ŞURADAKİ PARLAK IŞIKLI ŞEY DE NE? - Halimiz
DİJİTAL HİKAYELER
12 Nisan 2018
2+2=?
12 Nisan 2018

Despotlar, gidişat kötüleşince ilgiyi başka tarafa çekme konusunda uzmandır.

Oradaki soruna bakmayın, şuradaki ışıklı parlak şeye bakın diye ısrar ederler.

Donald Trump da tam bu şekilde davranıyor.

Ülke gergin, Adalet Bakanlığı’nın soruşturması hızla başkanın en yakınlarına doğru ilerliyor ve hakkında pek çok kadın tarafından açılmış oldukça fazla taciz davası var. Trump, bir politikacı olarak, ilgiyi bu konulardan çekip her zaman işe yaramış olduğu gibi bir başka konuya çekmek istiyor; göçmenler konusuna…

Evet, Trump, bir kez daha Amerikan halkına, “Sınırı geçip size zarar vermek isteyen kötü insanlar var ve sizi koruyabilecek tek kişi benim” diyor.

Dünya bunları daha önce de duydu ve bu söylemin korkunç sonuçlarına şahit oldu…

Bu son söylem, dua ve inayet içinde geçirilmesi gereken bir dönemde, Paskalya hafta sonunda, tekrar gündeme geldi.

Başkan, yönetiminin ve kişisel yaşantısının ana akım medyada sunuluş tarzından hiç memnun değildi ve her zaman yanında duran en sevdiği yayıncı; Fox haber kanalı devreye girdi.

Paskalya tatilinde, Florida’daki evinde otururken, televizyonda; binlerce insanın, Amerika’nın güneydeki sınırını geçebilmek için, karavanlarla Orta Amerika’dan Meksika’ya doğru ilerlediğini gördü.

Trump için bu kadarı yeterliydi, başkanlık telefonuna uzanıp tweet atmaya başladı…

Bu karavanlar aslında, Honduras ve El Salvador’daki şehir ve kasabalarda hızla artan vahşet ve şiddete maruz kalmış mağdurlara dikkat çekmek isteyen aktivistler tarafından organize edilmişti.

Karavanlarla, Meksika’ya doğru gelenlerin çoğu kadın ve çocuklardı ve tüm umutları bir yerlerde mülteci statüsü bulabilmek üzerine kurulmuştu.

Fakat bu gerçekler, Trump’ın umurunda bile değildi, bunların iyi bir tweeti engellemesine izin veremezdi.

“Sınır koruma görevlileri, Demokratların çıkarttığı “yakala ve bırak” gibi saçma sapan liberal yasalar yüzünden işlerini yapamaz hale geldiler. Durum gittikçe daha tehlikeli oluyor. Karavanlar yolda, Cumhuriyetçiler biran önce ciddi yasalar geçirmeli!” diye bir tweet attı.

Size de iyi Paskalyalar Başkanım.

Aslında söylediği şuydu; kötü niyetli yasa dışı göçmenler ABD’ye doğru geliyor ve bu durum Demokratların suçu. Trump, iltica için başvuranların, duruşmalarını beklerken ülkede kalmalarını sağlayan yasanın iptal edilmesini istiyor ve çocukken bu ülkeye gelip sığınmış ve buradan başka bir yuva tanımamış yüz binlerce ergen ve gence geçici yasal statü tanıyan programın uzatılmayacağına yemin ediyordu.

Bütün bunların sebebi ise Trump’ın FOX televizyonunda denk geldiği bir programda okuduğu “Yasa dışı mülteci karavanı Amerika’ya doğru geliyor” haber başlığıydı.

Başkan bu haberi seyrettikçe daha da öfkeleniyordu.

“Meksika, güney sınırlarından girip Amerika’ya geçenleri durdurmak için neredeyse hiçbir şey yapmıyor. Bizim salak göçmen yasalarımıza bakıp gülüyorlar. Ya bu uyuşturucu ve insan akışını durdururlar ya da ben para getiren ineklerini keserim, NAFTA ekonomik anlaşmasını bozarım. Bize duvar lâzım,” sıradaki tweetiydi.

Bütün bunları, Paskalya töreni için sabah kilisedeki duaya gitmeden önce yapmayı başardı ve parmaklarının beyninden daha hızlı çalıştığını bir kere daha kanıtladı. Attığı bir başka tweet’te “Çok sayıda insan DACA’dan faydalanmak istiyor” diyordu.

