ANKARALI OLMAK - Halimiz
ANKARALI OLMAK 2
AMERİKALILAR YAPIYOR DA, BİZİM NEYİMİZ EKSİK
21 Kasım 2019
ANKARALI OLMAK 3
SİNEMA İLE TELEVİZYON EKRANININ EN CİDDİ SAVAŞI
28 Kasım 2019
ANKARALI OLMAK 4

Ankaralı olmak bir başkadır. Ankara’nın havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez ama oraya okumaya gidene de çalışmaya gidene de biraz Ankaralılık bulaşır. Yani; biraz samimiyet, derinlik, nezaket ve entelektüel birikim.

Mesela, Ankaralı için gittiği mekan değil, yanındaki arkadaşı önemlidir. Arkadaşı istedi diye Fizan’a yemeğe gider. Ankaralı için ortam önemli değildir, çalan müzik önemlidir. Kötü bir işletme, iyi müzisyenlerle senelerce iş yapabilir. Aynı şekilde restoranlarda da ambiyans değil lezzet önemlidir. Sırf balığı lezzetli diye bir çarşının alt katındaki restorana müdavim olunabilir.

Benim çevremdeki neredeyse tüm Ankaralılar mutlaka Anıtkabir’e gitmiş, Atatürk Orman Çiftliği’ni gezmiş, CSO konserine gitmiş, AST oyunlarını izlemiş, Kıtır’da bira içmiş, Kale’de konaklardan birinde yemek yemiş, Tadım’da pizza yemiş, bit pazarına gitmiş, yüksel caddesinden kitap almış, dost kitapevine abone olmuş, Kuğulu parktaki kuğulara bakmış, güvercinlere yem vermiş, Sakarya’da midye tava yemiş, Tunalı Hilmi’deki Kebap 49’da yemek yemiş, Ulus Uludağ kebapçısına gitmiş, Siyah Beyaz’da eğlenmiş, Akün’de sinema ve tiyatro izlemiş, gençliğini Farabi, Çevre sokak ve Arjantin caddesinde geçirmiştir.

Ankaralılar koyu renk giyinen ciddi insanlar gibi algılansa da tanıdıkça içe işleyen sımsıcak, eğlenceli insanlardır.

Mesela Ankara’da hava çok soğuktur. Ama Ankaralı kat kat giyinerek açık havada soğuktan korunurken, iç mekanlarda da şıklığından taviz vermez.

Ankaralı dakiktir. Bekletmeyi sevmez. Randevusuna sadıktır, söz verdiyse gider çünkü Ankaralı karşısındakine saygılıdır.

Ankaralı hakikatlidir. Eşinin dostunun özel günlerini hatırlar ve onlara kendini özel hissettirir. Eğer gece program yaptıysanız, eve varınca mesaj atmanızı ister.

Ankaralı alışkanlıklarını sever. Müdavim mekanlarına gider, bundan keyif alır. Mekanların azlığından değil, Ankaralı olmak bunu gerektirdiği için göz aşinalığı olan insanlar birbirine başıyla selam verir.

Ankaralı hava koşullarına rağmen açık havada egzersiz yapmayı sever. ODTÜ’nün doğal ortamı egzersiz için biçilmiş kaftandır.

Ankaralı ev ziyaretlerini sever. Arkadaşlarını, dostlarını evinde ağırlar. Üstelik bir Ankaralıya müsaitsen geliyorum dediğinizde aman gelme demez, bir ay sonrasına plan yapıp son dakika iptal etmez, büyük hazırlıklara girişmek için kendini zorlamaz. Ankaralının evinde her zaman dostlarla paylaşacağı yiyeceği, içeceği olur. Olmasa da eve misafir olan getirir.

Ankaralı muhabbeti sever. Kafeler, restoranlar, hatta barlar sohbet halinde insanlarla doludur. Kafede buluşup, başını kaldırmadan cep telefonlarına bakmak başka kentlere özgüdür.

