Paris, Yeni Cumhurbaşkanını Selamlıyor

Dünyanın turizm merkezlerinden biri olmasının ötesinde tarihi bir şehir Paris.

Seine nehrinden, tarihi Notre Dame Katedraline, Eyfel Kulesinden Louvre müzesine kadar her adımı tarih kokan mekanlara, tarihin bugüne kadar nostaljisine ve kokusuna sahip olan şehir Paris.

Dördüncü yüzyıldan kalma bu şehir, modanın, lüksün merkezi olmasının yanında tabii ki Fransa siyasetine de yüzyıllardır ev sahipliği yapıyor. Fransız Devrimi’nin sembolik şehri, Bastille Meydanı’nın ev sahibi Paris, geçtiğimiz Pazar gününden bu yana Elysee Sarayı’nda devlet yönetimini Hollande’ın elinden devralan yeni Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u selamlıyor.

Her seçim sonrası olduğu gibi, geçen Pazar günü Elysee Sarayı’nda devir teslim töreni vardı. Fransız medyası tarafından “en uzun devir teslim töreni” diye tanımlanan bu tören sonrası, bu kez şehrin sembolü “Hotel de Ville” belediye meydanından Belediye Sarayı’na gelen Macron, bu kez Paris’i – başkenti devraldı desek abartmış olmayız.

Uzun yıllar aynı partide, Sosyalist Parti’de birlikte mücadele ettiği yol arkadaşlarından Anne Hidalgo, Macron’u törenin yapıldığı Belediye Sarayı’nın girişinde karşıladı.

Demokrasinin Başkentinin Ev Sahibi Bir Kadın: Anne Hidalgo

Dünyanın en önemli başkentlerinden biri olan Paris’in ev sahipliğini ise 2014’ten bu yana bir kadın belediye başkanı Anne Hidalgo yapıyor.

Belediye başkanı olmadan önce, bir önceki belediye başkanı Bertrand Delanoe’nin yardımcılığını yapan, dolayısıyla Paris’in yerel yönetim sistemini iyi tanıyan Hidalgo’nun, belediyede uzun bir süre boyunca ilgilendiği konu ise toplumsal cinsiyet eşitliği oldu. Bunun da belediye başkanı olduğu günden beri Hidalgo’nun kentte yaptığı bütün planlamalara, aldığı bütün kararlara yansıdığını söylemek mümkün.

Kendisi gibi üç kadın adayla belediye başkanlığı seçimleri için Sosyalist Parti’nin adayı olarak yarışan Hidalgo, Paris’in ilk kadın belediye başkanı oldu. Aslen İspanya doğumlu olan Hidalgo, 57 yaşında belediye başkanlığına seçildi ve 2014’ten bu yana kadın duyarlılığıyla yönetmeye devam ediyor. Belediye başkanlığı yapmaya başladığı günden beri Hidalgo’nun önünde bir çok sorun var, bunların en başında da hiç kuşkusuz Paris’in kırsal bölgelerinde yaşayan göçmenler var. Hidalgo, Paris tarihinde ilk kez şehrin kuzeyinde hiçbir şeyi olmayan göçmenler için bir sığınmacı kampı açtı.

Belediye başkanı seçilmeden önce Hidalgo’nun dile getirdiği şu sözleri nasıl bir anlayışla ilerlediğini gösteriyor bize: “Paris’in ilk kadın belediye başkanı olmak çok önemli bir sembol olacak ve politikaya atılmak isteyen ancak geçmişte buna cesaret edememiş kadınlar için de çok olumlu bir işaret olacak.”

Macron Ve Paris…

Burada hatırlatmak gerekir ki her ne kadar Macron, Fransa’nın kuzey şehirlerinden Amiens doğumlu olsa da Paris’e seçim çalışmalarında da seçim gecesi de ayrı bir önem verdi. Seçim sonuçları açıklanmadan önce Paris’in belki de en önemli yerlerinden biri olan Louvre Müzesi’nin önü yeni bir demokrasi şöleni için hazırlanmış, bayraklarla süslenmişti.