Bu yazdıkları, her ne kadar kendisinin, ABD’nin her konuya en çok hakim başkanı olduğunu iddia etse de DACA programının nasıl çalıştığı hakkında hiçbir fikri olmadığını gösteriyordu. .

DACA ya da “Çocuk mülteciler için tecil yasası- sadece 2007 yılından beri ABD’de olan mülteciler için geçerlidir. Bugün Amerika’ya girmeye çalışanların bu yasaya tabii olacaklarını iddia etmek, kelimenin en hafif anlamıyla “yanıltıcı” olup, gerçekte ise net bir yalandır.

Ayrıca, müttefikimiz de olan komşu bir ülkeyi, yasadışı yollarla sınırı geçenleri durdurmak konusunda hiçbir şey yapmamakla suçlamak da çok iyi bir fikir gibi gözükmüyor. Meksika’nın dışişleri bakanı bu tweet bombardımanına, “Başkan Trump gerçek olmayan haberleri daha az ciddiye almalı” diye yanıt verdi.

Fakat Başkan durmak nedir bilmiyordu. Dikkatleri başka yöne çekmek için iyi bir konu yakalamıştı ve 2016 seçimlerinde tabanına gaz vermeyi çok iyi becerdiğini görmüştük.

Şimdiden, askeriyeye sınır güçlerini desteklemek için ordu personeli göndermesini emretti. Ondan önceki başkanlardan bazıları da anti narkotik amaçlarla bu gibi önlemler almışlardı ama Trump, bu askerlerin şimdilik sınır duvarı görevi göreceğini ve o duvarın da mutlaka yapılacağını söylüyordu.

Bu arada, uzun ve zorlu bir yolculuk yapan aktivist ve mülteci taşıyan karavan yolda dağıldı. Tabii Trump bu durum ile gurur duyuyor ve mültecileri çocukları ile birlikte kaçtıkları cehenneme geri göndermeye zorlamak anlamına dahi gelse ülkeye girmeye çalışanlara karşı daha da sert davranacağına yemin ediyordu.

Amerika, daha iyi bir hayat umuduyla bir araya gelmiş göçmenlerden oluşmuş bir ülke olmasına rağmen, Trump iltica etmek isteyenlere net olarak “buraya gelemezsiniz” mesajı veriyordu.

ABD, Kasım ayında yapılacak ve Kongreyi hangi partinin kontrol edeceğini belirleyecek seçimlere doğru giderken, bu tarz mesajları sık sık duyacağımız kesin.

Başkan kampanya havasına girdi bile, Paskalya Pazar’ı atmaya başladığı tweetler belli ki sadece başlangıçtı.

Birkaç gün sonra Trump, kendisini en çok destekleyen yerlerden birine, Batı Virginia’ya gitti. Buradaki konuşmasında, Meksika’ya doğru giden karavanlardan “tecavüz yuvası” diye bahsetti, “kadınlara daha önce hiç görülmemiş biçimlerde tecavüz ediyorlar ve hiç kimse bu konudan bahsetmiyor” dedi.

Daha sonra, Beyaz Saray sözcüsü Sarah Sanders bu kervandaki kadınların şiddetli bir şekilde istismar edildiklerini ve medyanın bu konunun üzerini örttüğünü iddia etti. Bu iddialarının kaynağının Los Angeles Times olduğunu söyledi.

Oysa LA Times’ın gerçekte yazdığı “bu kadınların kervan ile seyahat etmeyi tercih ettikleri çünkü kalabalık ortamın daha güvenli olduğunu düşündükleri” idi. Esas korktukları tek başlarına seyahat ederlerse başlarına gelebilecek şeylerdi.

Korku; çok kuvvetli bir duygudur. Bir anne ve çocuklarının hayatlarını kurtarmak için kaçmalarına sebep olabilir ya da siyasetçilerin elinde kuvvetli bir silaha dönüşebilir.

Siyasetçinin tüm yapması gereken korkulacak bir günah keçisi bulmaktır; mülteci bir anne gibi…

 

Çeviren: Deniz Yurdakul

mm

Paula Wolfson

Paula Wolfson is a veteran Washington correspondent who has covered three presidents and six presidential campaigns. She was the White House bureau chief for the Voice of America before switching to commercial radio, where she reported on science and health care policy, Recently she returned to her first love and is writing once again on American politics and foreign policy for halimiz.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!