YAŞA FENERBAHÇE - Halimiz
YALNIZLIK, DEĞİŞİM VE YÜZÜNCÜ MAYMUN ÜZERİNE BİR DENEME
7 Haziran 2018
ÖLÜMÜN ELİ SAMİ GÖZDE’YE DOKUNDU…
14 Haziran 2018

Kalpleri Fetheden Renkler,
Yaşa Fenerbahçe,
Türkün Kalbi Senle Atar
Yaşa Fenerbahçe.

Mazinde Bir Tarih Yatar,
Yaşa Fenerbahçe,
Ne Mutlu Seni Sevene,
Yaşa Fenerbahçe.

Sizi bilmem; kendi adıma, memlekette geri dönüşü olmayacak bir değişim rüzgarının başladığına öylesine kaptırdım ki kendimi 24 Haziran seçim sonuçları neredeyse umurum değil.

Evet, Ali Koç’un, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı olarak seçilmesini bu kadar önemsiyorum.

Futbol taraftarlarının, siyasi iklimin tüm olumsuzluklarını sünger gibi çekip birer ateş topu gibi yıllardır tırmanarak agresifleşen hallerinin değişmesi artık kaçınılmaz.

Ali Koç öyle bir hak ederek seçildi ki, diğer futbol kulüplerinin taraftarları ve hatta futbolla hiç alakası olmayanlar dahi sevindi.

21inci yüzyıl demokrasilerini populizm sallarken, Fenerbahçe’nin yeni başkanı hiç populist olmadı.

Çocukluk yaşlarından itibaren gönül verdiği Fenerbahçe’ye, yetişkin olarak dört elle sarıldı. Önce tutkulu bir taraftar ve centilmen bir sporcu yüreği ile yıllardır ilmek ilmek ördü camiadaki yerini.

Taraftar, Ali Koç’u gördü, tanıdı, bildi ve sevdi. Kalbini açtı, baş tacı etti… Bu gönül bağı, ayakları yere sağlam basan karşılıklı bir aşkla örüldü.

Genel Kurul’da seçime gelindiğinde, delegelerin dörtte üçünden de fazlasının oyu ile seçildi. Ve kimse bu ezici zaferin arkasında bir Bizans entrikası sorgulamadı. Kulübün yeni başkanı da taraftarı da hak etti, helal etti.

“Size şampiyonluk sözü veremem ama,” dedi Ali Koç, size, Fenerbahçeli olarak sokakta övünçle, gururla gezineceğiniz bir kulübün sözünü veririm…

Sahalara, felsefe değişikliği geldi artık…

Yeni başkan öyle itinayla seçerek kelimelerini kullandı ki zafer konuşmasında, toptan da öteye iyi insan olmanın ilkelerini ve değerlerini yerleştirdi yeni sayfaya…

Kavgacı, küfürbaz, ötekileştirici profil OUT; centilmen, medeni, saygılı, ölçülü profil IN…

Yalan OUT; dürüstlük IN…

Oyunbazlık OUT; samimiyet IN…

Elbette, zaman, bu beklentinin en isabetli doğrulamasını yapacaktır.

Ama ya tutarsa!…

Ergenekon davalarından, Gezi’den bu yana toplumun arasına hepten nifak sokan bu iklim, futbol sahalarında yeniden güzel insani yüzümüzü öne çıkarmaya doğru yol alır ki…

Bugünün koşullarında bu, bir devrimin kocaman gelen ayak sesidir!

Siyaset ötesidir, doğrudan toplumun atar damarına gider…

Çünkü bizde futbol, basit iş değildir…

Ve insanlık tarihinde her karanlık evre, insanın kendi içindeki iyiliğine yeniden dokunma ihtiyacını hissettiğinde ve bu yönde adım atmaya başladığında son bulmuştur.

Toplumdur aslen, seçtiği herkesin rengine karar veren!

Ali Koç’un bundan sonraki sorumluluğu hiç kolay değil…

En başta profesyonelce doğru bir idarecilik formatını kulübe oturtması beklentisi var.

Kulübün, takımlarını başarıya taşıyacak kadroları oluşturması bir yana; kendi gençlerimiz arasında yetenek avcılığına çıkması, onları yetiştirmesi, yıldızlar yaratması yeni ufuklar açacaktır…

“Sporcu fabrikası olmamız gerekiyor” diyen Ali Koç’un atacağı adımları şimdiden iyi hesapladığına ve hazırlandığına dair de sağlam bir inanç var.

Ama şu felsefe değişikliği yok mu…

Mesleğe ilk başladığımda masamı paylaştığım canım arkadaşım Orkun Yazgan, aynı zamanda Fenerbahçe kulübünün eski iletişim direktörü. Tebrik için aradığımda harika bir hikaye anlattı.

2014 yılında Fenerbahçe, Süper Ligi şampiyon kapatınca kutlamayı Reina’da yapmış. Takım, yöneticiler, ve davetliler için bir bölüm ayrılmış olsa da Fenerbahçe marşları ortalığı inletmiş haliyle. Ve Ali Koç, mikrofonu eline alıp… Reina’nın diğer müşterilerine doğrudan hitap etmiş; diğer kulüplerin taraftarlarının bu durumdan belki de rahatsızlık duyabileceğini ama bu gece için kendilerine anlayışla yaklaşmalarını; onların zafer gününde de kendilerinin aynı anlayışı sergileyeceğini belirtmiş ve koca bir alkış kopmuş.

İnsan, insana, insan gibi davranır… Empati yapar!

Bugün için memlekete unutturulmuş ve umursamaz olduğumuz bir insanlık hali…

Ali Koç’un zaferinin böylesi büyük bir sevgiyle kutlanmasının arkasında da işte yıllara böylesine yayılmış bir adanmışlık, hakikat, emek, samimiyet ve centilmenliğe şahitlikler var. Bir değil, iki değil, üç değil…

Halkımız, gelir düzeyi kendinden çok yukarıda olanı da demek ki kendinden görüp, baş tacı edebiliyormuş…

Devletin malını yemeyen … diyerek farklı bir kültürün simsarı olanlara karşın; kulübün borçlarını kendi cebinden karşılayacak kadar zengin bir başkanı da kendine layık görmüş halkımız…

O yüzden, Fenerbahçe’nin öncülük ettiği bu değişim hepimize güzellikler getirsin…

Konu, futbol gibi dursa da… Gerçek, topun çok ötesine geçti bile!

Koç ailesine, gönül dolusu teşekkürler…

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

2 Yorumlar

  1. Leylan Yener dedi ki:

    Çok güzel bir yazı olmuş sevgili Tülin. Pazar gününden beri konuşup düşündüklerimizi, değişimin olabileceğine dair umudumuzu ve unuttuğumuz ama bu seçimle kıpırdanmaya başlayan içimizdeki iyi duygularımızı çok güzel ifade etmişsin. Kalemine sağlık.

  2. Zeliha Doğan Yeşil dedi ki:

    Ben de “değişim rüzgarı”na yürekten inanmaya başladım. Ali Koç harika bir canlılık ve umut oldu. “Yine bir mavi gözlü” değişimi başlattı. Bundan sonrası da rast gele, güzel ola. Kalemine sağlık can dost…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!