DÖRT İSİM, BİR KADIN: NURİYE ULVİYE MEVLAN CİVELEK - Halimiz
OTOKRATLARIN YILI?
8 Mart 2018
HASTALIKLARIN ZİHİNSEL NEDENLERİ
8 Mart 2018

Kadınlar Günü’nü kutlarken veya kadın haklarından söz ederken soyut bir kadın figürünü düşünmek yerine geçmişteki çalışmaları ve kişisel mücadeleleriyle çok önemli işler başarmış kadınlarımızı hatırlamak daha yerinde olmaz mı ?

O isimlerden birisi, Türkiye’deki feminist akımın kurucusu olan Nuriye Ulviye’dir.

1893’te Gönen’de doğan Nuriye Ulviye’nin babası, Kafkas göçmeni bir çiftçiydi. Nuriye küçük yaşta sarayın hizmetine verildi ve saray adetlerine uygun olarak henüz 13 yaşındayken yaşlı bir erkekle evlendirildi. Fakat bu evliliğin gerçekleşmesinden kısa bir süre sonra kocası Hulusi Bey hayatını kaybetti ve Nuriye, genç yaşta dul kaldı. Küçük yaşlarından beri okumaya meraklı biri olan ve dünyayı takip eden Nuriye, büyük bir işe girişti ve kocasından kalan mal varlığını kullanarak 4 Nisan 1913’te Osmanlı tarihinin ilk kadın dergisini çıkardı. Amacı, kadın haklarını imparatorluk topraklarında tesis etmek ve kadın-erkek eşitliğini basın yoluyla herkese duyurmaktı. Onun adını bugün hâlâ hatırlıyor olmamızın nedeni işte bu büyük adımdır.

Nuriye Ulviye, kadınların sokağa çıkmaya çekindiği o tarihlerde hiç çekinmeden derginin künyesine adını koydu. Derginin sahibi olarak büyük harflerle onun adı yazıyordu. Derginin tüm kadrosu kadınlardan oluşuyordu.

Bu cesur kadın, Kadınlar Dünyası’nı neden çıkarmaya başladığını şöyle anlatıyor:

“İlerlemek ve yükselmek için hem pratik cesaretin hem de ruhsal cesaretin, başka bir deyişle çağdaş kişiliğin önemi konusundaki düşüncelerim artık iyice olgunlaşmıştı. İçinde yaşadığımız uyanış devrinin ve kurulan toplumun temelini oluşturan sosyal bilimlerin ışığında, (kadınların ilerlemesi için) gerekli olan (adımları) cesaretle gerçekleştirecek bir gazete çıkarmaya giriştim.”

Feminist olduğunu açıkça yazan dergi, bu sözcüğü Nuriye’nin kaleminden sıkça dile getirmekten çekinmedi. “Feminizmin gayesi insan olmaları nedeniyle hem kadınları hem erkekleri daha rahat ve mesut yaşatmaktır” diye yazar bir yazısında.

Nuriye Ulviye, daha sonra kendisi gibi gazeteci ve kadın hakları savunucusu olan Rıfat Mevlan ile hayatını birleştirdi ve derginin 108. sayısından itibaren Ulviye Mevlan adını kullanmaya başladı. Rıfat Mevlan ünlü bir gazeteciydi ama Mustafa Kemal’e muhalefet ettiği için sürgüne gönderildi. Nuriye Ulviye Mevlan bunun üzerine 1923 yılında Rıfat Mevlan’dan ayrıldı.

Kadın hakları hareketi, İmparatorluk topraklarında ilk kez Kadınlar Dünyası dergisiyle gündeme getiriliyordu. Muhafazakâr çevreler bu durumdan rahatsız olsalar da artık rejim değişmiş, Cumhuriyet ilan edilmişti ve Mustafa Kemal, Türkiye topraklarında kadınlara daha fazla hak verilmesi için ciddi adımlar atan bir liderdi.

Nuriye Ulviye Mevlan, kısa süre sonra yeni biriyle, Ali Civelek ile tanıştı ve onu çok sevdi. İki tarafın aileleri bu evliliğe karşı çıksa da sıkı bir feminist olan Nuriye, 1925’te Ali Civelek’in evlilik teklifine ‘evet’ dedi ve üçüncü evliliğini yaptı.

