TRUMP VE İRAN - Halimiz
TRUMP’IN İRAN’A CEZASI MI, HEDİYESİ Mİ?
10 Mayıs 2018
DEĞİŞİM İSTİYORUZ, T A M A M MI?
10 Mayıs 2018

Donald Trump’ın başkanlık döneminin belki de en kaçınılmaz açıklaması idi… ve elbette bu kararıyla birlikte uluslararası bir kargaşa ortaya çıktı.

İşleri karman çorman yapmasını seven bir başkan için, İran’la olan 2015 nükleer anlaşmadan çekilmek – Amerikalıların dediği gibi – “zekâ gerektirmeyen” bir adım idi.

Kimileri de onu çekildiği takdirde doğurabileceği sonuçları düşünmesini isteyerek bu anlaşmaya sadık kalması için iknaya çalıştılar. Son dakikaya kadar da bu çabalarını sürdüler ama kaybettiler. Trump’ın bu kararı vermesi için son gün 12 Mayıs idi. Ve bu gibi durumlarda her ne kadar son dakikaya kadar beklemeyi tercih eden bir yapısı olsa da, 8 Mayıs’da kameraların karşısına geçti ve dikkatle hazırlanmış yazılı metni teleprompterdan okurken de hayli rahatsız gözüküyordu.

“Bu tek-taraflı kötü anlaşma asla, hiç bir zaman yapılmamalıydı. Sorunları çözmedi, barış getirmedi ve hiç bir zaman da getirmeyecek,” diye vurguladı.

Başkan, Amerika’nın müttefikleri ile İran’ın nükleer silah elde etme hırslarını yaptırımlardan kurtulmak için vazgeçtiğini ileri süren bu anlaşmayı düzeltmek için istişarelerde bulunduğunu söyledi. Amerikan halkına “bu istişareler sonrası, bu anlaşmanın kötüleşen ve çarpık yapısı içinde İran’ın nükleer silah üretmesini engelleyemeyiz.” dedi.

Bu arada, Amerika’nın, 2015’de İran anlaşması ile kaldırılan yaptırımları aynen geri geliyor. Ve muhtemelen ikinci bir etap yaptırım paketi de eklenecek mevcut duruma ve İran’la iş yapan diğer ülkelerin ki bu anlaşmaya imzası olan ülkelerdeki büyük firmalar da buna dahil olacak, yaptırıma maruz kalabilecekler.

Fransa, İngiltere, Almanya, Rusya ve Çin bu anlaşmanın doğrudan tarafı ve İran’la bu anlaşmanın sağlanabilmesi için yıllarca çalıştılar.

Amerika’nın açıklamasına cevaben hazırladıkları ortak bildiride, Fransa Başkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Theresa May ve Alman Şansölyesi Angela Merkel, Trump’ın açıklamasını “üzüntü ve kaygı” ile karşıladıklarını söylediler.

İttifakın karşı karşıya olduğu potansiyel sorunlar karşısında da “hükümetlerimiz, anlaşmanın sürdürülebilirliğini sağlamak için verdikleri taahütlere sadık kalacaklardır,” dediler.

İran’ı da “anlaşmayı onore etmeyi sürdürmesi” için uyardılar ve sinirle bir tepki vermemesi için telkinde bulundular.

Bir diğer deyişle, aynı Paris iklim anlaşması gibi Donald Trump’ın İran’la imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı’ndan da çekilmesi ile geriye kalan altı taraf üye ülke ile bu anlaşmanın süreceğini ummaktalar.

Ama bu Paris anlaşması gibi yüz ülkenin gönüllü olarak imzaladığı bir mutabakat değil. Bu, dünyaya yön veren altı gücün, ekonomik anlamda zorluk içinde olan ve dünyanın en riskli bölgesinde kendi çıkarlarını ilerletmeye çalışan bir ülke ile yapılan bir anlaşma.

Trump, daha iyi bir anlaşmanın mümkün olduğunu; İran’ın, bölgeyi istikrarsızlaştıran politikalarının oluşturduğu tehdidin bertaraf edilmesinin olası olduğunu savunuyor. Ve eğer diğerleri, onun gibi bu oyunu oynamak istemiyorlarsa, sonuçlarına da kendi başlarına katlanacaklarını açık ediyor.

Yeni Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun, bütün bu olanları hal yoluna koyacağına inanıyor. Yazılı bir açıklamada Pompeo, “İran anlaşmasından çekilirken, İran’ın oluşturduğu tehdite karşı müttefiklerimizle gerçek, kapsamlı ve sürdürülebilir bir anlaşma sağlamak için çalışmaya devam edeceğiz,” dedi. Bunun nasıl sağlanacağına dair somut bir öneride bulunmadı.

Bu arada, yaptırımlar, hızla tesis edilmeye başlandı. Boeing firmasına, İran havayollarına satmak için yaptığı multi-milyar-dolar anlaşmayı fes etmesi söylendi. Ve Avrupalı şirketlere, üç veya altı aylık bir takvim içinde İran’la olan işlerini sonlandırmaları; yoksa Amerikan bankacılık sistemi içinde problem yaşayacakları bildirildi.

