Turizm Bitiyor Mu?

Bunu bu işin okulunu okumuş biri olarak değil, tamamen bir turist olarak tespitlerimden yola çıkarak kaleme aldığımı hemen belirteyim.

Turizm çok kırılgan bir sektör, ekonomi, iç politika, dış politika, hava durumu… bunların hepsinden çok etkileniyor. Bu önkabülle biraz çuvaldızı kendimize batırmamız gerektiğini düşünüyorum.

Turizmci dediğimizde hep gezmeyi tozmayı seven, biraz da lay-lom bir meslek geliyor akla. Oysa algıyla gerçek çok farklı.

Öncelikle aralarında rehberler, otelciler, tur operatörleri, restoran ve kafeler ile organizatörlerin de olduğu tüm sektör çalışanları çoğunlukla upuzun saatler çalışıyor ve bunun karşılığında fazla mesai filan almıyor.

Benim anlatacağım farklı.

Bir sahil kasabasına gidiyorsunuz. Sessiz sakin ve gece hayatı nispeten kısıtlı bir kasaba burası. Gece 02:00den sonra açık yer bulamazsınız örneğin. Sit alanı bir nevi. Bozulmasına izin vermiyor belediye.

Buraya kadar süper.

Sonra o sahil kasabasına ulaşmak için uçaktan inip shuttle servisi ile beldeye ulaştığın andan itibaren o tanıdık tatil rutini başlıyor. Öncelikle bu otantik beldenin en otantik otellerinden birine gidiyorsun.

Bu beldede hizmet sektörü şöyle gelişmiş. Başka mesleklerden insanlar hep emeklilik hayali olarak butik otel işletmek istemiş veya sahil kasabasında yerleşip kendi işini kurmak istemiş. Yani hepsi hizmet sektörüne sonradan bulaşmış. Resim gözünüzde canlandıysa devam ediyorum.

Otelin sahibi otelciliği bilmediği için profesyonel (burada profesyoneli para karşılığında iş yapan kişi anlamında kullanıyorum) bir işletmeciyi maaşlı çalıştırıyor. Ehli keyif işletmeci ise sabah 08.00de gelen misafiri karşılamak için kendi otelde olmadığı gibi otelde çalışan diğer kişilere de check in saatini söylememiş. Neyse efendim, bir çalışan bulunuyor, ardından işletmeci bin bir özür dileyerek geliyor, bizi bu kadar erken beklemediklerini söylüyor. 8’de geleceğiz demiştim diyorum. O da “evet öyle dediniz ama hep rötarlı geliyor uçaklar o yüzden ben de gecikirsiniz diye düşündüm.” Yani vaktinde gelirler diye düşünmediniz öyle mi? diyorum.

Servis sektörünün hatta tüm sektörlerin bir numaralı iş kuralı: varsaymayacaksın…

 Neyse odamız temiz, manzaralı, geniş teraslı. Tesis güzel, konforlu. Açız, hemen aşağı iniyoruz. Saat 09.00 filan. Bir iniyoruz ki aşağıya kahvaltı salonu bomboş. Aaa, bitti mi diyoruz. Yok daha başlamadı diyor. Ne zaman başlıyor diyorum. 10.00’da diyor. 10.00’a kadar bir şeyler yiyemez miyiz? Yok efendim, hazır olmuyor maalesef. Kahvaltı hazırlamak ne kadar uzun sürebilir ki??

 Çay demlenmiş ama, çay içiyoruz ve kahvaltıyı bekliyoruz. Sonraki günler eğer istersek erken saatte kahvaltı çıkartabileceklerini söylüyorlar. Tamam diyoruz.

Sonra niye 10.00’dan önce kahvaltı başlamıyor ortaya çıkıyor. Çünkü fırın o saatlerde açılıyor. Kahvaltılıklar hazır da olsa, ekmek çıkmıyor. Kızarmış ekmek verebilirsiniz belki diyorum. Sessizlik.

Neyse sinirlerime hakimim, bu tatil güzel geçecek. Aşağıya sahile iniyoruz. Sahildeki otelde kalan arkadaşlarla buluşuyoruz. Onlarda ayrı bir sorun çifte rezervasyon yüzünden arkada personel yatakhanesinin yanındaki odaya almışlar. İkisinin de yüzü düşmüş.

