AMERİKA, TRUMP'I İÇSELLEŞTİRİYOR - Halimiz
BİLGİSAYAR MÜHENDİSİNİN KURABİYELERİ
8 Kasım 2018

Daha önce hiçbir Amerikan başkanının başına gelmeyen, Donald Trump’ın başına geldi. Seçildiği Kasım 2016’dan beri Trump, kendine oy vermeyenlerin aşağı gördüğü, başkanlık koltuğuna yakıştıramadığı, beyaz-ırkçı-bir-faşist olarak algılandı. Ve seçildikten sonra ki ilk ara seçimi de kendi başkanlığına bir güvenoyu olarak gördü. “Bu seçimde ben oy pusulasında yokum ama varım çünkü bu seçim bir anlamda da benim için bir referendum niteliğinde,” dedi geçen ay Missouri’deki bir seçim mitinginde yaptığı konuşmada.

Amerikalılar, Salı günü yapılan ara seçimde 100 sandalyeli Senato’nun 35’i ve 435 sandalyeli Temsilciler Meclisi’nin de tamamını yeniledi.  Cumhuriyetçiler, Senato’da, çoğunluğu muhafaza etmeye devam edecekler. Temsilciler Meclisinde ise Demokratlar, 2014 ara seçimlerinde kaybettikleri çoğunluğu 30 sandalye kazanarak kendi lehlerine çevirdiler. Seçim öncesi 193 Demokrat partiden vekilin olduğu Temsilciler Meclisinde, şimdi, 223 Demokrat partiden vekil olacak. Cumhuriyetçiler de toplamda 36 sandalye kaybetmiş oldular.

Çıkan sonuçtan Trump, memnun. 1934 ara seçimlerinden bu yana, her ilk defa makama seçilmiş Amerikan başkanı, göreve geldikten sonraki ilk ara seçiminde, Kongre’nin Temsilciler Meclisi kanadında ortalama 23 sandalye kaybetmiş. Trump’ınki de bu ortalamanın üzerine +7 sandalye koymakta. Ve bu, siyaseten, ezici bir yenilgi değil. Demokratların gönlünden geçtiği gibi Trump’ı köşeye sıkıştırmalarını sağlayacak kadar güçlü bir el ise hiç değil.

Trump, güvenoyunu kaybetmedi. Kasım 2016 Başkanlık seçimini Rusya’nın desteği ile kazandığını ileri süren federal soruşturmada henüz ortaya konmuş ve Trump’ın azlini gerektirecek muazzam bir bulgu yok. Özel Savcı Robert Mueller’ın yönettiği bu soruşturma henüz sonlanmadı. Ki Joe Biden, Obama başkanlığının ikinci adamıydı, Demokratların, bu soruşturma sonlanmadan adım atmasının yanlış olacağını söyledi. Seçim sonrası dün yaptığı basın toplantısında da Trump, Demokratların, olası olarak böyle bir adım atmaları karşısında ortalıkta savaş estireceğini açıkça ifade etti.

Amerikan anayasasına göre, bir başkanın görevden azledilmesi için “vatana ihanet, rüşvet veya diğer yüksek suçlar ve kabahatler” den resmen suçlu bulunması gerekmekte. Yine anayasaya göre bir başkanın azledilme sürecinde Kongre’nin alt kanadı Temsilciler Meclisi savcılık makamı niteliğinde başkanın bu yönde suçlarını derleyen iddianameyi yazmakla ve Senato da hakim görevini yerine getirerek hüküm vermekle mükellef. Böyle bir durumda Senato, mahkeme olarak toplandığında da Yüksek Mahkemenin baş yargıcı oturumda yer almakta. Ve oturuma katılanların üçte ikisinin oyu ile başkan azledilmekte. Özetle, Senato Cumhuriyetçilerde olduğu müddetçe Trump’ın azledilme olasılığı yok. 

