Anıtkabir Üzerine... - Halimiz
Eğitimde Yapay Zeka Dönüşümü
27 Temmuz 2017
Yazı Dizisi I. Bölüm: Kara Para, Siyaset ve Gayrimenkul Zenginleri
27 Temmuz 2017

Bu derlemeyi,  bir arkadaşımın benimle paylaştığı ayrıntılı bir yazıyı esas alarak, Emparyalist güçlerin “Türkiye Cumhuriyeti’nin tam bağımsızlığını” resmen tanıdığı Lozan anlaşmasının 94. Yıldönümünü idrak ettiğimiz şu günlerde hazırlamayı uygun gördüm.

Anıtkabir,  750 bin metrekarelik bir alan üzerinde oturmaktadır. Bunun 120 bin metrekarelik bölümü Anıt bloğudur. Geriye kalan 630 bin metrekarelik bölümü ise on binlerce ağaçtan oluşan Barış Parkıdır. Bir başka deyişle Anıtkabir, dünyanın en önemli kabirlerinden birini çepeçevre sarıp sarmalayan bir ormanın ortasında yer almaktadır. Bu ormanı oluşturan ağaçlara gelince, bunlar gelişigüzel serpiştirilmemiştir. Anıt bloğunun üzerinde bulunduğu tepe, Anıtkabir mimarisinin ağırlık merkezidir. En dış çevreye en yüksek boylu ağaçlar, Anıt’a yaklaştıkça boyları giderek kısalan ağaçlar dikilmiştir. Böylece merkeze yaklaştıkça orman sönümlenmiş, Anıt’ın heybeti daha da ortaya çıkmıştır.

Aslanlı Yol’a dönelim şimdi. Bu, iki tarafı yüksek ağaçlardan oluşan bir koridordur. Hem içinde yürüyen insanların dış dünya ile bağlantısını keser, hem de, manevi bir hazırlık yürüyüşü sonrasında Ata’nın huzuruna çıkmalarını sağlar. Aslanlı Yol’un her iki yanında sıralanan ağaçların boyları, hacimleri, renkleri ve türleri, tesadüfen seçilmemiştir. Çünkü o ağaçlar, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” felsefesinden esinlenerek belirlenmiş ve seçilmiştir. Neden derseniz, Anıtkabir’i tasarlayanlar, Atatürk’ün sadece bedenini orada toprağa vermek için değil, Atatürk’ün fikirlerini ve olağanüstü vizyonunu orada yaşatmak için tasarlamışlardır. Bu bağlamda “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” vizyonundan ilham alarak, Anıtkabir’i çepeçevre sarmalayacak bir ormanı, Uluslararası Barış Parkı’nı oluşturmaya karar vermişlerdir. Yurtta Barış’ı temsilen Ankara, İstanbul, Eskişehir ve Samsun fidanlıklarında yetiştirilen on binlerce fidanı getirmişlerdir. Dünyada Barış’ı temsilen de çok anlamlı bir adım atmışlar ve yirmi dört ülkeye davette bulunmuşlardır.

Bu noktada, davette bulunulan yirmi dört ülkenin gönderdiklerine bakalım.

  • Amerika Birleşik Devletleri: 301 mavi ladin, 100 mavi selvi, 100 sedir fidanı;
  • Afganistan: 15 akkavak, 10 nesteren gül, 12 çitlenbik fidanı;
  • Avusturya: 55 dağ çamı;
  • Almanya: 25 meşe, 10 huş ağacı, 13 ıhlamur, 5 atlas sediri, 5 selvi, 8 pinus çamı, 17 erik, 5 ardıç, 200 gül;
  • Belçika: 10 dağ muşmulası, 13 şimşir, 12 top mazı, 12 ardıç, 12 sedir, 12 akçaağaç, 12 porsuk, 12 göknar, 12 sarıçam;
  • Danimarka: 20 kayın;
  • Finlandiya: 275 huş ağacı;
  • Fransa: 10 kızılağaç, 10 sarıçam, 10 sahil çamı, 10 Avrupa melezi, 10 göknar, 10 kayın, 10 ladin;
  • Çin: Armand çamı ve Çin göknarı tohumu;
  • Hindistan: 289 sahil çamı;
  • Irak: 20 Musul fıstığı;
  • İngiltere: 50 kiraz ağacı, 50 porsuk, 100 karaçam, 50 meşe;
  • İspanya: 1 karaağaç, 1 selvi, 4 sahil çamı, 1 dişbudak, 2 kestane, 3 ardıç, 1 ceviz, 1 meşe;
  • İsrail: 10 sahil çamı;
  • İsveç: 10 huş ağacı;
  • İtalya: 5 karayemiş, 5 selvi, 8 fıstık çamı, 10 mavi selvi, 5 karaçam, 7 sedir;
  • Japonya: 35 kiraz ağacı;
  • Kanada: 30 akçaağaç;
  • Kıbrıs: 5 çam;
  • Mısır: 8 akkavak, 6 katalpa, 6 akasya, 6 salkım akasya;
  • Norveç: 12 gürgen;
  • Portekiz: 50 selvi, 50 sahil çamı;
  • Yugoslavya: 10 ıhlamur, 5 sofora, 5 kestane, 10 erguvan, 10 çınar, 20 kavak, 5 katalpa, 5 fındık, 5 maklora, 10 çitlenbik, 20 meşe, 20 polyanta gül, 19 mazı, 11 selvi, 5 ardıç, 8 karaçam, 10 huş, 1 alıç, 10 taflan, 10 berberis, 2 mavi sedir, 20 yatık ardıç, 10 leylak, 6 karayemiş, 6 mahonya, 3 porsuk, 10 söğüt;
  • Yunanistan: 5 kayın, 5 göknar, 5 porsuk, 5 çobanpüskülü, 5 karaçam fidanı.

Bağımsız analistler ve tarihçiler Mustafa Kemal Atatürk’ü gelmiş geçmiş en büyük devlet adamlarının başında göstermektedir. Onun başardıkları, yaptıkları, fikirleri ve vizyonu toplu olarak değerlendirildiğinde böyle bir yargının abartılı olmadığı net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Tüm bu nedenlerle Anıtkabir belki de dünyanın en önemli kabridir.

Anıtkabir aslında Türk milletini birleştiren bir simgedir. Aydınlanmanın, çağdaş medeniyet yolunun, ilerici düşüncenin arkasında yatan felsefenin bir yansımasıdır. Türk milleti sonsuzluğa dek bu muhteşem Anıt’a ve yansıttığı felsefeye sahip çıkacaktır.

mm

Dr. Ali Tigrel

Devlet Planlama Teşkilatı Eski Müsteşarı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!