olarak canlandırmakla kalmıyor aynı zamanda bedenin o bölgelerinin ya da organların duygularını da arındırarak duygusal rahatlama ve huzura erişiyorsunuz.

Örneğin, karaciğer meridyeni bacakların iç tarafından geçer ve bacakların içini esnettiğimiz her duruş karaciğer meridyenini ve duygusunu arındırır. Bunun için her bir “asana”ya yavaş girmeli, hareketsiz bir şekilde en az üç dakika beklemeli, kasları hiç sıkmamalı, yer çekimine teslim olmalı, meridyenleri beslemeli ve duruştan yavaşça çıkmalı ve yine bir süre hareketsiz beklemeliyiz. Bu son bekleme süresinde kan akışı ile birlikte o bölge şifa alacaktır.

Tüm organlar “yin” (dişil) ve “yang” şeklinde eşleşir, çalışır ve birbirine yardımcı olur. Mide daha aktif görev aldığı için “yang” bir organken dalak “yin”dir. Böbrekler “yin”, idrar kesesi “yang”; karaciğer “yin” safra kesesi “yang”; kalp “yin” ince bağırsak “yang”; akciğer “yin” kalın bağırsak “yang” bir organdır. Dolayısıyla akciğer ile kalın bağırsağı birlikte ele almamız gerek.

Akciğer, nefes alıp vermemizi sağladığı için hayati bir organdır. Dışardaki enerjiyi içimize almamızı sağlar ve bu saf enerjiyi böbrek enerjisinin olduğu yere doğru iter. Böbrek enerjisi ana “chi” yani yaşam kaynağımızdır. Kalın bağırsak ise atığı depolayıp dışarı attığımız yerdir ve boşaltımdan sorumludur. Atık birikmeye başladığında, sistemin geri kalanı taşımaması gereken yük yüklenir. Bu da ishal ya da kabızlık ya da daha ciddi sorunlara sebep olabilir.

Akciğer meridyeni, bedenin ortasından başlayıp yukarıya dönmeden önce kalın bağırsağa uğrar. Diyaframdan geçer; akciğerlerden köprücük kemiğinin önünden ve kolun iç tarafından geçerek başparmağın ucunda sona erer. Kalın bağırsak meridyeni ise işaret parmağın ucundan başlar ve kolun arkasından omza çıkar. Bir uzantısı boyuna ve burnun yanından ağza uzanır. Diğer uzantısı ise aşağıya akciğerlere, diyaframa ve kalın bağırsağa gider. Her iki meridyen de bedenden dışarı atılım ile ilgilidir. Akciğerler, nefes yolu ile atarken kalın bağırsaklar boşaltım sistemi ile bedenden atıkları dışarı atar. Dolayısı ile bedenin tüm bu bölgelerini geren ve esneten her “assana” bu meridyenleri etkiler ve sağlıklı hale getirmeyi amaçlar.

Akciğer ve kalın bağırsak enerjisi cesaret ve saygı ile ilgilidir. Yaşadığımız anın değerini bilmek de bu meridyenin duygusudur. Akciğer enerjisinde bir dengesizlik kaybetmeye bağlı üzüntü ile alakalıdır. Kalın bağırsak sorunları ise ya içimizde biriktirmekten ya da içimizde tutamamaktan dolayı oluşur. O yüzden duygu ve düşünce biriktirmemek gerekmektedir. Bu meridyen metal elementi ile ilişkili olduğu için maddi olarak da aşırı derecede biriktirme huyu kalın bağırsak enerjisini bozmaktadır.

Bağırsaklarımızı düzenlemek için geçmişi bir kenara bırakmalı, üzüntü ya da suçluluk duymamalıyız. Yaptıklarımızdan ya da yapamadıklarımızdan ötürü pişmanlık da hissetmemeliyiz. Geçmişe bağlı yaşamaktan vazgeçmeli ve sadece şimdiki zamanı yaşamalıyız. Hayatımızı değiştirmeliyiz. Yaşam tarzımızı gözden geçirmeliyiz. Yediklerimizden içtiklerimize, konuştuklarımızdan okuduklarımıza, duyduklarımızdan gördüklerimize arındırmalı ve değişime izin vermeliyiz. Çünkü üzüntü, keder ve endişe hem akciğerlerde hem de kalın bağırsaklarda birikir. Özellikle üzüntü ve keder bu iki organı zedeler. Kaybetmek, suçluluk, duygusal ve zihinsel durgunluk ve hayatın akışına ayak uyduramamak bu meridyeni olumsuz etkiler.

Kalın bağırsak sorunu yaşayan kişiler genellikle hep eskilere takılıp kalan kişilerdir. Hep pişmanlık hisseden ve genellikle hayatlarında katı olan kimselerdir. Mükemmeliyetçidirler ve hiçbir şeyi ya da hiç kimseyi beğenmezler. Bu nedenle bu tarz kişilerin daha esnek olmaya çalışması, hayatları daha basitleştirip kolaylaştırması ve harekete ve değişime açık olması gerekmektedir. Hayatı akışına bırakmaları, her şeyin gelip geçici olduğunu hatırlamaları ve değişimi ve dönüşümü kabullenmeleri onların bağırsak sorunlarını çözmelerine yardımcı olacaktır.

Elbette bu noktada modern tıp yaklaşımını göz ardı etmiyoruz. Tıbbi destek her zaman hepimizin kullanması ve başvurması gereken en elzem yöntem. Ancak modern tıbbın yanında, duygularımızı da dikkate almaktan bahsediyoruz. Bu dönemde ne gibi duygusal sorunlarla boğuştuğumuzu, hayatımızda ne olduğunu fark etmekten bahsediyoruz. Eğer sağlık sorunları yaşadığımız zamanlardaki duygusal halimizi de göz önüne alırsak belki bu sorunların üstesinden daha kolay gelebiliriz. Çünkü beden ile ruhu, beden ile zihni, beden, zihin ve ruhu birbirinden ayıramayız. Onlar birbirinden ayrılmayan “üç silahşörler”dir ve “birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için var” sloganı ile var olmaktadır. Beden, zihin ve ruh birbirine bağlı, biri diğerinden ayrı değil. Bedenen, zihnen ve ruhen yani fiziksel, duygusal ve düşünsel olarak bütün olabildiğimizde dış dünyada da tamamen bütün ve rahatsızlıklardan arınmış olabilmek mümkün müydü? Yoksa bu sadece bir hayal miydi? Öyle ya da böyle… Duygu ve düşünceleri temiz tutmaktan ve arındırmaktan zarar gelmezdi. Bütüne ulaşabilmek için öncelikle parçaları bir araya getirmek gerekirdi. O halde bedeni, ruhu ve zihni bir araya getirerek bütüne ulaşmaya çalışmaya ne dersiniz?

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

1 Comment

  1. Zeliha Doğan Yeşil dedi ki:

    Sevgili Burcu Yırcalı merhaba. Yazını satır satır yineleyerek okudum. Sanki benim için uyarılmak üzere yazılmış. Üç silahşörleri hoş tutmaya başlayacağım. Anladım ki onlara kötü davranmış ya da fark etmeden yüz vermemişim. Sağlık sorunlarıma iyi geleceğini umuyor ve diliyorum. Teşekkürlerimle, kalemine sağlık. Sevgiyle kalın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!