AĞAÇ - Halimiz
AĞAÇ 2
AMERİKALILAR YAPIYOR DA, BİZİM NEYİMİZ EKSİK
21 Kasım 2019
AĞAÇ 3
SİNEMA İLE TELEVİZYON EKRANININ EN CİDDİ SAVAŞI
28 Kasım 2019
AĞAÇ 4

İnsan ağaca benzer.
Kökleri ile bağlıdır dünyaya.
Bana bakınca beni görürsün,
Atalarım var toprağın altında.
Görünmez, bilinmez …
Ancak bilinmek ister.
Bende kendini tecelli eder.
Ne kadar derinse köküm bu yaşamda …
Ateşe yaklaşmıştır geçmişim aslında.
Atalarımın ateşe dayanıklılığı oranında.
Daha sağlamım bu hayatta.
Nice ateşten hayatlar yaşanmış,
Yanıp kül olunmamış.
Pişmiş ve nar gibi kızarmış,
Lezzetine doyulmamış.
Hiç kolay olmamış.
Gelecek nesillere en derin bilgiye ulaşacak,
Yetenekler miras bırakılmış.
Ne işe yarar bu bilgi?
Hani nerden bildiğini bilmezsin ya…
Doğal olarak yaparsın aslında.
Yeteneğim dersin.
Bu yeteneğin kaynağını bilmezsin.

Benzerim aslında atama…
Toprağın altında ne varsa,
Ayna gibi yansımış bu hayatıma.
Ağaç meyvesinden tanınırmış.
Toprağın altındaki kökler de ağaç gibi.
Ata ağacımın meyvesi bir tane.
Gösterir kendini bu yaşamdaki halimde.
Halim ise hem ağacımın şeklinde,
Hemde ağacımın kendi meyvelerinde.
Bak meyvelerime anla beni…
Bu yaşam ise geleceğime hediye.
Geçmişim ile birleşecek,
Özü, kök olarak geleceğime geçecek.

Ağaç, köklerinin gücü kadar hayatta sağlam durur.
Rüzgarda esnek olup,
Rüzgarla dans edebildiği oranında …
Bu dünyada sağlamlığını korur.
Yaz, kış, ilkbahar, sonbahar.
Değişkendir hayat.
Her an şartlar değişir.
Bize esnekliği öğretir.
Bazen yakar, bazen dondurur.
Bazen rüzgar ile yerden yere vurur.
Şartların zorluğuna dalıp,
Kendimizi unuttuğumuzda,
Çatırdar kökler,
İnsanın dünyaya bağı yavaş yavaş biter.
İnsan ölüme selam eder.

Ne yapacak ağaç?
Hayat hep mi onu zorlayacak?
Dondum, yandım…
Rüzgarda kırıldı dallarım.
Her yıl baharın güzelliğine kapıldım.
Ancak hep çabuk geçti bahar…
Güzel meyvelerle doldu hayat.
Ancak hiç birine tutunamadım.
Yaşanmışlıklar ile olgunlaştım.
Ancak onları da saklayamadım.
Yaprak döker gibi,
Zaman geçti,
Hepsini tek tek bıraktım.

Atalarım yaşam ağacımın varlığının temeli oldu…
Yanlızlığıma çare olamadı…
Gönül onları hissetti de…
Göz göremedi, bilinç bilemedi…
Kendini eksik ve yanlız hissetti.
Aradı durdu gözler,
Bu gönül kendinden olanları ister…

Bu dünyada tek ağaç olsa da yaşatacaksın.
Yalnızlığa dayanırsan,
Köklerini içinde bulacaksın.
En zor sınavı ancak böyle aşacaksın.

Ancak şartların güzelliğini paylaşmak,
Zorluğuna dayanmak için hayatın bir hediyesi var.
Yalnız değilsin.
Kendinden olan ağaçları bulacak,
Kendi ormanını kuracaksın.
Böyle rüzgara, yağmura, soğuğa, sıcağa daha kolay dayanacaksın.
Paylaşım ile güzellikler çoğalacak,
Zorluklar azalacak.
Hayatındaki dostlar,
Sana kolaylaştırıcı olacak.
Onlara bakınca daha önceden tanıyor gibi hissedersin…
Ancak nereden tanıdığını bilemezsin.
Sardığında içine almak istersin,
Görünen bir bağın yoktur da…
Hiç kopmayacak gibi hissedersin.
Seversin, ancak bu farklı bir sevgi…
Neden sevdiğini bilemezsin…
Böylece kopacak bir neden kalmaz…
Zaman ve mekan içinde sevgi birliği ile dans edersin.
KADİM DOST denir…
Ezelden ebede senin kabilendir.
Dostluğun sadece bu hayata ait değil…
Toprağın altındaki köklerinden gelir.
Bu dünyaya ait bir bağın yoksa da,
Görünmeyen köklerimiz birdir.

Açıl gözüm…
Gör kendini…
Sende görünmeyeni…
Hatırla bilmediklerini.
Köklerinden geleni.
Hatırla kendini…
Bul kendi kabileni…
Nefesin genişlesin,
Hayat rahatlasın.
Yalnız değilsin…
Kabilen, kabiliyetin olur.
Hayat kolaylaşır,
NEŞEsini bulur.

Nasıl bulacağım diye sorma…
Birini hak edersin,
Gerisini o getirir.

Kendi köklerini fark etmiş,
Kendini hatırlamış,
Kendi ormanını kurmuş,
Kabilesine kavuşmuş herkese selam olsun…
Benim daha bulamadıklarım,
Kolaylıkla beni bulsun.
Herkese nasip olsun…

Sevgiyle 💖
Saygıyla 🙏🏻
Dostlukla 🤗
Neşeyle 💓💞🎉🎊💃🏻

mm

Funda Bekişoğlu

Brüksel doğumlu... 'Ne olacaksın?' diye sorulduğunda, 'Doktor olmayacağım' deyip ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümünü okudu... Daha mezun olmadan yolu çizildi ve 4. sınıf bitmeden gelen teklif ile mezun olunca Koç Holding'de çalışmaya başladı... Mühendis idi. Sonunda yolu proje yöneticiliğine kaydı. Evlendi... Daha çok çalışmaya başladı... Yıllar geçti, daha da çok çalışmaya başladı... Hep severek çalıştı... Ve sonsuza kadar çalışacak zannederken, yolu değişti, olmayacak denilen ikiz çocukları dünyaya geldi... İş hayatını bırakıp ev hayatına geçiş yaptı... O kadar benimsedi ki, 'Hep mi anne doğdum' diye düşünmeye başlamışken, yolu değişti ve aile işletmesi, mermer fabrikalarında çalışmaya başladı... Mühendisim derken, bilmeden yönetici oluverdi... Üstüne bir de işletme okudu... 15 yıldır aile şirketinin yönetim kurulu başkan yardımcılığını yapıyor... İşini bilerek yapmak istiyor... Hayatı hep çaba ile geçti... Çocukluğundan beri farkettiği ancak anlamlandıramadığı, dile getirip anlatamadıklarını, bilerek yazamayacağını anladığında, çabasızca, BİLMEDİKLERİNİ yazmaya başladı... Bilincinden değil, düşünerek değil, nerden geldiğini bilmeden yazıyor... Belki de sadece kendine yazıyor...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!