AMERİKA İLE İNATLAŞMAK - Halimiz
WITH FRIENDS LIKE THIS…
16 Ağustos 2018
DENİZKÖY’DE FELSEFE
16 Ağustos 2018

Salı günü Ankara’nın iki konuğu vardı: Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov ve Irak Başbakanı Haidar al-Abadi. Türkiye ile birinin doğrudan sınırı yok, diğeri ile var ve ikisi de komşu ülkeler. Biri Amerika ile yaşadığı Soğuk Savaş’tan mağlup çıkarken, diğeri de Amerikan işgaline uğradı. İkisi de içinde bulunduğumuz ekonomik krizde Türkiye’nin yanında olduklarını açıkladılar. İktidar da Amerika’nın, Türkiye’ye, ekonomik/ticari savaş açtığını ileri sürmekte. Dünya ekonomisinin yalnız %1’i kadar ağırlığımız var iken belli ki Amerika ile girişilen bu çekişmeden biz de komşular gibi zaferle çıkmayacağız gibi.

Peki Washington’la bu hale nasıl gelindi? Amerikan yönetimi, iktidarı desteklemiyor muydu?

Bu iktidarın ilk 12 yılını gazeteci olarak Amerikan başkentinde geçirdim. Dolayısı ile de ikili ilişkiler hakkında detaylı bir bilgi birikimim var. Bu süre zarfında 11 Eylül saldırıları oldu. Beyaz Saray önce Afganistan’a ve sonra da Irak’a askeri operasyon düzenledi. Her iki ülkeye de bu dönemlerde gittim. Irak halkı, Saddam sonrası ilk sandığa gittiği 30 Ocak 2005’te Bağdat’taydım… uzunca bir süre orada kaldım. Iraklı sıradan vatandaşların hallerine şahitlik yaptım, konuştuklarını dinledim. Amerika’ya veryansın ediyorlardı. Washington’un bu askeri kararı için dayanak gösterdiği Saddam’a karşı suçlamaların hepsinin fos çıkması ise işin sadece tuzu biberi oldu. Irak’la başlayacak demokratik dönüşüm tüm Ortadoğu’yu sarmalayacak derlerken, bu coğrafyada akan kan dur-durak bilmiyor.

Rusya, Soğuk Savaş sonrası uğradığı hezimetten de bu dönemde sıyrılmaya başladı. Bölge halkı Amerikan politikalarına karşı bilenirken, Moskova durumu kendi lehine fırsata çevirme peşine düştü. Suriye’de de tam istediği pozisyonu yakaladı. Başından beri bu sahadaki duruşunu/politikasını değiştirmeyen Putin, istikrar sağlayıcı olarak algılanmaya başladı. Eski Sovyet topraklarında ettiklerini ise Ortadoğulu cenah bir şekilde olması gereken diye algıladı. Amerika’ya karşı duran bir Moskova görmeye göz kırpmaya başladılar. Ve böylece belki real olarak olmasa da algıda, Moskova, bölgede kaybettiği nüfuzu büyük ölçüde yeniden toparladı gibi durmakta.

Şu var ki Amerika’nın yanlış politikalarını ne kadar çok dile getirirseniz getirin, Amerika’nın bu bölgedeki ağırlığının alternatifi yok. Bölge ülkeleri daha önce de Washington ve Moskova arasında kaldılar ve Rusya hiç bir zaman bir Amerika olamadı gözlerinde.

Irak’ın devrik devlet başkanı Saddam Hüseyin, bir ara kendini öyle bir egosuna kaptırdı, öyle bir hırslarına yenik düştü ki ülkesine hiç olmayacak dikkatleri çekti. Suudi Arabistan’a inat Kuveyt’i işgali ciddi bir hesap hatasıydı. Sonunda da bedelini hem kendi ödedi, hem de halkı hala en acımasız şekilde ödemeye devam ediyor.

Bugün Irak Başbakanı Haidar al-Abadi’nin Ankara’ya destek adına sarf ettiği sözler elbette kıymetlidir ama bu kelimelerin nezaketin ötesinde bir karşılığı yoktur. Zira Ankara’dan sonra Çarşamba günü Tahran’a da gitmesi öngörülen al-Abadi’ye İran haftasonu ‘gelme’ dedi çünkü Irak Başbakanı, Amerika’nın İran’a uygulayacağı yaptırımlara katılmadığını ama bunlara uyacağını açıkladı. Tahran da rest çekti. Saddam sonrası Irak’ta, İran daha önce hiç hayal dahi edemeyeceği kadar nüfuz sahibi oldu.

İran, Suriye’de de bu genişleyen etkisini sürdürdü; Suriye rejiminin bunca akan kana rağmen 7 yılı aşkın süredir pes etmemesinin en önemli etmenlerinden biridir. Diğeri de malum, Rusya. Ve bu sahadaki gelişmeleri belki de bölgede en yakından izleyen bir diğer ülke de İsrail. İran’ın burada kök salmasından; Hizbullah’ın bu sahada güçlenmesinden büyük rahatsızlık duyuyor. İsrail’in, aralıklarla, Suriye’de belli hedefleri vurduğuna dair haberler dikkat çekiyor. En dikkat çekmesi gerekeni ise Rusya’nın, İsrail’in bu saldırılarını görmezden geleceğini kamuoyuna duyurması.

Amerika ve İsrail, İran’ın bölgede artan nüfuzunu sınırlamak için odaklanmış durumdalar. Şu anda gözüken hedefleri rejim değişikliği ya da İran’a askeri bir operasyon gibi bir çılgınlık değil. Ama topun ağzında — mecazi anlamda — İran var. Ki nükleer programları dolayısı ile Tahran, bu büyük güçlerle zaten uzunca bir süredir bir müzakere içinde. Trump yönetimi, selefinin, Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi ve Almanya’nın da içinde bulunduğu bir koalisyon içinde İran’la yaptığı nükleer anlaşmayı tek taraflı fes etti. Yaptırımlara yeniden başlama kararı verdi. Ve İran rejimini zayıflatmak için elden geleni yapmaya kararlı duruyorlar. Rusya da Amerika ile değil ama İsrail ile burada belli bir ittifak içinde olduğunu yansıtıyor.

Velhasıl lafı daha fazla uzatmadan. Amerika ile ilişkilerde hassasiyetler bu kadar gün yüzüne çıktığına göre bir durup, gerçeklerle birebir örtüşen bir durum analizi yapmak; anda dikleşmek yerine, uzun solukta çıkarların adını doğru koymak gerekli. Bu ne günlük politikanın, ne de sokağı idare edişin dili gibi olacak bir iş değil. Zira Amerika, işinize geldiğinde kapısını çalıp yardım isteyeceğiniz… canınızın çektiği gibi şekillendireceğiniz, sözünüzden çıkmayacak bir güç değil. Bugün Washington’un Türkiye’nin iç siyasetine müdahalede bulunduğundan şikayet ediliyorsa, 2007’de Anayasa Mahkemesi’nde iktidar partisinin – mevcut yasalar çerçevesinde – kapatılması üzere dava açıldığında…Washington’a iktidar cenahından yapılan malum ziyaretlerin… nasıl sonuç verdiğini de unutmamak lazım! Ki bu listede malumunuz tek kalem yok…

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!