Cizvitler ve Gizli Talimatname

Osmanlı döneminde Kolağası Mehmet Tahir Bey tarafından – Roma Katolik Kilisesi’nin desteğinde kurulan ve dünyanın en tehlikeli misyoner örgütleri arasında gösterilen tarikatın – Türkçe’ye yapılan tercümesi tam 131 yıl sonra “Cizvit Cemaati ve Gizli Talimatları” adıyla kitap haline getirildi. 

Dünya kurulduğundan bu yana insanların arasındaki korkunç rekabet, dini farklılıkları da gözeten ekonomik ve politik güç sistemlerini kurmuş ve geliştirmiş. İnsanlık tarihimiz de bütün bu rekabet sistemlerinin artık yetersiz kaldığı noktada, gücü ve zenginlikleri ele geçirmek için yapılan korkunç ve bir o kadar da tehlikeli savaşlarla dolu. Belki bu dünyada insanlar arasında rekabet olmasaydı, dünyamız kurulduğu günkü sadeliği ile kalırdı. Tabii o zaman da insan mutlu olur muydu, bilinmez.

Ancak bu rekabet kaynaklı yaratılan çeşitli sistemlerin üzerleri geçmiş yüzyıllarda tabu kabul edilen sır perdeleriyle kapatılmış. Ne var ki günümüzde bu sırların perdeleri yeni yeni aralanmaya başladı. Ve sokaktaki insanın dahi teknolojinin sunduğu nimetle bunlara rahatlıkla ulaşımı sağlandı.

Bu hafta da dünyada yaşanan ekonomik, politik ve din kaynaklı güç merkezlerini anlamak isteyenler için tarihçi ve araştırmacı yazar Orhan Sakin’in hazırladığı ve Yeditepe Yayınları tarafından basılan “Cizvit Cemaati ve Gizli Talimatları” kitabını paylaşmak istedim… Bu çalışmada neler yok ki: dini yapıların gizli ajandalarına meraklı olanların okuduğunda bugün de benzeri cemaat yapılanmalarının aynı maksatla kurulduğuna hayret edeceksinizdir.

Şimdi lafı fazla uzatmadan Kolağası Mehmet Tahir Bey’in Osmanlı Arşivlerinden çıkartılmış “Gizli Talimatname” adlı çalışmasına sözü bırakalım:

Türk ve Müslüman Korkusu

Dünyada 16.yy’de Katolik Kilisesi zayıflamaya başladı. Bu dönemde dünyanın gezgin azizleri, tanrının şövalyeleri gibi anılan adlarla tamamen Katolik Kilisesi’ne parelel olarak kuruldu -Cizvitler. Hatta Osmanlının bu misyoner örgütüyle ilk tanışması 1508 yılında Maison de Lumiere (Işık Evleri) olarak adlandırılan müesseselerin kurulmasıyla başlıyor. Osmanlı ve Müslümanların bir tarafta çok güçlenmesi öte yandan Hıristiyanlığın içinde Protestanlık gibi akımların doruk noktalarına ulaştığı bu yüzyılda Cizvitler, Katolik Kilisesi’nin gücünü koruması için çok önemli hizmetlerde bulundular. Kendilerini cemaat ya da kara keşişler olarak da tanımlayan bu örgütün Ortaçağ Avrupasında kurdukları engizisyon mahkemeleri, pek çok kadını cadı gerekçesiyle canlı canlı yakmaları, İngiltere Kraliçesi Elizabeth’i tahttan indirmeye teşebbüs, Protestan katliamları, İngiltere parlamentosunu havaya uçurma, Polonya’da iç savaş çıkartma girişimleri ile Papa Clement’i zehirleyerek öldürme, pek çok dönemin nüfuzlu kişisinin sırlarını ele geçirme gibi çok sayıda korkunç suçlamalara hedef olmuşlardır. ”

Zengin Kilisenin Fakir Şakirtleri

Asya ile Afrika kıtasında çok sayıda insanın hatta ülkenin Katolikleşerek Hıristiyanlığa geçmesini sağlayan Cizvit Misyonerleri tam 400 yıldan fazla bir süre güçlerini nasıl koruyabildiler? Kitabı okurken aklıma geldi bu soru. Düşünsenize günümüzde kurulan sözde en gizli yapının bile kullanım süresi 10 yılı geçmiyor… Gizli Talimatnameye devam:

Cizvitlerin bütün amacı, Hıristiyanlığı yaymak ve Katolik Kilisesi’ni güçlü bir şekilde dünyada ayakta tutmak. Bunun için eğitim müesseseleri kurmak, ticari faaliyetlerde bulunmak ve çok sayıda sempatizan toplamak.  Kendi hayatlarından vazgeçiyorlardı bu kutsal davaları uğruna. Zengin yaşayan kiliselerin aksine çok fakir, aynı zamanda sade bir hayat sürüyorlar, bekarlık önemli, kadınlardan uzak duruyorlar. Bu amaç için dünyanın her yerine gidiyorlar. 19.yy başı Osmanlı’nın gerileme dönemleri ve Cizvit misyonerlerinin önemli faaliyet alanı haline geliyor İmparatorluğun her köşesi. Özellikle gayrimüslim teba, Rum,Ermeni, Süryani, Arnavut, Sırp kökenli tebaa için. Hatta bu dönemde Müslüman ve Yahudiler de misyonerlerin dinlerini değiştirmeseler bile aralarında olmaları için ilişki kurdukları kesimler arasında. Osmanlı’ya bu dönemde gelen misyonerlerin büyük bir bölümü Fransa’dan geliyordu. Bunun de sebebi Fransız Kapütülasyonların verildiği dönemlerde elde ettikleri imtiyazlar idi. Bu dönemde Sultan 2.Abdülhamit’in misyonerlerin faaliyetlerini yakın takibe aldığı hatta Bosnalı Kolağası Mehmet Tahir Bey’in kendisine sunduğu Almanca’dan çevirisini yaptığı Gizli Talimatname adlı rapor ile çalışmaların tamamından haberdar olduğu biliniyor.”

DUL KADINLARIN KORKUSU

Cizvitlerin, uzun soluklu misyoner faaliyetleri Avrupa’nın pek çok ülkesinde yasaklanıyor, hatta aynı dönemlerde kurulan Mason örgütlerinden tutun da pek çok Avrupa ülkesinin krallarıyla ve kiliseleriyle ters düşüyor, kanlı kavgaların içine de hiç çekinmeden giriyorlar. Korkuların hakim olduğu bu dönemde,  2.Abdülhamit’e rapor olarak sunulan Cizvit Misyonerlerinin faaliyetlerini anlatan Gizli Talimatname’nin bulunması da zaten bu kavganın sonucu. Almanya’da yapılan baskında Cizvitlerin Latince yazılmış Gizli Talimatnameleri ele geçiriliyor. Bu talimatname önce Almanca’ya ardından da dönemin ülke temsilcileri imparatorları için kendi dillerine aktarıyorlar.

Cemaatin hastanelerle okullar kurmasında dikkat etmesi gereken hususlar,  ülkelerde hükümdarlar ile halkın arasına nasıl gireceği girdikten sonra da nasıl kalacağı, Zengin dul kadınların nasıl yönlendirilip nasıl bağışcı yapılacakları, dul kadınların mallarını idaresi, dul kadınların çocuklarının kilise eğitimine verilmesi telkinleri, manastır gelirlerinin artırılması, cemiyetten atılacakların cezası, cemiyetin her durumda koruyacakları, cemaate kimlerin ne şekilde alınacağı gibi çalışmalar detaylı anlatılıyor…”

 

 

About the Author

mm
Nurten Ertul
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Çeşitli gazete ve dergilerde muhabirlik, editörlük ve genel yayın yönetmenliği yaptı. Belgesel tarzda hazırladığı Elveda Kapadokya dışında, Beyaz Zambak ve Konstantin’in Mirası adlı iki romanı daha bulunmakta.

Be the first to comment on "Cizvitler ve Gizli Talimatname"

Leave a comment

Your email address will not be published.


*


error: Web sayfasında yazılan yazıların telif hakkı web sayfasına aittir. Web sayfasında yazılan, yazıları kaynak göstermeden paylaşanlar ve kullananlar hakkında web sayfası tarafından gerek Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gerekse Basın Kanunu kapsamında tüm yasal haklarımız kullanılacaktır.