AMERİKA-İRAN GERİLİMİ TIRMANIYOR - Halimiz
YILLAR ÖNCEYDİ…
31 Ocak 2019
YOGANIN EVRİMİ
31 Ocak 2019

Ayetullah Ruhullah Humeyni, sürgün hayatını sonlandırıp ülkesine geri döneli yarın tam 40 yıl olacak. Şah Rıza Pehlevi’nin, Batı ile yakın ilişkilerini sert şekilde eleştirerek ve İran’ın, İslami kurallara göre yönetilmesi gerektiğini savunarak taraftar toplayan Humeyni, belki de olabilecek en kansız bir devrimle İran İslam Cumhuriyeti’ne giden ilk adımı atmıştı bundan 40 yıl önce yarın Air France’in merdivenlerinde Fransız bir pilotun elini tutarak indiği Tahran havalimanında. O zamandan bu zamana tarihe çok not düşüldü ve Humeyni’nin İran’ı  deneyimlerinden palazlanarak orta yaşlı, olgun çağına geldi.

Amerika – İran ilişkileri ise bu geçen sürede yaralarını sar(a)madı. Devrimin ilk günlerinde işgal edilerek, diplomatları 444 gün boyunca rehin tutulan Amerika, bu defteri bir türlü kapatamadı ve bugün, İran İslam Cumhuriyeti’nin daha önce hiç olmadığı kadar zayıf ve çökmek üzere olduğu kanaatindeler. Amerikan Başkanı Donald Trump’ın da İran’a karşı sert yaklaşımı bu basit algıda saklı. Sanılıyor ki Humeyni’nin İran’ı artık miyadını doldurmak üzere ve rejim değişikliğinin eli kulağında…

Tek sorun, Amerikan istihbaratı, Başkan Trump ve ekibinin bu kanaatine katılmıyor. Bu hafta istihbarat örgütlerinin yayınladığı Dünya Genelinde Tehdit Değerlendirmesi raporunda, İran’ın, Amerika çekilmiş olsa bile, Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri ve Almanya ile birlikte 2013’te imzaladığı nükleer anlaşmanın gereklerine uymaya devam ettiğini belirtiyorlar. Daha da ilginci, İran genelinde farklı noktalarda baş gösteren protestoların, rejim değişikliğine yol açacak kadar güçlü bir birliktelik ve organizasyon içinde olmadığını vurguluyorlar.

Kendi istihbarat kurumlarının ortaya serdiği bu duruma kızan Amerikan Başkanı Trump ise her zaman olduğu gibi hırsını attığı tweet’ler ile çıkarmaya çalıştı.

“İstihbaratçılar, İran’dan gelebilecek tehditleri anlamakta çok pasif ve naif görünüyorlar. Yanlışlar! Ben başkan olduğumda, İran, Ortadoğu’da ve ötesinde sorun yaratıyordu. Berbat İran Nükleer Anlaşmasını sona erdirdiğimden bu yana ise DAHA farklılar ama…”

“… ama yine de potansiyel bir tehlike ve çatışma arz ediyorlar. Füze test ediyorlar (geçen hafta) ve daha başka şeyler, ve denemelerinde artık sona doğru yaklaşıyorlar. Ekonomileri şimdi çöküyor, onları geri tutan tek şey de bu. İran’a dikkat edin. Belki de istihbaratcılar tekrar okula gitmeli.”

İran’ın da sütten çıkmış ak kaşık olmadığını ön görürsek, ortaya çıkan bulmacanın giderek daha da tehlikeli bir sarmala dönüşme potansiyelini taşıdığını söyleyebiliriz. Ki Amerika, müttefikleri ile birlikte imzaladığı bir anlaşmadan tarihinde ilk kez tek taraflı çekilirken her ne kadar destek bulamadıysa da Tahran’a uyguladığı yaptırımlarda müttefikleri tarafından yalnız bırakılamadı. Hem bulmacanın farklı bileşenlerinin etkisinden hem de salt güç dengesinden ortaya çıkan duruma istinaden.

Ki İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de dün, devrimin yıldönümünü kutlama programı kapsamında Humeyni’nin mezarını ziyaret ettiğinde bu açmazı dile getirdi. “Devrimden sonraki en büyük ekonomik baskıyla karşı karşıyayız,” diyen Ruhani, devam etti: “Halkın gayret, fedakarlık ve direnişiyle ABD ekonomik savaşta da yenilecektir. ABD sadece İran’a karşı değil, Avrupa Birliği, Çin ve Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA) konusunda da ahdini bozdu. Bazıları yanlış yorumlamamalı,” diye konuştu.

Amerika ve İsrail dışındaki küresel güçlerin, İran ile bir savaşın kıvılcımını ateşleme riskini dahi almaya sıcak bakmadıkları gibi bir tablo ortada iken… 13 Şubat’ta Varşova’da, Amerika ve Polonya’nın öncülüğünü yaptığı Ortadoğu’da barış ve güvenlik konferansına, Amerikan Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun, bu sahada sanki tek istikrarsızlık unsuru İran gibi sarf ettiği sözlerine tepki olarak Rusya’nın ve AB’nin bu toplantıya katılmama kararı aldıklarını da hatırlatmak gerek. Trump yönetiminin, sert taktikleri, açıkca frenlenmeye çalışılıyor… Ama risk, günden güne daha da belirgin hale gelmeye başlıyor.

Bir bakmışsınız… Amerikan askerlerinin başkalarının çıkarları için ölmesine razı olmadığını ileri sürerek Suriye’den çekilme kararı veren Trump, İran’la sıcak ateşe girişmiş ve bölge, hepten, sonu belirsiz kanlı bir döngüye teslim oluvermiş.

 

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!