AMERİKALILAR YAPIYOR DA, BİZİM NEYİMİZ EKSİK - Halimiz
AMERİKALILAR YAPIYOR DA, BİZİM NEYİMİZ EKSİK 2
RÜYA V
21 Kasım 2019
AMERİKALILAR YAPIYOR DA, BİZİM NEYİMİZ EKSİK 3
SİNEMA İLE TELEVİZYON EKRANININ EN CİDDİ SAVAŞI
28 Kasım 2019
AMERİKALILAR YAPIYOR DA, BİZİM NEYİMİZ EKSİK 4

Amerikan Kongresi’nin alt kanadı Temsilciler Meclisi. Çoğunluk, Demokratların. Demokratların isteği ile Başkanları Donald J. Trump’ın görevden azledilmesi istemi ile bir soruşturma başlatıldı. Mevzu, Trump’ın, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile Nisan ayında yaptığı bir telefon görüşmesi. Bu görüşmeden haberdar bir devlet memuru, Trump’ın, bu görüşmede görevini suistimal ettiği iddiası ile ihbarda bulunuyor. Bu adı bilinmeyen ihbarcı, Trump’ın, Zelenskiy’den, 2020 başkanlık seçiminde potansiyel rakibi Joe Biden’ın seçilme şansını engellemek için — Ukrayna’da iş yapan bir firmanın da çalışanı olan Hunter Biden’ın bir açığını bulmak üzere hukuken bir soruşturma açmasını talep ediyor. Bu isteğini yerine getirirse de söz verdikleri askeri yardımı onaylayacağını ifade ediyor. Oturumu izleyenler, İngilizce bilsin bilmesin, quid pro quo ifadesine artık alıştılar. Denmek istenen Trump, Zelenskiy’yi öyle bir tehdit etti ki açılan soruşturmalarda Hunter Biden’a dair gündem yaratacak bir sorun bulunmazsa askeri yardım da verilmeyecek; böylece sinsice bedel ödetmek için içten bir pazarlık yapılmış durumda diyorlar.

Bu iddia üzerine Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu, kapalı oturumlar yaptı. Hazırlığını tamamladı. Vekiller, gizli kalması gereken dosyalar ve bilgilerden haberdar oldu. Şimdi de son iki haftadır kamuya açık oturumlar yapılıyor. Dünyanın dört bir köşesinden herhangi biri, istediği takdirde bu oturumları izleyebiliyor. Ve dinleyenler, Demokratların ve Cumhuriyetçilerin, Trump’ın yaptığı mevzu bahis telefon görüşmesiyle ilgili olarak ne kadar farklı düşünebildiklerine şahitlik ediyorlar. Gözüküyor ki vekiller birbirlerinden hayli farklı düşünseler de birbirleriyle fiziksel kavgaya tutuşmadılar. Demokratların başlattığı bu süreçle ilgili olarak da hiçbir siyasetçi, ‘darbe’ benzetmesini yapmadı. Şahitler, devlet memurları. Ekseriyette diplomat ve asker. Her biri, Demokrat ve Cumhuriyet partili vekillerin sordukları soruya — kameraların önünde — cevap vermekle mükelleftiler ve bunu yaptılar da. Güvenlik taramasından geçip oturumlara katılan vatandaşlar da iyi birer dinleyici çıktılar. Oturumların düzenini bozan veya herhangi bir aşırı veya saygısız eylem içine giren birisi çıkmadı. Medya ve halk ise — Amerikalı veya değil — işittikleri üzerine yorum yapma yarışında.

Amerika, Türkiye için önemli bir ülke olduğundan… bu olana dair ne düşünmek gerekli diye düşünmek gerekiyor. Trump, azledilirse, Kongre’de bekleyen ve ağır yaptırımların uygulanmasını öngören tasarılar bir anda sel gibi gelir geçer mi? Kasım 2020’de yapılacak başkanlık seçiminde, Trump azledilmeden seçimi kaybederse de aynı denklem olmayacak mı? Öyleyse, Trump’ın azledilmesi veya azledilmemesinin bizim bu ülke ile olan ilişkilerde aldığımız risklere dair çok büyük etkisi olmayacak diyebilir miyiz? Deriz…

Diyemeyeceğimiz ve görmemiz gereken ise böyle bir sorgulamanın bizim siyasi pratiğimizde olmadığı. Bizler, seçilerek göreve gelenlerin güçlerini suistimal etme halinde böyle bir oturumu yapamayız. Bu oturumun sonucu her ne olursa olsun, Kongre, başkanın icraatlarını sorgulayabiliyor; gücünü suistimal ettiğine dair soruşturma açabiliyor. Bizde böyle bir eyleme kalkışmak sanırım bunu yapmaya yeltenenin canına susadığına delalettir; başta darbeci, darbe sevici olmanın yanı sıra, terörist olarak itham edilmesinin garantisidir. Gözaltı ve tutuklama ve olası olarak hapis süreci, kaçınılmazdır. Böyle bir oturumda kavga çıkmama olasılığı sıfırdır. Diplomat ve askeri yetkililerin böyle bağımsız bir duruş sergilemeleri ve kendi fikirlerini açık edip, arkasında durmaya yeltenmeleri kesinlikle yabancı olduğumuz bir durumdur. Halkın bu oturuma katılması ve olaysız çıkış yapmaları imkansızdır. Sosyal medyada olabilecek sözel düellolar üzerine ise söylenecek çok şey yok. Dilin ayarını kaçıran kaçırana, yarışın en alası ve potansiyel olarak sokaklarımıza etkisi dahi yaşanabilir.

Bu, Amerikan siyasetinin matah bir şey olduğu anlamına gelmemeli. Siyaset, özde, halk adına halkın çıkarını en iyi şekilde koruyarak ve halkın sürekli daha iyiye doğru gitmesini sağlayabilmek amacıyla yapılan bir iştir. Amerika’da da bu bağlamda ciddi sorunlar var ama devletin farklı erklerinin, birbirlerini böylesine denetime tabii tutuyor olmaları da basite indirgenebilecek bir medeniyet çizgisi değil. Herkesin hesap verebilir olduğu ve farklılıkların kavgasız ve fakat sağlam argümanla sergilendiği siyasi platformları da dilerim – bizler – daha çok nesil kaybetmeden görebiliriz.

Dileyelim, Nasreddin Hoca misali, “ya tutarsa!”

 

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!