Trump’ın, Kasım 2020’de seçilme olasılığı ise bu hafta itibarı ile Demokrat Amerika’yı sarsmaya başlayacaktır. Hele ki Trump’a tahammül edemeyen Demokrat partili yaklaşımın etki-tepki sarkacının Trump’ın lehine işleyeceğini göz önünde bulundurursak, yeni dinamik karakter çıkartamayan ve yeni söylem yaratamayan Demokratların dezavantajlı bir konumda olduğunu görmek gerekir. Trump’ın, medyaya yaklaşımı alışıldık tüm teammülleri alt üst etse de bu başkanın siyasi çıkışlarının reddedildiği anlamına gelmiyor. Aksine uçak tekerlerinin piste değmediği diye adlandırılan orta Amerika’da halk, Trump’ın söylemlerinde haklılık payı görüyor.

Hillary Clinton’ın başkan olamadığı bir Amerika’da, ilk defa rekor sayıda ve farklı köklerden gelen 100’ü aşkın kadın yer alacak olurken elbette Trump’ın göçmen karşıtı duruşuna karşı başka bir Amerika’nın da varlığı kendini gösteriyor ama bu büyük resimde bakıldığında yanıltıcı olmasın. Beyaz Amerikalı, daha fazla ekonomik nimetlerini paylaşmak istemiyor. Marketine, alışverişine gittiğinde, daha fazla İngilizce konuşmakta güçlük çeken veya hiç bilmeyen; kendinden çok farklı gözüken insan görmek istemiyor. Giderek güvenlik kaygısı ön plana çıkıyor ve yabancı diye algıladığına karşı itici bir tavır geliştiriyor. Demokratlar ise halkda ki bu hali doğru tahlil edemiyor gibiler.

Trump’ın, Çin başta başlattığı ticaret savaşları, bu kitleyi rahatsız etmiyor; aksine onaylıyorlar. Amerikalı işverenin ülkesine dönmesini ve kendi ülkesinde işçi çalıştırıp, ekonomiye destek vermesini istiyorlar. Trump’ın, Kuzey Kore ve İran nükleer programlarına karşı yürüttüğü siyaseti çok tehlikeli algılamıyorlar. Geçmişte denenmişlerin ne kadar sonuç getirdiği ortada yorumunu öncelik tutuyorlar. Trump’ın hatalı olduğunu düşünmüyorlar. Bunu hatalı görenler, Demokratlar. Trump’ı iktidara taşıyan kitle ise Demokratların dış politika güdülerinin doğru olmadığı kanaatinde. 11 Eylül saldırıları sonrası Amerika’nın dış siyasetine yön veren Cumhuriyetçi parti elitinin ise Demokratlar çoğu zaman yanında durdular; dış politikayı, ülke siyasetinin üstünde tutmanın çıkarları gereği olduğunu savundular. Irak’a müdahalenin açmazları sonrası Demokrat partili Barack Obama başkanlığı devralmış olsa da, halk, bu ülkede gidişin faturasını ekseriyette Irak halkına kesti ve Bush yönetiminin siyaseten hatalı olduğunun yanıtını sandıkta vermekle kaldı, konuyu kapattı.

Ve Demokratlar, Trump’ı, Amerikan başkanlık makamına yakıştıramayan dillerinden vazgeçemeyip; tahammülsüzlüklerini açıktan ifşa etmeye devam ederlerse bir sonraki seçimde belki de 90’lardan beri süregelen iki dönem üst üste aynı başkanın seçildiği döngüyü kıramayacaklar. O takdirde de Amerika’nın imajı hem kendi içinde sorunlu, hem de dünyaya yaptığı müdahalelerle karışıklık çıkartan bir güç olarak daha da pekişmiş olacak.

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

2 Yorumlar

  1. kemal gülseren dedi ki:

    çok güzel bir yazı..
    düşüncelere katılıyorum.

  2. Muzaffer dedi ki:

    Amerika’nın hiç bir başkanı hakkında olumlu bir görüşüm olmadı. İlk zamanlar Obama’ya biraz sempati duyduysam da zamanla o da söndü. Sonuç olarak bence ülke halkının başından def edilmeli bu bela.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!