DUNNING-KRUGER SENDROMU - Halimiz
ANKARA’DA SANAT VAR… ÖYLE GÜZEL Kİ…
11 Ocak 2018
ÇOCUK
11 Ocak 2018

 

Türkiye, bir süredir en kritik atamaların bile liyakata değil ideolojik ölçütlere göre yapıldığı bir dönemden geçiyor. Bunun ülkemizin yönetim kalitesini olumsuz etkilediği açık. Eğitimden dış politikaya, ekonomi ve ticaretten yargıya uzanan geniş bir yelpazede bu teşhisimin geçerli olduğunu düşünüyorum.

Eskiden televizyon izlerken birilerine bakıp da “Ya bu adam bu sığlıkla nasıl buralara kadar gelebilmiş” diye düşündüğüm olurdu. Fakat bu sık sık olan bir durum değildi. Ancak özellikle son yıllarda bu hisse çok daha sık olarak kapıldığımı itiraf etmeliyim. Öyle bir noktaya geldik ki, belli makamlara gelmiş ve televizyon ekranlarında boy gösteren bazılarına baktığımda hem şaşırıyor hem de “Bu cahillik, kendini bilmezlik nasıl fark edilmez?” diye içimden geçiriyorum.

Şimdi gelelim olayın psikiyatrik boyutuna. Justin Kruger ve David Dunning adlı iki psikiyatri uzmanı, 10 yıl kadar önce ortaya bir teori atarak şunu söylediler: “Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini arttırır.”

Bunun üzerine, konu ile ilgili geniş çaplı bir araştırma başlatıldı. Fizyolojik ve zihinsel alanda çeşitli uygulamalar yapıldı, testler gerçekleştirildi. Sonuçta şu bulgulara ulaşıldı:

  • Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
  • Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğiliminde olurlar.
  • Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.
  • Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle arttırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksiz olduklarının farkına varmaya başlarlar.

Bu noktada Cornell Üniversitesi’ndeki öğrenciler arasında yapılan bir teste değinmekte yarar var. Söz konusu test sonrasında öğrencilerden “Nasıl geçti?” sorusuna yanıtlar isteniyor.

Sonuçlar gerçekten şaşırtıcı oluyor. Soruların yüzde 10’una bile yanıt veremeyenlerin kendilerine güvenlerinin çok yüksek olduğu anlaşılıyor. Bunların “ testin yüzde 60’ına doğru yanıt verdiklerini” düşündükleri; hatta “iyi günlerinde olmaları halinde yüzde 70 başarıya bile ulaşabileceklerine inandıkları” ortaya çıkıyor.

Buna karşılık, soruların yüzde 90’ından fazlasını doğru yanıtlayanların ise “en alçakgönüllü” denekler oldukları dikkat çekiyor; bunlar, soruların yüzde 70’ine doğru yanıt verdiklerini düşünüyorlar.

Elde edilen tüm bu sonuçlar bir araya getirildikten sonra Dunning-Kruger Sendromu’nun metni ortaya çıktı:

İşinde çok iyi olduğuna inanan yetersiz kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz. Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür. Ancak bu ‘cahillik ve haddini bilmeme’ karışımı mesleki açıdan müthiş bir itici güç oluşturur. ‘Eksiler’ kariyer açısından ‘artıya’ dönüşür. Sonuçta, ‘kifayetsiz muhterisler’ her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler. Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında ‘fazla alçakgönüllü’ davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler. Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler.”

Bertrand Russell boşuna dememiş: “ Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.”

Bu derlemeyi hazırlarken aklımdan çok sayıda isim geçti. Aklınızdan geçecek isimlerin benimkilerle ne derece örtüşeceğini merak ediyorum.

 

 

 

mm

Dr. Ali Tigrel

Devlet Planlama Teşkilatı Eski Müsteşarı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!