Elde İki Aşırı Hassas Başkan Varsa Bunun Sonucu Ne Olur?

Aslen kaçınılabilecek olunan bir diplomatik kriz.

“İki manda küçük bir gölde kavga edince, zarar gören kurbağalar olur.”

Bu sözler bana yıllar önce, burada Halleh diye bahsedeceğim bir İranlı arkadaşım tarafından söylenmişti.

Halleh’le 14 sene önce internette tanıştım. Çok uzun süredir Orta Doğu’ya, özellikle de sürekli İsrail’i tehdit eden İran’a ilgi duyuyordum. Yahudi olduğum için bu çirkin retorik dikkatimi çekmişti. Soykırım tehditleri bir yana, İranlıların, Arap dünyası ve Pakistan’ın genelinde yaygın olan ağır anti-semitik görüşleri paylaşmadığını okumuştum.

Bunun doğru olup olmadığını bizzat kendim öğrenmek istedim ve Yahoo’nun sohbet odalarına girdim. ( O zamanlar Facebook daha kundakta bir bebekti) ve İranlıların olduğu sohbet odalarında dolaştım.

Hakikaten, kimliğimi açıkladığımda, İranlı muhataplarımın çoğu Yahudi oluşumu en ufak umursamadı. Bazıları beni, benim onları merak ettiğim kadar merak ediyordu.

Sohbet ettiğim eğitimli, açık fikirli İranlılardan biri de Halleh’di. O zamanlardan beri sohbet etmeye devam ettik, güçlü ve anlamlı bir dostluk geliştirdik.

Peki bütün bu anlattıklarımın Türkiye ile ilgisi ne?

Halleh ve ben senelerdir bir araya gelmek isterdik, fakat İranlılar pek çok ülkeden vize alamazlar. Üstüne üstlük ben de pek fazla kazandıran işlere sahip değildim ve para konularında çok kötüyümdür. Bunların sonucunda, bir türlü bir araya gelememiştik.

Ama işler değişti. Yeni işimde çok daha iyi kazanıyordum ve bunun yanısıra yaptığım bazı ekstra yazı işlerinin de yardımıyla artık yurtdışına gitmek için gerekli imkanlara sahip olmuştum. Halleh’e hangi ülkelere gidebileceğini sordum, Türkiye’ye sorunsuz şekilde gidebileceğini söyledi. Ben de “Tanışabilmek için çok uzun bir süredir bekliyorduk, haydi artık buluşalım ve bunu hemen, birkaç hafta içinde yapalım,” dedim.

Bundan bir buçuk hafta önce Türk Hava Yolları’ndan bir bilet ayırttım. Uçuş tarihim 15 Ekim Cumartesi günü olacaktı. “Heyecanlıydım” demek duygularımı tam olarak ifade etmek için yeterli olmazdı. Hem Halleh ve iki kardeşiyle tanışacak hem de dünyanın en ünlü şehirlerinden birisi olan İstanbul’u görecektim. Benim için çifte bir kültürel deneyim olacaktı.

Fakat bir süredir Türkiye ile A.B.D arasında siyasi gerilim kazanları kaynamaktaydı. Amerikan büyükelçiliğinde çalışan bir Türk vatandaşı, Türk yetkililer tarafından tutuklanmıştı ve Büyükelçi John Bass’ın söylediğine göre kendilerine bu tutuklama ile ilgili bir sebep bildirilmemişti.

Bu konu ile alakalı rahatsızlıklarını göstermek için Amerika, Türkiye’de göçmen olmayan tüm vatandaşlara yapılacak vize hizmetlerini durdurduklarını açıkladı. Türkiye’nin inatçı ve otoriter Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da Amerika’ya aynı şekilde karşılık vermesi de kimseyi şaşırtmadı.

Bu sebeplerden, bugün, yani 10 Ekim Pazartesi günü uçak biletimi iptal etmek zorunda kaldım.

Narsist mandalar

Tüm bu üzücü gelişmelerden kim sorumluydu? Tabii ki bir tangoyu yapmak için iki kişi gerekliydi ama ben bu işin sorumluluğunun büyük bir kısmının Trump yönetiminde olduğunu düşünüyorum.

Bu gece, Amerikan Dışişleri Bakanlığından emekli bir diplomatla görüştüm. Kendisinden öğrendiklerim şöyle:

Bu iş bu çapta bir krize dönüşmeden, sakin ve sağduyulu bir diplomasi yoluyla da çözülebilirdi. Fakat öyle olmadı, neden?

Trump’ın başkan olarak yetersizliğinden dolayı Dışişleri Bakanlığında yüzlerce pozisyonun boş oluşu bu durumun sebeplerinden biri olabilir. Dışişleri Bakanlığı etkin bir diplomasi gerçekleştiremeyecek kadar zayıf duruma mı düştü? Bilmiyorum.

Aynı zamanda, Türkiye’den Amerikan vizesi verilmesini durdurma kararını kimin verdiğini de merak ediyordum. Bu karar Amerika’nın Türkiye Büyükelçisinin yetki alanında mıydı?

Kaynağıma göre; Dışişleri Bakanlığının bu tarz politikalara kendi kendine karar vermeye yetkisi yoktu. Dışişleri konuyu Ulusal Güvenlik Komitesi ve Başkan’a rapor ediyor, uygulanacak politikaya da onlar karar veriyordu.

Bu, vizeleri durdurma kararını Trump’ın aldığı anlamına mı geliyor? Hiçbir fikrim yok.

Fakat bu krizin, Amerikalıların beceriksizliği sebebiyle kızıştırılan bir yönü olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Erdoğan’ın, tıpkı Trump gibi aşırı hassas ve çabuk öfkelenen biri olduğu bilinen bir durumdur. Erdoğan’ın kendisine yapılana benzer bir şekilde karşılık vereceği beklenen bir şeydi, nitekim öyle de yaptı ve kriz derinleşti.

Yani iki manda, iki gaddar ve haşin manda küçük bir gölde dövüşüyorlar ve bunun bedelini ben, Halleh ve binlerce masum Türk ve Amerikalı kurbağa ödüyor.

Çeviren: Deniz Yurdakul

About the Author

mm
Zak Mazur
Zak Mazur lives in Milwaukee, Wis. He used to work as a reporter, but is currently a copywriter for digital marketing company.

Be the first to comment on "Elde İki Aşırı Hassas Başkan Varsa Bunun Sonucu Ne Olur?"

Leave a comment

Your email address will not be published.


*


error: Web sayfasında yazılan yazıların telif hakkı web sayfasına aittir. Web sayfasında yazılan, yazıları kaynak göstermeden paylaşanlar ve kullananlar hakkında web sayfası tarafından gerek Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gerekse Basın Kanunu kapsamında tüm yasal haklarımız kullanılacaktır.