Macron, geçen Pazar günü görevi François Hollande’dan devir alır almaz kendisinin de yaptığı konuşmanın başında söylediği gibi hemen ülkesinin ve tarihin kalbine “Paris Belediye Sarayı’na” gitti. “Ulusumuzun tarihi kalbidir” dediği Paris’in belediye binasında tarih boyunca Paris’te yaşamış tarihi kişiliklerden, Fransız edebiyatının önemli isimlerden ve tabii ki Paris’in seçilmiş ilk belediye başkanı daha sonra da Fransa Cumhurbaşkanı olmuş olan Jacques Chirac’tan söz etti.

Macron’un Hotel de Ville’e yaptığı bu ziyaret ve verdiği bu mesajlar Paris halkı tarafından da büyük bir ilgi ile izlendi. Fransa’da gelenek haline gelen bu törenler, Fransa’nın kendi tarihine, demokrasi kültürüne sahip çıkması noktasında da kuşkusuz büyük önem taşıyor.

Son iki yıldır çeşitli terör saldırılarına maruz kalan Paris, yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor. Turizm başkentlerinden birinde uzunca bir zamandır Olağanüstü Hal uygulaması devam ediyor. Macron’un belediye ziyareti de bu açıdan bakıldığında çok önemliydi. 7 Mayıs gecesi Fransa halkının Paris meydanlarında “umut istiyoruz, geleceğimizde her şey daha aydınlık olsun istiyoruz” demesi gibi şehir de yeniden canlanmayı, eski günlerine geri dönmeyi istiyordu.

Macron, son zamanlarda yaşanan terör olaylarını tek tek sıralarken Paris halkının terörle mücadele konusundaki duyarlılığı ve hassasiyetine teşekkür etti ve “Parisliler kaçmadılar, başka bir yere göç etmediler, Parislilerin ilk yaptıkları kapılarını ihtiyacı olan insanlara sonuna kadar açmak, kan ihtiyacı olanlara kan vermek” oldu dedi. Macron gözleri dolarak Paris’in dayanışma duygusuna sahip çıktı ve Paris “yaşayan kardeşliğin” en somut göstergesidir dedi.

Macron, yazımızda da daha önce söz ettiğimiz gibi dünya şehri diye adlandırdığı Paris’te, belediye başkanı Hidalgo’nun özellikle Suriyeliler başta olmak üzere tüm göçmenlere yönelik hizmetlerine ve desteklerine teşekkür etti. Bu da bize bundan sonraki süreçte de Macron’un yerel yöneticilerin sığınmacı politikalarına ve hizmetlerine destek vereceğini gösteriyor.

Macron’un şehre dair belki de en umut verici sözlerinin içinde şehrin yeniden ayağa kalkması ve gelecekle ilgili çok daha iyi bir noktaya gelebilmesi için araştırmacıların, akademisyenlerin ortaya koyacakları yeni fikirleri heyecanla beklediğini söylemesi oldu. Seine nehri boyunca ve onun ötesinde de Fransa’nın değerlerini ve kültürünü taşıyan ve taşıyacak sanatçılara, şairlere, yazarlara konuşmasında yine yer vermişti. İnsanın içinden şu soru geçmiyor değil: Bugün bizim kültürümüz hangi noktada, bizi biz yapan yazarlar, şairler bugün ne kadar hatırlanıyor?

Macron, aslında entelektüel olarak, bilimsel olarak, kültürel olarak Paris’in, bütün dünyaya daha da fazla yayılacağını hayal ettiğini söyledi. Bugünün ve geleceğin de ekonomi başkentlerinden biri olan Paris’in hep aynı refahı sağlayacağını söyledi Macron aynı seçim gecesi genç destekçilerine verdiği sözde olduğu gibi…

Paris, yeni devlet başkanıyla geleceğine hazırlanıyor. Ekonomisiyle, kültürel hayata dair atılacak adımlarla ve belki de en önemlisi de Macron’un da önceliklerinden olan çevreye ve iklim değişikliğine yönelik verdiği mücadeleyle… Macron’un “bizzat yardım edeceğim ve var olan fonları arttıracağım” dediği konuların başında bundan sonra Paris için “iklim değişikliği, hava kirliliği ve önümüzdeki yüzyılın en temel konularından olan enerji devrimi” geliyor.