Denize gidiyoruz, sorun yok. Tatilde olur böyle aksaklıklar. Şezlonglar için hemen para istemeye geliyor görevli. Biz de hesap açın isterseniz tüm gün buradayız deyince yok bunu peşin alıyoruz. Kafe hesabı farklı diyorlar. Tamam diyoruz. Şezlong kiralamada gösterdikleri hızı, içecek servisinde göremiyoruz. Servis çok yavaş. Günün sonunda bir hesap geliyor. Sadece içeceğe gelen hesap mükellef bir öğlen yemeği hesabı gibi. Ne hoş.

Akşam için bir balıkçı tavsiye ediyorlar. Gidiyoruz. En büyük balığı satmaya çalışan garson bu balığa razı olan bizim etrafımızda pervane oluyor. Servis yapan arkadaşın hevesinden gecenin sonunda bize gelecek hesabı tahmin ediyoruz ama olsun diyoruz, en fazla ne kadar olabilir ki? Herhalde İstanbul fiyatı çekecek halleri yok! Erken konuşmuşuz. Bu hikaye 10 sene öncesinin hikayesi ve hesabı hala hatırlıyorum. Öyle düşünün.

Ertesi gün, İstanbul’dan kaçıp bu beldeye yerleşen arkadaşların açtığı şirin restorana gidiyoruz. Menüde fiyat yok. Basit şeyler yiyoruz, ızgara köfte, ızgara et salata filan. Hesap geliyor. Aşağıdaki bir gece önce kazıklandığımız restoranla kıyaslanmasa da oldukça yüksek bir meblağ. Tamam diyorum, anlaşıldı. Bu beldenin olayı bu; 10 aylık masrafı 2 ayda çıkarmak.

Bu senaryo tanıdık geldiyse nereden bahsettiğimi de biliyorsunuzdur, tüm turizm camiasına hakim olan kısa vadeli düşünme biçimini de.

Kötü hizmet + vasat yemek + güzel ambians = fahiş fiyat denkleminin sol tarafındaki kötü ve vasatlar iyi ve çok iyi, sağ taraf ise makul seviyeye çekilmedikçe Turizmci kardeşlerim daha çok ağlar.

Geçen sene booking.com’dan bir butik otelden yer ayırttım. Küçük çocukla gittiğim için “çocuk dostu” oteller kategorisinden bulmuştum oteli. Ne yazık ki alt katında sabah 04.00’e kadar açık, bangır bangır müzik çalan bir bar bulunan bu otelin ne odaları, ne yemeği, ne de ambiyansı çocuklara uygun değildi.

Ertesi sabah şikayet ettiğim resepsiyonist satın alma booking com’dan olduğu için ne indirim yapabileceğini ne de paramızı iade edebileceğini bildirdi.

Booking.com’la yazışmalarımdan da sonuç alamadım.

Özetle, hizmet sektörünün olmazsa olmazı, iyi hizmeti bulmak için çok para ödemek gerekiyor artık.

Bu sektör sadece rezervasyon iptallerinden değil, kısa vadeli düşünen kurnaz yatırımcılar ve iş bilmez çalışanlar yüzünden bitiyor.

Geçen hafta içi Ayvalık’taydım. İki yerde hizmet odaklı anlayışa denk geldim. Biri bir oyuncakçı, diğeri ise bir drama atölyesi.

Sonra sabah bir haber okudum. Bu sene Yunanistan’a giden turist sayısı rekor seviyedeymiş.

Niye acaba?

 

 

 

 

About the Author

mm
Ayse Musal Çıpa
Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. Şehir ve mesleği aynı anda değiştirmek benim için köklü bir değişimdi. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011 senesinde yine bir radikal değişiklik yapıp işten ayrıldım, bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri STK’larda çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği Temsilciler Meclisindeyim. Yenidenbiz’i destekliyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only one team ile bir kolektif kitap yazıp, bir installation sergisi açtık, Online radyo kurduk ve online şiir gecesi yaptık. Farkındalık, reiki, meditasyon, şiddetsiz iletişim, yoga vb . eğitimlere katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Yazıyorum, konuşuyorum.

Be the first to comment on "Turizm Bitiyor Mu?"

Leave a comment

Your email address will not be published.


*


error: Web sayfasında yazılan yazıların telif hakkı web sayfasına aittir. Web sayfasında yazılan, yazıları kaynak göstermeden paylaşanlar ve kullananlar hakkında web sayfası tarafından gerek Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gerekse Basın Kanunu kapsamında tüm yasal haklarımız kullanılacaktır.