Öte yandan dergi, savaşlar yüzünden yaşadığı bazı kesintilere rağmen yoluna devam ediyordu. Yaşanan maddi sıkıntıları aşmak için Nuriye mücevherlerini sattı ve dergiyi hayatta tutmayı başardı. Ekonomik sorunlar sadece onun değil tüm kadınların ortak sorunuydu. Ekonomik bağımsızlığa kavuşmayan bir kadının kendi ayakları üstünde durması imkânsızdı. Derginin 164. sayısında Posta-Telgraf Bakanlığı’nda çalışan kadın memurların maaşlarının yetersizliğini yazan Nuriye Ulviye, derginin sonraki sayısında bu konuya bir kez daha değinir ve şunları yazar:

“Kadınlar Dünyası’nın 164. sayısında Posta-Telgraf Nezareti’ne alınan kadınların maaşlarının azlığından yakınmış, zam istemiştim. Bir kısım erkekler bu basit dileğimden nedense ürkmüşler; tüm memurluk alanını ve memurluk işlerini kadınların işgal edeceğini ve sonunda kendilerinin elleri böğürlerinde aç kalacakları kararına varmışlar. Ve hatta bazı erkekler, işi dergimize mektuplar yazarak yardım istemeye kadar bile vardırarak zayıflıklarınını da gösterdiler. Biz bu mektupları tabii ki özel bir dikkatle okuyoruz ve böylece erkek ruhunu ve karakterini daha iyi inceleyebiliyor ve anlayabiliyoruz. Bu mektuplardan bir tanesi, gerçekten merhametimize dokundu. Kadın ruhu ya, acıdık ve teselli etmek istiyoruz. İyi eğitim yapmış, bilgisiyle, becerisiyle ve zekâsıyla işini güzelce yöneten ve gelecekte de bir eş ile yaşayacak ve evlatlarını da yaşatacak bir kız, neden sahip olduğu kabiliyetlere uygun bir maaş aramasın ve istemesin de senelerini boş yere geçirsin? Ve aldığı maaş, bilgisiyle, becerisiyle, zekâsıyla ve işiyle aynı ayarda olmayınca neden feryat etmesin; sussun ve miskin miskin otursun? İşte azizim, feminizm bu miskinliği kabul edemez.”

Kadınlar Dünyası’nın hedeflerinden biri, yükseköğretim hakkının kadınlara da tanınmasıydı. Bunun için derginin kadın yazarları çokça yazılar yazıyordu. “Biz de eğitim vergisi veriyoruz” diye yazılar yayınlayan dergi, 7 Şubat 1914’te üniversite tarihinde ilk kez bir kadın konferansı düzenlenmesini sağladı. Bununla kalınmadı; derginin başını çektiği hareket sayesinde ilk kadın üniversitesi, yani “İnas Darülfünunu” 12 Eylül 1914’te eğitime açıldı. Nuriye Ulviye ve arkadaşları için bu büyük bir zaferdir.

Kadınlar Dünyası’nın kadının sorunlarına çözüm yolu, “toplumsal inkılâptan bağımsız olmayan bir kadın inkılâbı”dır. Osmanlı toplumuna bir devrim gerektiğini vurgulayan dergi için bu devriminin amacı, kadın erkek eşitliğinin sağlandığı yeni bir dünya kurmaktı.

Nuriye Ulviye Mevlan Civelek, hayatı boyunca bu dünyayı kurmak için çalıştı durdu. Yazdığı yazılarla, verdiği konferanslarla önce imparatorluk topraklarında, sonra da genç Türkiye Cumhuriyeti’nde kadın hakları için elinden geleni yaptı.

Kadınlar Dünyası’nın son sayısı 21 Mayıs 1921’de yayınlandı ve Türk basın tarihinde kendine onurlu bir yer edindi.

Derginin kurucusu Nuriye Ulviye de tıpkı Kadınlar Dünyası gibi Türkiye’nin özgürlük tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Derginin kapanmasından sonra da bir ömür boyu kadın haklarını daha ileriye götürmek için didindi durdu.

9 Nisan 1964’te Hatay Kırıkhan’da hayatını kaybettiğinde 71 yaşındaydı.

İlçedeki halk kütüphanesi onun adını taşımaktadır.

(Bu yazı Dünya Hala Büyük Yaşam Hala Kısa adlı kitabımdan alınmıştır).

mm

Murat Erdin

Murat Erdin 1968'de İstanbul'da doğdu. Pertevniyal Lisesi'nden sonra İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni bitirdi. Gazeteciliğe 1990 yılında başladı. Radyolarda ve televizyonlarda çok sayıda programa imza attı. Halen yazar ve öğretim görevlisi olarak çalışmalarına devam ediyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!