NE YAPACAK? - Halimiz
CHP VE SEÇİM, OLMUYOR
5 Temmuz 2018
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
12 Temmuz 2018

İnce ne yapacak? Nasıl bir yol izleyecek? Merakla beklenen soruların cevabı henüz yanıtlanmadı ama salı gününden itibaren birtakım sinyaller çakılmaya başlandı. Açıkçası salı günü İnce’nin açıklamasına kadar kafamda 3 farklı ihtimal ve bu ihtimallerin kendi içinde ayrı ayrı avantajları ve dezavantajları vardı:

  • CHP Genel Başkanlığı

2002’den beri tüm genel seçimlerde CHP’den Yalova milletvekili seçilen, 2 kurultayda CHP Genel Başkanlığı için Kılıçdaroğlu ile yarışan İnce’nin parti rozetini bırakıp Türkiye rozetini taktığı cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra yüzünü tekrar CHP Genel Başkanlığı’na çevirmesi kuvvetle muhtemeldi. Kuşkusuz, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde her zaman varolan, Atatürk’ün partisinin genel başkanı olmak İnce’ye ilerleyen dönemde büyük bir özgüven verebilir.

Ancak, her ne olursa olsun, ülkenin bir kesiminde (özellikle İç Anadolu’da) CHP’nin değişmeyen algısı İnce’yi ciddi bir biçimde hırpalayabilir. Bu duruma örnek olarak CHP’nin referandum döneminde parti logosunu ve ismini öne çıkarmadan bir kampanya yürütmesi ve İnce’nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 30’a Türkiye rozetiyle ulaştığı söylenebilir. Bunun dışında parti içi çatışmaların ön plana çıkması, Kılıçdaroğlu’nun yanında yer alanlar ile İnce’nin yanında yer alanlar arasında çıkacak olası tartışmalar geçtiğimiz yıl MHP’de ayyuka çıkan Akşener-Bahçeli krizine benzer bir senaryo oluşturabilir. Bu da, muhalefetin bir kısmının tekrardan toparlanması için zaman kaybetmesine yol açabilir.

  • Yeni parti kurma

Bu senaryo her ne kadar seçimlerden hemen sonra çok fazla dillendirilmiş olsa da şu an için gerçek dışı gözüküyor. Ancak, siyasette 24 saat bile çok uzun bir süre. Yine Akşener-Bahçeli tartışmasından yola çıkacak olursak, o dönem MHP içindeki muhaliflerin en önde gelen sesi olan Meral Akşener kurultayın olup olmayacağının belirsiz olduğu dönemlerde yeni bir parti kurmak gibi bir fikri olmadığını dile getirmişti. Sonraları, İYİ Parti’nin oluşumuna hep beraber tanık olduk. İnce’nin yeni bir parti kurması, CHP’nin “bagajından” kurtulup cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi parti dışından olan insanlara yenilik vaat etmesini sağlayabilir.

Ancak, parti kurmak (çoğu insanın da bildiği üzere) denildiği kadar kolay bir şey değil. Ciddi bir örgütlenme ve kişisel efor gerektiren bir durum. Nitekim, geçmişte toplum nezdinde ciddi bir sempati kazanan siyasi figürler (Emine Ülker Tarhan, İsmail Cem,…) bu yola başvurmuş ama bu yeni partiler beklentilerin uzağında kalmıştı. Hem içerisinde risk, hem de ülkenin şartlarında vakit ve efor kaybı yaratabilecek bu duruma İnce yeltenirse nasıl bir sonuçla karşılaşacağımız muamma.

  • Sine-i millet

Sine-i millet, yani halkın arasına katılıp halk hareketi başlatma durumu siyasi literatüre ilk kez Atatürk ile girdi. Harbiye Nazırlığı’nı kabul etmeyen Mustafa Kemal Atatürk, “biz de sine-i millete döneriz” diyerek ordudan istifa edip halkın arasına karıştı. Bu terim, en son referandum seçimleri sonrası dönemin CHP Sözcüsü Selin Sayek Böke tarafından dile getirilmiş ancak parti bu şekilde bir yola başvurmamıştı. İnce de o dönem bu fikri benimsemeyenler arasındaydı. Gelinen noktada İnce, herhangi bir partiye mensup olmayıp partilerüstü bir figür olarak mitinglerde yarattığı enerjiyi sürdürebilir ve bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerini hedefleyebilir. Ancak unutmayalım ki, Muharrem İnce’nin arkasında (tam randımanlı bir destek olup olmadığı tartışılsa da) CHP vardı. Tek başına bu sinerjiyi sürdürebilir hale getirmek ve atılacak adımlarda başlıca maddi olarak bir zorluk yaşamamak zor olabilir.

Fakat İnce’nin salı günü basın mensuplarına yaptığı şu açıklamadan sonra bahsettiğim ilk senaryo ön plana çıktı:

“ (…) milletin de bu cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında duyduğu, gördüğü, yaşadığı bir umut var. Bunu kaybetmememiz gerektiğini ve kendisi isterse olağanüstü kurultayı kendisi toplayarak benim genel başkan olabileceğimi, kendisinin onursal genel başkan olabileceğini ve bir abi-kardeş ilişkisi içinde kendisi grup başkanı olarak parlamentodaki çalışmaları yürüteceğini, benim de genel başkan olarak Edirne’den Ardahan’a çalışacağım ve partiyi seçimlere hazırlayacağım teklifinde bulundum.”

Bu açıklamadan sonra Kılıçdaroğlu yapılan açıklamanın siyasi bir nezaketsizlik olduğunu belirtirken, CHP Sözcüsü Bülent Tezcan da olağanüstü kurultayın gündemlerinde olmadığı belirtti.

İnce, 81 ili dolaşacağı “teşekkür mitingleri”ne çarşamba günü Erzurum ile start verdi. Kuşkusuz bu Türkiye turunda İnce hem halkın nabzını yoklayacak, hem de her ildeki delegelerin kendisine CHP Genel Başkanlığı’nın önünü açabilecek olağanüstü kurultay çağrısı yapmaya ne kadar yakın olup olmadıklarını anlamaya çalışacak.

Duruma göre diğer senaryolar denenebilir veya izlenebilecek yanlış politikalarla toplum gözünde yaratılan bu sinerji gitgide sönebilir. Fakat şu bir gerçek ki, Muharrem İnce salı günü yaptığı açıklama ile ana muhalefet partisi içinde fitili yakmış oldu.

Muhalefet cenahının çoğunluğunun yaşanabilecek bu iç hesaplaşmalardan dolayı ülke gündemi ve ülkenin sorunlarına odaklanması zor gözüküyor. En azından şimdilik.

mm

Sinan Reis

Notre Dame de Sion Fransız Lisesi ve Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler - İşletme mezunu. Hayalindeki mesleği yapan bir headhunter. Galatasaray aşığı, Mustafa Kemal Atatürk sevdalısı. Olaylara Fransız kalmamak için okuyor, yazıyor. Ülkesine "çıkmadık candan umut kesilmez" sözüyle bakanlardan.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!