Mona Lisa’nın Başına Gelenler

Ünlü ressam ve yaratım adamı Leonardo da Vinci’nin 1503’te yapmaya başlayıp 4 yıl sonra 1507’de tamamlayabildiği Mona Lisa tablosunun başına gelenler dünyada hiçbir tablonun başına gelmemiştir.

1911’de Mona Lisa’nın Paris’teki Louvre Müzesi’nden çalınması, tarihin en büyük sanat soygunlarından biri olarak nitelenmişti. Vincenzo Peruggia adlı bir İtalyan, Fransız koleksiyonlarında bu kadar çok İtalyan ressamının bulunmasına kızıp Mona Lisa’yı sergilendiği müzedeki duvardan çıkartıp gömleğinin altına sokuyor ve ortadan kayboluyor. Tüm Fransa’yı ve Avrupa’yı ayağa kaldıran bu hırsızlık Mona Lisa’nın Louvre’daki yerinin 2 yıl boş kalmasına neden oldu. Binlerce turist bu süre boyunca “Mona Lisa’nın duvardaki boşluğunu” görmek için kuyruk oluşturdu. Hırsızlık olayıyla ününe ün katan tablo 27 ay sonra Floransa’da bir galeriye satılırken bulundu. Hırsız Peruggia yakalandı. Basının ve yetkililerin hazır bulunduğu bir törenle Louvre Müzesi’ndeki yerine tekrar asıldı. Artık camla kaplanmıştı.

Sadece çalınmış olmasıyla değil kim olduğunun kesin olarak bilinmemesiyle de tartışılıyor Mona Lisa. Büyük usta Leonardo da Vinci’nin çizdiği bu kadın kimdi? Gerçekten de soylu bir ailenin kızı Lisa Giocondo muydu? Hiç kimse tarafından taklit edilemeyen sır dolu gülümsemesinin anlamı neydi? Neden kaşları yoktu? Resmin arkasındaki ağaçlar ve tepeler nereye aitti?

Tüm bu sorular yüzyıllardır soruluyor ve araştırılıyor. “Da Vinci’nin Şifresi” ile tüm dünyanın en çok satan kitaplarından birini yazan ve bu şekilde çok zengin olan Dan Brown, bu romanında Leonardo’dan, eserlerinden ve Louvre Müzesi’nden söz ediyordu. Ona göre üstat Leonardo da Vinci, Sion Tarikatı’nın bir üyesiydi ve Vatikan’ın sakladığı bazı gerçekleri insanlara dolaylı yollardan anlatmaya çalıştı. Da Vinci bunu yapabilmek için pek çok eserinde şifreli mesajlar saklamıştı.

Tartışmalar günümüzde de sürüyor. Sanat eserlerini dijital ortama aktaran bir Fransız şirketi Lumiere Technology’nin kurucu ortaklarından Fransız bilim adamı Pascal Cotte 10 yıl süren çalışmaları sonucunda Mona Lisa tablosuna konu olan kişinin soylu Lisa Gherardini del Giocondo değil aslında bambaşka birisi olduğunu ileri sürdü. Özel bir lazer ışık sistemiyle tablonun arka yüzünü tarayan Cotte, tabloda karşıya bakan ve gülümseyen bir kadın figürünün değil hafifçe sola dönük oturan ve ciddi bakan başka bir kadının resmedildiğini idda ediyor. Sanat dünyası bu yeni teoriyi önce sessizlikle karşıladı. Sonra tartışmaya başladı. Teoriye katılan da var karşı çıkan da. Tablonun sergilendiği Louvre Müzesi ise tartışmaya hiç katılmamayı yeğliyor. Paris’e sırf Mona Lisa’yı görmek için gelenler olduğunu ve Louvre Müzesi’nde tablonun önünde çok uzun kuyruklar oluştuğunu biliyoruz. O kuyruğa girip Mona Lisa’yı uzaktan da olsa görebilmiştim. Fransız yetkililer başına gelen onca şeyden sonra Mona Lisa’ya kimsenin 10 metreden fazla yaklaşmasına izin vermiyor.

1507 yılında bitirilmiş 77×53 cm boyutlarındaki bir yağlı boya tablonun günümüzde hala tartışılıyor olması gerçekten çok ilginç.

