AMERİKA, SURİYE'DEN ÇEKİLİYOR MU? - Halimiz
CUMHURİYET VE ATATÜRK’ÜN DEĞERİ ÜZERİNE
20 Aralık 2018
İKİ İL, İKİ ADAY, TEK AMAÇ
20 Aralık 2018

Yukarıda, Amerikan Başkanı Donald Trump’ın, dün akşam üzeri attığı tweet’i görüyorsunuz.  “Suriye’de, IŞİD’i yendik; Trump Başkanlığında orada olmamın yegane nedeniydi,” diye yazıyor. Akabinde İngiliz haber ajansı Reuters’a konuşan Amerikalı yetkililer, Suriye’de bir şekilde görevli olarak bulunan Amerikan Dışişleri personelinin bu ülkeden 24 saat içinde ayrılacağını; sayısı 2,000’i bulan askeri personelin çekilmesinin de en geç 100 gün içinde tamamlanacağını paylaşıyor.

Sorumuz da haliyle şu: Daha bir hafta öncesine kadar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Fırat nehrinin doğusunda Suriye topraklarında bulunan ve Türkiye tarafından terör örgütü olarak kabul gören Suriyeli Kürt silahlı gruplar YPG/PYG’ye karşı her an bir askeri operasyon başlatabileceğini duyurmasına karşılık neden Amerikalı yetkililer iki NATO üyesi olan Türk ve Amerikan askerlerinin karşı karşıya kalabileceği sanrısı ile bir dizi tehdit savurdular; Suriyeli muhalifleri “filler tepişirken oradan uzak durun” diye uyardılar? Amerika, daha yeni, bir ay önce, Türkiye – Suriye sınırında ‘gözlem noktaları‘ kurarak, sahadaki müttefik güçlerin İŞİD ile mücadelede dikkatlerinin dağılmasını engellemeyi hedeflediğini açıklamıştı; ne oldu? Dahası, Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, üç ay önce, İran’ın bölgedeki etkisi kırılana kadar, Amerikan askerlerinin Suriye’de kalacağını söylemişti; Bolton, Trump’tan onaylanmadan mı konuşmuştu yoksa planlar mı değişti? Bu karar nereden çıktı, bu aciliyeti ne icab ettirdi? Kaç yıldır Türkiye’ye Patriot füzesi satışı için onay verilmezken, bunun için ne diye bu hafta yeşil ışık yakıldı? Ve gerçekten, Amerika, Suriye’de, Başkan Trump’ın dediği gibi, Irak-Şam İslam Devleti olarak bilinen İŞİD’i yendi mi?

Amerika’nın Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, geçtiğimiz ay yaptığı bir açıklamada İŞİD’in Suriye’de etkin bir toprak bütünlüğünü artık kontrol etmediğinin altını çizerek, bu örgütün iddia ettiği halifelik kurma hedefinin bertaraf olduğunu açıklamıştı. Ancak Jeffrey, 2010-2012 Irak büyükelçisi olduğu dönemden de – büyük olasılık – yaptığı çıkarımla, Suriye’den yakın gelecekte çekilmeyeceklerini ifade ediyordu. “Kalıcı yenilgi, İŞİD’in belli bir toprak parçasını tutan askeri birimlerinin tarumar edilmesi ile değil ama uyuyan hücrelerin hemen geri gelmesini engelleyecek, yeniden toparlanıp ayaklanmalarına izin vermeyecek şekilde sonlarını getirdiğimizde olacaktır,” demişti. Çünkü 2011 yılında Amerikan askerlerinin Irak’tan çekilmesi sonrası ortaya çıkan konjonktürün İŞİD’i yarattığına inanılmakta.

Trump gibi Cumhuriyetçi partiden olan Senatör Lindsey Graham de bu bağlantıya dikkat çekiyor… Eski Genelkurmay Başkan Yardımcısı General Jack Keane’nin sosyal medya paylaşımına onay vererek. General, “Suriye’den çekilmek stratejik bir hata olacaktır. Bush, Irak’taki savaşı, oradaki askeri gücümüzü hızla arttırarak (2007) kazandı. Obama, çekilerek barışı kaybetti. Sonucu da İŞİD oldu. Başkan, İŞİD’in Suriye’deki güvenli alanını yok etti ve çekilerek barışı kaybedecek,” diyor. Amerikan Kongresi mensuplarının dünden beri paylaştığı yorumlarda da benzeri kaygılar yer almakta.

Bu tepkiler ardından Trump kararını isterse gözden geçirecektir. Ancak Trump’ın da, aynen Obama gibi, Irak yerine bu sefer Suriye’den çekilme arzusunu daha başkan olarak göreve geldiği ilk andan itibaren ifade ettiğini unutmamak gerek. Ve çekilme kararı sonuna kadar uygulanacak olursa da Amerikan çıkarlarına neden ve nasıl zarar vereceği tartışılabilir…

Türkiye için ise bu karar ilk etapta bir zafer gibi algılanabilir. Temkinli yaklaşmakta ise fayda var.

Niğde Ömer Halis Demir Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Suriye uzmanı Yasin Atlıoğlu, Kürtlerin, Afrin’de, Amerika’nın kendilerini yüz üstü bıraktığını düşündüklerini; Amerikalılardan çok silah yardımı aldıklarını; 50-60bin kadar silahlı bir güçten bahsedildiğini vurguluyor. Geçen ay açıklanan gözlem-noktalarının da artık resmen Kürtlere devredileceğini göz önüne alırsanız, Türkiye ile bu Kürt gruplar arasında silahlı çatışmanın riskinin hayli yüksek olduğunu göreceksinizdir.