Ankaralı vefalıdır. Eski arkadaşlarını arar, sorar, onlarla iletişim içinde kalır. Yıllarca aramasa sormasa yine de kaldığı yerden samimiyete devam eder.

Ankaralı arkadan iş çevirmeyi pek beceremez, denese de yüzüne gözüne bulaştırır.

Ankaralı medenidir. Toplu taşımada kitap okur. Tiyatroya, konsere giderken üstüne başına dikkat eder.

Ankara bürokrat şehri olduğu kadar bir öğrenci şehridir de ve hizmet sektöründe genelde üniversite öğrencileri çalışır.

Ankaralı geçmişine bağlıdır. Bazı alışkanları sürdürür. Klasik müzik konseri, tiyatro, gezilere gider. 65 yaş üzeri vatandaşlar aktiftir, hayattan kopuk değil bizzat hayatın içinde yaşamaktadır. Kurslar, geziler, çaylar, okuma kulüpleri gibi aktiviteleri vardır. Ankaralı yaşı büyükler her daim genç kalırlar.

Kütüphaneden kitap alıp okumak çok Ankaralı bir davranıştır. Ankaralı iyi kitabı, iyi müziği her zaman takdir eder.

Ankaralı toplu taşımada, sokakta, restoranda taşkınlık yapmaz, iş çıkışı yiyecek alışverişini yapar ve eve elinde yiyecek filesiyle gider.

Ankaralı Ankaralıyla iş yapmayı sever ama Ankaralı her zaman liyakata değer verir. Hemşerilik muhabbeti Ankaralılar için başkadır.

Ankaralı gösterişi, böbürlenmeyi sevmez, takdiri karşısındaki insana bırakır. Ankaralı zenginliğini gizler, görgülüdür. Malını mülkünü konuşma konusu etmez. Ayrıca kısa yoldan zengin olmaya çalışmaz.

Benim Ankara tanımımdaki insanların biraz kendine özgü, sarkastik espri anlayışları vardır ki ben bunu çok severim ve gülerim.

Ankara’nın estetik anlayışı, 20 sene boyunca şehri idare eden kişinin zevksizliğine rağmen sentetik değil, doğaldır. Ankaralı sergi gezer, sanatı takip eder. Mesela Ankaralı kadınlar estetik modasına inat, doğal güzeldirler.

Ankara trafiğinde iki dominant davranış vardır. Birincisi her koşulda sol şeritte gidenler. Diğeri ise makas yaparak ecele gider gibi gidenler. O yüzden dümdüz orta şeridi takip eden başka şehirlilere hayret ederler.

Ankaralı gece hayatının sonunda Rumeli işkembecisinde çorba içer, Aspava’da dürüm yer…

Bunları minimum 20-25 sene önce Ankara’da yaşamış olan Ankaralılar evet kesinlikle doğru diye okuyacakken, şu an Ankara’da yaşayanlar fazla iyimser bir tablo gibi okuyabilir. Ama değil inanın. Ankara Mansur Başkan ile değişimi yakalamış, moraller yüksek.

Ankara bir şehir değil, kişidir yazmıştı bir Ankaralı yazar. Belki de öyle. Bir kültürün adıdır Ankara. Hangi şehirde, ülkede yaşarsak yaşayalım baştan kurduğumuz bir ilişki biçimidir. Samimi, özel, çıkarsız ve derin.

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

4 Yorumlar

  1. Zeliha Doğan Yeşil dedi ki:

    Sevgili Ayşe kalemine sağlık. Ancak Ankara artık çok değişti, sohbet muhabbet azaldı. Selam sabah yok. Elde cep telefonu var artık. Daha bir çok keyiflerimiz yok oldu. Ama ben hala o anlattıklarını yaşıyorum. Selam sevgiler.

    • Ayşe Musal dedi ki:

      Çok teşekkürler:) Hala Ankara’da yaşayıp da aynı şekilde hissedebilmek en güzeli😇❤️

  2. Güler Nurislam dedi ki:

    50 yıl önce ayrıldığım Ankara yı anlatmışsınız. Özlemişim o günleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!