Dünya başkentlerinin başkaca sorunlarla uğraştığı günümüzde, 39 yaşında bir devlet başkanı, bir başkenti ülkenin ve ulusunun geleceğinin tam orta yerine koyuyor ve “Geleceği hazırlamak, Paris’i düşünmek demektir, Paris’in dünya ölçeğinde olmasını istemek demektir” diyor.

Geleceğe dair iyimserliğin başkentlerden, başkentlerin de kadınların elinden geçmesi gerektiği gerçeğini hatırladım Macron’u Hotel de Ville sahnesinde dinlerken…

Özellikle son yıllarda her anlamda nefes alamaz hale gelen ama ona rağmen kültür hayatını ayakta tutmaya çalışan Istanbul’u, neredeyse bütün yaşamsal damarları tek tek koparılan, özgün ve özgür kültürel etkinliklere eskiden daha çok ihtiyaç duyan Ankara’yı düşünüyorum bir yandan… Nelere hasret kaldık ve ne hayallerimizi kaybettik… oysa ki Paris’de bir Louvre Müzesi daha dimdik ayakta hem de her sene daha da genişleyerek ve daha da çok ziyaretçiye ev sahipliği yaparak…

Macron’un sözlerinin içinde geçen bir noktayı da yine hatırlatmak ve kendimize de bir mesaj vermek istiyorum: Özellikle gençlerimize, kendilerine yer bulacakları ve hak ettikleri şehirler sunalım…

Genç bir devlet başkanının “Yerel düşün, küresel hareket et” anlayışını yeniden canladırmaya çalıştığını görmek umut vericiydi…

Geleceğimizi aşkla, bir arada olarak şehrimizin sokaklarından başlayarak şekillendirmeliyiz…

Ve galiba son söz… Bundan sonra ülkemizde de şehirlerde de nefes almamızı sağlayacak, güvenilir yarınlar kuracak genç liderlere ve toplumsal cinsiyet eşitliği duyarlılığına sahip kadın belediye başkanlarına ihtiyacımız var..

 

 

 

 

 

 

 

About the Author

mm
Ürün Güner
Ayşe Ürün Güner, 1978 doğumlu bir İzmirlidir. Önce Tevfik Fikret Lisesi'nden, sonra Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. Kadın hareketi içinde büyüyen Güner, 1996'da Türkiye'nin önemli kadın örgütlerinden Uçan Süpürge'nin kurucularından biri oldu. Uzun yıllar yurtiçi ve yurtdışında toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda çalışmalar yaptı. Birlemiş Milletler'de ve Avrupa Birliği kurumlarında da kadın hakları, insan hakları ve demokratikleşme üzerine çok sayıda eğitim aldı.Kadın hakları konusunda Türkiye genelinde çok sayıda Avrupa Birliği projesi yürüttü. Fransa Dışişleri Bakanlığı'nın "Geleceğin Liderleri"nden biri olarak seçtiği Güner, yine Fransa hükümeti tarafından yasama, lobicilik ve sivil toplum üzerine burslara gönderildi. ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından German Marshall Fonu'nun "Marshall Anma Bursu" programı kapsamında Türkiye'den seçilen az sayıdaki bursiyerlerinden biri oldu. Son olarak da Washington D.C.'de Hillary Clinton tarafından kurulan ve kadın hakları alanında çalışan Vital Voices Global Partnership adındaki sivil toplum örgütünde Avrupa ve Avrasya masasının uzmanlarından biri olarak kısa süreli görev aldı. Ürün Güner, son altı yıldır uzmanlık alanlarında siyasi danışmanlık yapmakta ve kadın hakları alanındaki çalışmalarına da devam etmektedir.

Be the first to comment on "Paris, Yeni Cumhurbaşkanını Selamlıyor"

Leave a comment

Your email address will not be published.


*


error: Web sayfasında yazılan yazıların telif hakkı web sayfasına aittir. Web sayfasında yazılan, yazıları kaynak göstermeden paylaşanlar ve kullananlar hakkında web sayfası tarafından gerek Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gerekse Basın Kanunu kapsamında tüm yasal haklarımız kullanılacaktır.