Suriye rejimi, Ağustos 2016’da Fırat Kalkanı operasyonundan beri Türkiye’yi Birleşmiş Milletler nezdinde egemen bir ülkenin topraklarına saldırmakla suçlamakta ve kınamakta. Rejim hakkında her ne denirse densin, sınırdaş olunduğunda, böylesi durumların hassasiyeti farklıdır. Ve Atlıoğlu, Kürtlerin, Suriye rejimi ile bir süredir dirsek temasında olduğu; birlikte savaştıkları Arap aşiretlerin de Amerika’nın çekilmesi ardından çıkarlarını korumak amacı ile rejimle işbirliğine gitmeyi tercih edeceklerini söylüyor. Bu durumda da Türkiye’ye karşı bir güç oluştuğunu teslim etmek gerekiyor.

Erdoğan iktidarı, Suriye’nin geleceğinde etkin söz söyleme hakkını kendilerinde elbette görmek istiyorlar… Türkiye, Rusya, ve İran dışişleri bakanları iki gün önce Cenevre’de Suriye’nin yeni anayasasını yazacak komisyonun 2019’un ilk ayında toplanmasına karar verdiler mesela. Suriye Dış İşleri Bakanı Velid Muallim ise yeni bir anayasaya ihtiyaç duymadıklarını ama anayasada bir iki maddede değişiklik yapmayı kendilerinin de istediğini söyledi. Buradan ne kadar öteye gidilebilir tabii meçhul…

 İran İslam Cumhuriyet Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de bugün Erdoğan ile Ankara’da bir araya gelecek. Suriye trafiği hayli artmış durumda. Ankara’nın işi ise tabir yerindeyse kılı kırk yarmak. Eski Başbakanlardan Ahmet Davutoğlu ile ‘komşularla sıfır sorun’ diye başlayan dış politikadaki eksen değişiklikleri, Erdoğan’ın sözcüsü İbrahim Kalın’ın ‘değerli yalnızlık’ diye evirdiği dönemeçten sonra, şimdi de daha kritik bir sürece girmiş durumda. Ankara, Amerika ile ipleri şimdi atarsa… Bölgede kime güvensin? İran’la papaz olmak, hele de Irak ve Suriye sınır boylarınca bu kadar sorun yaşanırken, pek göze alınacak bir risk değil; bu kadar oyun kurucuyum diye diye ortaya atıldıktan sonra da tarafsızca kenarda beklemesi olası değil…

İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı’dan bu yana da Suudi Arabistan ile ilişkiler iyice gerilmiş durumda. Çıkış olarak ise Filistinli akademisyen ve gazeteci Huseyin İbiş‘in bir öngörüsü var. İbiş, özetle, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin kalkıştığı işlerin bölgede endişe kaynağı yarattığı; Oman’ın gelişmelerden kaygı duyduğunu, Türkiye’nin Kuveyt’le yeni bir askeri işbirliği anlaşması imzalayarak yakınlaştığını, ve Katar ile ilişkilerinin zaten giderek daha da derinleştiğini vurgulayarak… Bu dörtlünün, Müslüman Kardeşleri de aralarına alarak, bölgede yeni bir Sunni-blok oluşturarak rekabeti artırmayı deneyebileceğini söylüyor. Bu, çok olası gözükmese de her şey mümkün elbette. Amerika’nın, geri adım atıyormuş gibi gözükürken daha büyük bir hamleye hazırlık yapabilme olasılığı gibi… Neticede Trump Suriye’den çekilirken, İran’a karşı tutumundan çark etmiş değil.

Velhasıl bu manevraların ne anlama geldiğini bekleyip, göreceğiz.

 

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

2 Yorumlar

  1. Ahmet Çelik dedi ki:

    Tülin Hanım merhabalar. Adım Ahmet Çelik. Ortadoğu Gazetesi genel yayın koordinatörüyüm. Bu sabah her sabah yaptığım gibi gazeteye gelirken Zafer Arapgirli’nin programını dinlerken konuk olarak siz konuştunuz. Değerlendirmeleriniz çok iyiydi. Kim olduğunuzu internetten araştırdığımda karşıma harika bir site çıktı. ‘halimiz.com’ .

    Ben daha önce 23 yıldır HPosta Gazetesi’nin ekonomi müdürlüğü yaptım. Oradan emekli oldum ve Ortadoğu Gazetesi’ne başladım. Yaklaşık 4 ay önce. Gazeteyi hem çizgisel, hem içerik açısından ve hem de mizampaj olarak baştan sona yeniledik. İnceleme fırsatınız olursa çok memnun olurum.

    Ben sizden sitenizde yayınlanan yorumlarınızı kullanma izni rica ediyorum. Hatta sizin imzanız, resminiz ve sitenizin ismiyle kullanmak isterim. Bize özel yazabilir misiniz de diyeceğim ama…
    Saygılarımla.
    İyilikler.
    0532 402 97 97

    • halimizadmin dedi ki:

      Sevgili Ahmet bey. Halimiz adına bu güzel değerlendirmeniz için içten teşekkür ederim. Pazartesi telefonunuzu çaldırırım, konuşuruz. İyi bir hafta sonu dileklerimle…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!