Mona Lisa, sanatın ve sanat eserinin insanlık üzerinde bıraktığı müthiş etkinin canlı bir kanıtı. Evet, o hala canlı.

About the Author

mm
Murat Erdin
Murat Erdin tüm insanlar gibi önemli bir şahsiyet olarak 28 Ağustos’ta doğdu. Yıl 1968 idi. Yani tüm dünyada 68 rüzgarının estiği yıllar. Bu rüzgarı beşiğinde bile hissetti ve annesi Günsel Erdin’den televizyonu açmasını istedi. Ne var ki evde televizyon yoktu çünkü TRT henüz 4 yıl önce kurulmuştu. Siyah-beyaz yıllardı yaşanan. Radyo günleriydi. Radyoyu çok ama çok seveceği o yıllarda çektirdiği fotoğraflardan belliydi. Babasının ona ve iki abisine aldığı enstrümanlarla bir orkestra kurdular. Murat bateri çalıyordu. Hala da çalıyor. Annesinin kimsenin girmesine izin vermediği “misafir odasına” gizlice girerdi ve TRT-3’teki pop, caz ve klasik müzik programlarını dinler, kasetlere kaydederdi. Yayıncılık damarlarına işlemeye başlamıştı. Nitekim Pertevniyal Lisesi’nden sonra tercih ettiği okul İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi oldu. Yüksek bir puanla kazandı okulunu. Beyazıt’a komşu sayılan Unkapanı Plakçılar Çarşısı’na uğrar ve orada kimsenin satın almadığı new age, caz ve klasik kasetlerini harçlıklarından artırdığı parayla satın alırdı. O semti o kadar sevdi ki yıllar sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede yaptı. Okul yıllarında dergilerde çalışmaya ve yazı yazmaya başladı. Sonra Nurettin Sözen’in kurduğu BRT Televizyonu’nda işe başladı. Anayasa değişmiş ülkede televizyon çağı açılmıştı. Türkiye’nin ilk haber kanalı NTV’nin kuruluşunda yer aldı. Ardından CNN Türk ve ATV kanallarında yapımcı, muhabir ve programcı olarak çalıştı. Gel zaman git zaman Murat Erdin radyoyla yayıncı olarak tanıştı. Yıl 2003 idi. Best FM’de her sabah Konuşan Türkiye programıyla tüm yurtta fırtınalar estirmeye başladı. Öyle ki 2005 yılında bu programıyla “yılın en iyi radyo programcısı” seçildi ve ödülünü Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı’nın elinden aldı. Çok sayıda ödülü var. Erdin bu arada yazmaya devam etti. Radyo söyleşilerini kitaplaştırdı. Yüz yaşına basan Fener-Cimbom derbisinin sosyo-kültürel tarihini yazdı. Son dönemde ise daha edebi alanlara yöneldi ve bir şiir kitabı çıkardı. Çok sayıda kitabı var. Yazmaya ve radyolarda konuşmaya devam ediyor. Çok okuduğu ve çok yazdığı için biriktirdiklerini öğrencileriyle paylaşmaya karar verdiğinde yıl 2001 idi. Üniversitelerde ders vermeye başladı. Önce İstanbul Aydın Üniversitesi’nde sonra da Kadir Has Üniversitesi’nde radyo-TV ve iletişim dersleri anlatıyor. Unutmadan, Murat Erdin iyi ders anlattığı gibi iyi de şiir yazıyor ve iyi şiir okuyor. Konferanslar veriyor. Arada bir tiyatro sahnesine çıkıp hayat sahnesinde gördüklerini, duyduklarını ve bildiklerini rol yapmadan anlatıyor.

Be the first to comment on "Mona Lisa’nın Başına Gelenler"

Leave a comment

Your email address will not be published.


*


error: Web sayfasında yazılan yazıların telif hakkı web sayfasına aittir. Web sayfasında yazılan, yazıları kaynak göstermeden paylaşanlar ve kullananlar hakkında web sayfası tarafından gerek Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gerekse Basın Kanunu kapsamında tüm yasal haklarımız kullanılacaktır.