TRUMP GOLÜ YEDİ - Halimiz
2+2=?
12 Nisan 2018
BOYA KALEMLERİ
12 Nisan 2018

Amerikan başkenti bu haftaya Pazartesi gününün ilk saatlerinde New York şehrinden gelen alışılmadık bir gelişme ile başladı. Tüm haber merkezleri Başkan Trump’ın “kişisel avukatı” olarak bilinen Michael Cohen’in iş yerinin, evinin ve evi restore ederken kaldığı otel odasının, eş zamanlı olarak FBI ajanları tarafından mahkeme kararı ile arandığını bildiriyordu. FBI, tüm bilgisayar, dosya ve diğer kayıtlara el koyup teslim almıştı.

Olay alışılmadık, zira avukatların evraklarına mahkeme kararı ile el konulması Adalet Bakanlığı’nın en yetkili kişilerinin imzası ve mahkeme onayı ile gerekliliği ispatlandıktan sonra onaylanıyor. Yani eş zamanlı baskın olmasa evraklar yok edilecekti kısmının ispatlanması demek istiyorum.

Bu, tabiri caizse FBI’ın Rusya soruşturmasında ceza sahası içinde olduğu ve bir ters hareketle atılacak penaltı vuruşuna ramak kaldığı anlamına geliyor. Peki, penaltı vuruşunu kim yapacak? FBI mı, yoksa Trump mı? Bakalım, hep beraber göreceğiz…

Trump, bugüne dek hep kişisel mali hesaplarının kırmızı çizgi olduğunu söyleyip Rusya soruşturmasında kendisi için “hayati tehlike” bölgesini isteyerek ya da istemeyerek ilan etti. Cohen, her ne kadar Trump’ın “kişisel avukatı” olarak anılsa da, aslında Trump’ın “iş bitiricisi” ya da “rüşvet dağıtıcısı” olarak tanınıyor. Bir nevi mafya avukatı anlayacağınız; işleri kılıfına uyduran zat-ı muhterem yani…

Şimdi mafya avukatları nelere şahit olmuştur; neler biliyordur derseniz… Trump’ın neden kişisel mali hesapları konusunu kırmızı çizgisi olarak tanımladığını anlamak daha kolay olacaktır.

Tıpkı bu baskını tetikleyen, porno film yıldızının “sus parası” iddialarını araştırırken FBI ağına takılan olası seçim kanunu ihlalleri gibi, daha kötüsü olan banka yolsuzluğu iddialarını Trump’ın başı derde girmeden yıllar boyunca kim halletti dersiniz?

Ya da Trump gazinolarını batırıp banka kredileri olarak “çaldığı” paraları kişisel hesabına indirirken gerekli hukuki “ayarlamaları” kim yaptı sizce?

En ilginci ve bence en büyüğü, Rus oligarşistlerinin ve Putin yandaşlarının Rus halkından çaldıkları paraları aklamalarına, vergi cennetlerinden Trump apartmanlarına aktarmalarına yardımcı olan kimdi peki?

Uzatmayalım, Cohen tabiri caizse cesetlerin nerede gömülü olduğunu biliyor. Bundan daha önemli olarak da muhtemelen “cinayetleri” kanıtlayan belgelerin tümüne de sahip. Şimdi bu belgeler FBI’ın elinde…

İşte bu yüzden, penaltı noktasına geri dönersek:

Trump özel savcı Robert Mueller’ı işten atsa da, soruşturmayı kapatamıyor. Zira Pazartesi günü itibarı ile New York eyaleti sınırlarına taşan Rusya soruşturması federal yetkililerden bağımsız eyalet yetkililerinin yetkisinde. Trump, tüm New York savcılarını görevden atmak istese bile buna yetkisi yok. Evvelki yazılarımda bu hususu detaylı olarak ele almıştım hatırlarsanız.

Trump’ın ya da avukatı Bay Cohen’in “müşteri-avukat gizliliği koruması” talep etme hakkı ancak sadece ikisinin bildiği ve doğrudan kanuni stratejiyi ilgilendiren hususlar için geçerli. Yani Trump, Cohen’e, “filanca porno yıldızı ile yatıp kalktım ama kimsenin bilmesini istemiyorum. Git sus parası ver ve hallet” dediyse, bunun için gizlilik koruması talep hakları yok. Ya da Trump, Cohen’e, “Putin’in filanca yandaşı Man Adası’ndan ya da İsviçre’den 20 milyon dolar getirip piyasa fiyatı 2 milyon dolar olan daire alacak. Gerekli düzenlemeleri yap” dediyse, müşteri-avukat gizliliği koruması talep etme hakları yine yok. Zira Cohen, kara para aklamak amacı ile “suça yardım” vaziyetinde…

Anlayacağınız, Trump aşağı tükürse sakal yukarı tükürse bıyık… En mantıklı olan bekleyip, soruşturmanın nereye ilerleyeceğini görmek. Ama Trump mantıklı seçimleri ile bilinen biri değil…

İşte bu yüzden – bence – FBI penaltı vuruşunu Pazartesi baskını ile yaptı. Şu an top havada kavis yapmak üzere. Kaleye hangi açı ile gireceğini ve ağları yırtıp yırtmayacağını önümüzdeki haftalarda öğreneceğiz…

Haftaya görüşmek üzere, sevgiyle kalın…

mm

Dr. Rengin Morro

Dr. Rengin Morro, terörizm ve çatışma çözümü çalışmaları alanında, kolay anlaşılabilir ve tatbiki çözüm önerileri ile tanınan uluslararası ilişkiler ve siyasi-ekonomik risk analizi uzmanıdır. Türk özel sektöründe başladığı iş hayatını, üniversite ve düşünce kuruluşları bünyesinde akademik çalışlamaları ile bütünleyerek sürdürmüştür. Lisans derecesini Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden alan Dr. Morro, “Avrupa Birliği (AB) İçinde AB’nin Siyasi ve Ekonomik Entegrasyonuna Karşı Görüşler” tezi ile yüksek lisans derecesini tamamladıktan sonra “Çatışma ve Çatışma Çözümü Temelinde Türk-İran İlişkileri” tezi ile de doktora derecesini almıştır. Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Kontur-terör ve Çatışma Çözümü Dairesi Geçici Başkanı olarak çalışırken aldığı iş teklifi üzerine, Washington D.C.’ye göç etmiştir. Amerikan Üniversitesi ve George Mason Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler ve çatışma çözümü profesörü olarak görev yapmıştır. 2003 Şubat ayından bu yana iş ve akademik araştırmalarını Amerikan başkentinde sürdüren Dr. Morro, özel sektörün yanı sıra, ABD hükümeti ve ilgili kurumlarına uzmanlık alanında danışmanlık hizmeti de vermektedir. Dr. Morro, bir İzmirli olarak ilk kez Yeni Asır Gazetesi’nde 1998 yılında başladığı dış politika yazılarını, Halimiz’de sürdürecek olmaktan heyecan ve gurur duymaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!