SUUDİLERDE REFORM, RADİKALİZM BİTECEK ACELECİLİĞİ - Halimiz
ADIM ADIM GELEN İRAN-ARABİSTAN-AMERİKA SAVAŞI
9 Kasım 2017
FABIO GRASSI’NİN ATATÜRK’Ü
9 Kasım 2017

Su akar yolunu bulur deyip hani çok da şaapmamak 🙂 lazım belki… Anladınız siz onu, bizim Ortadoğu’yu diyorum! Düşünmeyeceksiniz! Düşünmek yok! Sakın, sakın diyorum bak, amannn cıssss… Düşününce, yalan dünya diye içinizi karalar bağlar, çıkamazsınız girdaptan, kör kuyularda kalakalırsınız… Demedi, demeyin… Salacaksınız, yaşayacaksınız, takılmayacaksınız… Ha bize hepten gelmeyene kadar! Sonra da hayatta kalmaya bakacaksınız…

Biri 71 yaşında, diğeri 32 yaşında… İkisi de siyasetin amatörü ama süper lig oyuncusu… İkisinde de maşallah ego tavan, sosyal mühendislik hırsları daha yaman… İnsanın aklını başından alıyorlar vallahi…

Ciddi olamıyorum, ciddi olmayı hatta reddediyorum. Bu bölgenin geleceğini kimlerin belirleyeceğine baktıkça bir tuhaf oluyorum. Bu seferlik de beni böyle kabul edin, gerçi kalıcı da olabilir, henüz bilemiyorum yarınki ruh halimin ne olabileceğini… Ama diyeceğim şu ki yahu ne çektik biz bunlardan böyle yaaa… Yap boz tahtasına döndü milyonlarca insanın geleceği!

Amerikan Başkanı Donald Trump ve Suudi Arabistan Veliahdı Muhammed bin Selman’dan bahsettiğimi anlamışsınızdır. Bir el ele verdiler ki sormayın, Riyad’ı hiç bilinmedik bir kasırga sardı. Eylül’de kadınların en nihayetinde araba sürmelerine verilen izinle bir giriş yaptı sahaya bu kasırganın yeli… Geçen hafta da “Yolsuzluk Karşıtı Komite” sayesinde hepten çöktü mekana. 18 milyar dolarlık servete sahip Suudi prens Alwaleed bin Talal başta olmak üzere, 11 prens ve 38 bakan tutuklandı. Etrafta büyük temizlik var… ya da aydınlanma yaşandığına inananlar var da diyebilirsiniz. Hem de Atlantik’in taa öte tarafından verilen gazla!

Kafa şu… Radikal İslam devri son buluyor! Irak ve Suriye’de, İŞİD’in toprak hakimiyetini kaybetmesi ve büyük kayıplar vermesi ile böylesi büyük bir atak yapmanın tam vakti gelmişti. Bundan böyle bu bölgenin daha önce hiç bilmediği bir dönem başlayacak ve dini sömürenler mevta olacak. Radikalizm tarihe karışacak, bölgeye güvenli bir gelecek hakim olacak. Oh ne ala ne ala…

Yeminlen sinirlerim bozuluyor haberleri okudukça… Aklıma Amerika’nın Irak işgali geliyor hep. Böyle çantada keklik misali pek basit bir askeri operasyon olacaktı, Irak’tan başlayarak demokrasi sarpa saracaktı bu coğrafyayı, bir mesut bahtiyar yaşayacaktı bölge insanları… Ama, n’oldu! Evdeki hesap çarşıya uymadı. Bu siyasi kararın arkasındaki gerekçelerin hiçbiri doğru çıkmadı, kimse sorumluluk almadı, onca ölene bir bardak soğuk su içildiği ile kalındı…

Bir de şu oldu… El-Kaide büyüdü, köklendi, türevlerini doğurdu, ve büyüklerimizin (!) deyişi ile ‘öfkeli çocuklar’ tekil olarak tehlike arz etmeye başladılar. Pentagon’a sorsanız bu tehdidi çok abartmamak gerekli, son yıllarda terör saldırıları azalıyor ama medya yayın yaptığı için çokmuş gibi gözüküyor falan filan… Dünya güç politikası evrensel insan haklarını öncelik edinse elbette  farklı bir dünyadan bahsedebilirdik biz de ama abartı, abartı ise, insan doğasının kötülüğüne duyulan korkudan geliyor hep…