Oh, ve bir de İran’ın ihraç ettiği petrol meselesi var ki hiç de hafife alınacak bir konu değil. Petrol. Nakit paradan yoksun bu ülkenin can damarı.

Bazı dış politika uzmanları, İran ekonomisine indirilecek yeni bir darbenin bu ülkedeki radikal siyasetçileri güçlendireceğini ve ılımlı Devlet Başkanı Hasan Ruhani’yi zayıflatacağını savunuyorlar. Diğerleri, Amerika’nın, İran anlaşmasından çekilmesinin Kuzey Kore’nin olası bir anlaşma için masaya oturduğunda nükleer hırslarını sonlandırmadan önce iki kere düşünmesine neden olacağını düşünüyorlar.

Yani, bütün bu temkinli olunması gereken husustan sonra — Rusya ve Çin’in, İran üzerinde daha fazla nüfuz elde etmesine değinmiyorum bile daha – şunu sorabilirsiniz, Trump bunu niye yapıyor… ve neden ŞİMDİ bu adımı atıyor?

Seçmen tabanını memnun etmek için değil. Kamuoyu araştırmaları, seçmenleri için bu konunun hiç bir zaman büyük bir mesele olmadığını ve olmayacağını gösteriyor.

Belki bu daha şahsi bir mesele olabilir. Belki bütün bu kararlar, kimin dost kimin düşman diye algılandığı ile ilgilidir.

Bölgede dostları kim? Suudi Arabistanlılar ve İsrailliler. Her ikisi de İran tehdidine karşı hayli yüksek tondan konuşuyorlar.

Peki, neden bugün? Başkan, İran’a yaptırımları devreye sokmak için göreve geldiğinden bu yana bir dizi fırsat yakalamıştı. Biliyorsunuz, İran anlaşmasının her bir kaç ayda bir tekrar imzalanması gerekiyor. Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı H.R. McMaster iken başkanı bu anlaşmayı imzalaması için ikna edebildiler. Ama onların yerine Trump’ın çizgisine daha yakın Pompeo ve John Bolton’un gelmesi ile önünde engel kalmadı. Kısaca, başkanı frenleyebilecek kimse kalmadı.

Ama belki en büyük faktör, Donald Trump’ın, Barack Obama dönemine ait her başarıyı al aşağı etme takıntısı ve İran anlaşması, Obama’nın en büyük dış politika başarısı idi. Eğer bunu Obama yapmış ise, Trump’a göre, bu mutlaka yanlış olmalı — ve konu İran ise de yapılabilecek “en kötü anlaşma” olması gerektiği.

Barack Obama, Donald Trump, gerçekleştirdiği sağlık reformunu kırpmaya başlayınca, çevre duyarlılığını arttıran regülasyonlarını kaldırdıkça, veya ticaret anlaşmalarını fes etmeyi düşündükçe,  kamuoyuna bir şey demedi — veya centilmence diplomatik bir çıkışta da bulunmadı. Zira her hangi bir yerde yazılı olmasa da geçmiş Amerikan başkanları, idareyi elinde bulunduran başkanı açıktan eleştirmezler. Ama Obama, Trump’ın, İran anlaşmasından çekilmesinin çok ileri gittiğine inanmış olmalı.

Nadir açıklamalarından birinde, Amerika Birleşik Devletleri’nin 44üncü başkanı, 45inci başkanına ateş püskürdü. Eğer satır aralarını okursanız,“dramalardan hoşlanmamakla bilinen” Obama’nın, Trump’a ne kadar kızgın olduğunu açıkça göreceksiniz.

Trump’ın kararının “ciddi bir hata” olduğunu söyleyen Obama, bu kararla dünyanın daha tehlikeli bir yer haline geldiğini yazdı.

“Kapsamlı Ortak Eylem Planı’ndan çekilerek Amerika’nın en yakın müttefiklerine sırtımızı dönüyoruz ve bu ülkenin en iyi diplomatlarının, bilim adamlarının ve istihbarat profesyonellerinin müzakere ettiği bir anlaşmayı boşa çıkarıyoruz,” diye yazan Obama şöyle devam etti: “Demokrasilerde, bir hükümet ile diğeri arasında mutlaka ve her zaman farklı siyasi duruşlar olur. Ama yürürlüğe konmuş anlaşmaların fes edilmesi ülkemizin kredibilitesini zarara uğrattığı gibi bizi dünyanın diğer büyük güçleri karşısında da zora sokar.”

Ama bana göre, 8 Mayıs’da gerçekleşen açıklamaya en güzel ve en basit cevap eski Dışişleri Bakanı John Kerry’den geldi. Kerry, bu anlaşmayı gerçekleştirebilmek için bütün siyasi kapitalini masaya yatırmıştı.

Trump, “ortada kriz yokken, kriz yarattı,” dedi.

Peki başkan bu krizi çözümlemek için ne yapacak?

İşin en korkunç tarafı kimsenin bu soruya bir cevabının olmaması.

Donald Trump dahil.

mm

Paula Wolfson

Paula Wolfson is a veteran Washington correspondent who has covered three presidents and six presidential campaigns. She was the White House bureau chief for the Voice of America before switching to commercial radio, where she reported on science and health care policy, Recently she returned to her first love and is writing once again on American politics and foreign policy for halimiz.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!