Afganistan, el-Kaide’nin hücre eviydi, bölgede sanıldığı kadar rahat hareket edemiyordu, sınırlıydı… 11 Eylül sonrası gelen Irak işgalinden sonra kendine yeni mekan buldu. El-Kaide Irak oluştu. Amerikalılar da Saddam sonrası yeni devlet yapılanmasında Sunnilere paydos deyince… bu terör örgütünün eline süper bir fırsat geçti; insanların rencide edilmiş duygularından nemalandılar… Suriye’de de türlü türlü adlarda vücut buldular, İŞID en büyük şemsiye örgüt oldu. Adları her ne olursa olsun, temelde bu terör örgütlerinin hepsi aynı ideolojiden beslendiler ve konuşlandıkları topraklarda da yaşanan açmazlardan ötürü kapana sıkışmış halkın gönüllü veye gönülsüz desteğini kazandılar.

Ortaya koca bir kaos çıktı. İran ve Rusya bu dönemi kendilerince – kendi çıkarları adına – iyi değerlendirdiler. Amerika da altın tepside İran’a sunduğu bunca fırsatın kaçırılmamasına dellendi. Sen benim kim olduğumu biliyor musun bakiyim! diye had bildirmek istiyor bugün. Selman, ılımlı İslam’dan bahsediyor… güzel konuşmalar yapıyor, enteresan adımlar atıyor ama bu işin devamı kolay değil.

Selman, kendi adına delikanlılık ediyor olabilir… Delikanlılık, azıcık toyluk da demektir biliyorsunuz. Bu yaşta, böylesi sınırlı deneyimle, siyasi rakiplerini tek hamlede alt etmek aceleciliğinde bir edayla kalkıştığı bu işin rövanşı elbet olur. Radikal İslam’ı sonlandırmak istiyorum diye yola çıkıp, Suudi Arabistan’ı da bilinmez karanlık dehlizlere sokma olasılığı hayli yüksek. Hem biri eminim yakında hatırlayacaktır… Osama bin Laden’in – her ne kadar öleli örgütü çökmüş olsa da – Amerika’yı düşman tahtasına oturtmasının önemli etmenlerinden biri Suudi topraklarında Amerikan askerlerinin varlığıydı. Hani oradaki pandora kutusunun kapağı açılırsa diye düşünmek dahi istemiyorum… Selman, Trump ile el ele Suudi Arabistan’ın yüz yılların en akıllar ötesi reformunu yapıyormuş hissi ile bugünlerde kendini iyi hissediyor olabilir ama bu bahsi edilen ideolojik mesele, hiç basite alınacak bir mesele değil. Hele hele 2003’den bu yana Amerika’nın bölgedeki namıyla bakıldığında… Amerika ve Suudi ortaklığı, böylesi deneyimsiz iki karakterin elinde pek riskli. Ama madem kalkışmışlar böylesi bir bölgesel hamleye, illa ki ölümle dans var bu ipin ucunda…

Aklı olan, Türkiye’yi bu ateşten uzak tutar ve sınırlardaki güvenliği olabilen en üst seviyeye çıkartır.

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

2 Yorumlar

  1. Deniz Kutluk dedi ki:

    Değerli yayıncı;
    Pandora kutusu referansınız kaos beklentisini anımsatıyor. Bu da olası tabii. Ama diğeri de; yani birbyetrl işbirlikçi bulunur ve bölge ABD çıkarına doğru evrilir… bunun dışında ne seçenekler var? Afrika modeli: güç odakları ABD’nin karşıtı grupları örgütleyenilir ve somutsan başlatılan bir iç savaş? İktidardan düşenler dışındaki geniş halk kesiminin harekete geçirilmesi, kalkışma ve yine iç savaş? İran’ı taciz ve dış savaş ki içerde birliği ve savaş deneyimi olmayanların buna karşı koyması zor olur. Günlük 90 milyon varilin 12-13’ümü tek başına üreten Suudi petrol ihracının durması- ekonomik savaş. Global fiyatların şişmesi ve RF’nin petrol satışı ile güçlenmesi. Tabii ABD petrol yerel üreticilerimin de ki şu anda günde iki milyon varil ihraç edebiliyorlar. İsrail’in Suudi işbirliği beklentisinin sona ermesi. Suriye’nin RF planında çözüme erişmesi. Şii etkinliğinin artması vb. Bir düşünme parçası olarak önermek istedim. Selam ve sevgilerle. Kutluk

  2. AksuGulay dedi ki:

    Tüm olanlar “şaka gibi” geliyorken insana, bu tablo ancak böyle maharetle yorumlanabilirdi. Kalemine saglik, merakla beklenir oldu her hafta “Halimiz”👏👏👏👏👏⚘⚘⚘

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!